1980 yılında H. Parseğyan, A. Haçaduryan, Y. Ğazarosyan kollektif editörlüğünde Yerevan’da yayınlanan ‘Hay Barperagan Mamulı Kırderi Masin’ (Ermeni Süreli Yayınlarında Kürtler, Bibliyografya 1850-1920) çalışmasını temel alarak Ermeni süreli yayınlarında Ermeniler, Kürtler ve merkezi iktidar arasındaki ilişkilere dair haberleri başlıklar ve özet halinde aktarıp, bazı önemli yazıları da Ermeniceden Türkçeye çevirmiştik. Bu çalışma bir haftaya sığmayacağı için bir dizi haline getirmeye karar vermiş, ilk olarak da Taşnaksutyun partisinin gazetesi Azadamard’da çıkan yazı ve yorumlara yer vermiştik.
Azadamard gazetesinde Kürtlerle ilgili yer alan haber ve yorumları yayınlamaya devam ediyoruz.
Osmanlı İmparatorluğu'nda Ermeni ve Kürt nüfusun birlikte yaşadığı vilayetlerde toprak sorunu en köklü ve en tehlikeli meselelerden biriydi. Çünkü Ermeni köylüsünün en büyük serveti topraktı, bu nedenle Kürt beylerinin ve ağalarının vilayetlerdeki Ermeni nüfusunu yerinden etmesi, onlara ait ormanlara ve tarlalara el koyması, din, eğitim, ticaret yapılarını yağmalanması süreklilik arz etmeye başladı. Bu politika Ermeniler açısından mal kaybı yanında ciddi can kayıplarına da neden oldu. Bu politikaların sonuçlarını ele alan onlarca rapor hazırlandığını, gazete sayfalarında yüzlerce, binlerce haber yayınlandığını söylemek abartı olmayacak.
İstanbul Ermeni Patrikhanesi, oluşturduğu bir komisyon aracılığı ile hazırladığı raporu resmen Saray’a sunmuştu. Osmanlı Parlamentosu Muş mebusu Keğam Der Garabedyan’ın 1910 yılında hazırladığı “Ermenilerin Yaşadığı Vilayetlerde Toprak Sorunu” başlıklı rapor Azadamard gazetesinde tefrika edildi.
Kürtlerin eğitim alanında ilerlemesi, geliştirilmesi için Ermeni aydınlarının siyasi partilerinin çabaları ve önerileri hiç eksik olmadı. 1910 tarihinde Azadamard’ın 397.sayısında yer alan ‘Kürt Çocukları Ermeni Okulunda’ başlıklı başyazı günümüz için bile ilham verici, eğitici ve sorunlara çözüm bulma açısından yol gösterici bir özellik taşımaktadır.
2026 yılında Ermeni halkı kendi eğitim sorunlarına yol ve çare ararken, Ermenistan’dan gelen çocuklara ise bürokratik endişelerden uzak güvenli bir dam aramaktadır.
Seneler boyunca Agos sayfalarından sayısız kez “kan üzerinden değil can üzerinden konuşalım” sesi yükseldi. Ne ilginçtir ki yüzyıl önce gündeme gelen “Kürtlerin Silahsızlandırılması” düşüncesi yüz yıl sonra “barış sürecine” evrildi. Bu konudaki dönemin gelişmelerini de hatırlanacağı gibi geçen hafta yayınlamıştık. Bu küçük hatırlatmayla bölgeden geçilen haberlerle bakmaya devam edelim. Son bir not, bu bölümle birlikte dizimize kısa bir ara veriyoruz, devam edeceğiz.
Azadamard gazetesinden seçkiler
1910, No:324
‘Mir Mıher’in yeni açgözlülükleri’ başlıklı haber. Kürt aşiret reisi Mir Mıher’in Norduz sancağı (Van idari birimi) Khırapar (Şanlıurfa) köyündeki eylemleri konu ediliyor.
1910, No:326
‘Hükümete karşı Kürt çeteleri’ başlıklı haberde Kürt çeteleri ile Türk hükümet birlikleri arasındaki gerilim konu ediliyor.
1910, No:333
‘Kürt çapulcuları hükümete karşı’ başlıklı haberde Bitlis Kürtleri ile hükümet güçleri arasındaki çatışmalar ele alınıyor.
1910, No:334
‘Ermeni ve Kürt köylüler diktatörlerine karşı birlikte mücadele ediyor’ başlıklı haberde Balaban Khıntsorag köyünde Balaban Gulabi-Zatenlerin asırlık baskısına karşı Ermeni ve Kürt sakinlerinin protestosu konu ediliyor.
1910, No:402
Kürt halkının tarihini incelemek ve Kürt Ermeni dostluk ilişkilerini güçlendirmek amacıyla yapılan öneriye yer veriliyor. ‘Kürt halkının tümünün eğitilmesi sorunu’ konu ediliyor.
1910, No:444-455-456
Keğam Der Garabedyan’ın, toprak sorunu ve Kürtlerin Türkiye’deki sosyal ekonomik durumu hakkındaki incelemesi üç sayı boyunca yayınlanıyor. İncelemede Kürtler ile Ermeniler arasında toprak ilişkilerine yakından bakılıyor.
1910, No:461
‘Kürtçe ve Arapça konuşan Ermeniler için’ başlıklı haberde Siirt’in 150 Ermeni köyünde Kürtçe konuşan Ermenilerin eğitimlerinin yaygınlaştırılması çağrısı yapılıyor.
1910, No:472
Erzincan Hıntsoreg köyünde (günümüzde Erzincan ili Üzümlü ilçesine bağlı Pınarlıkaya köyü. Z.M. ) 31 Ermeni ve 17 Kürt köylüsünün şöhretli Gulabi Ağalara karşı protestosu haberleştirilmiş.
1911, No:503
‘Aşiret başkaldırıları’ başlıklı haberde Musul’da Barzani hareketi ve Türk güçlerine karşı elde ettiği kazanımlar konu ediliyor.
1911, No:520
K. Muratyan’ın ‘Kürtçe konuşan Ermeniler ve Kürt dili’ başlıklı yazısında Ermeni Kürt kültürel ilişkileri, Kürtçenin kendine ait birkaç özelliği, Ermeni-dengebejleri/şarkıcıları konu ediliyor.
1911, No:530
‘İlkokullarda Kürtçe konuşanların ihtiyaçları’ başlıkla yazıda Kürdistan’da eğitim faaliyetinin yaygınlaştırılması ve okulları açık tutma sorunu ele alınıyor.
1911, No:634
‘Kürtler de aynı kara gözyaşını döküyorlar’ başlıklı yazıda Kürtlerin Türkiye’deki sosyal ekonomik durumu ele alınıyor, Kürt Kör Hüseyin Paşa ve işbirlikçilerinin Kürt köylülerine yönelik kötülükleri konu ediliyor.
1911, No:641
‘Kürtçe konuşan Ermeniler hakkında’ başlıklı yazıda Silvan, Zırkani, Pişerik ve Parahamk’da Birleşik Ermeni Dernekleri’nin Kürtçe konuşan Ermeniler için açtığı okullar konu ediliyor. Ayrıca yeni örgütlenen “Kızıl Haç” derneğinin faaliyetlerinden bahsediliyor.
1911, No:646
H. Haçigyan’ın ‘Aşiret kuralları’ yazısında Kürtlerin sosyal-ekonomik durumları, Kürt aşiretleri ve onları idare/yönetim biçimleri ele alınıyor.
1911, No:667
‘Türk-İran sınırında Kürt isyanları’ başlıklı haberde Abdül-Razagi’in faaliyetleri ve Kürt Rus ilişkileri ele alınıyor.
1911, No:753
H. Şahbazyan’ın 1911 tarihinde İstanbul’da yayınlanan ‘Kürt Ermeni tarihi’ başlıklı kitabı tanıtılıyor.
1912, No:806-810
‘Kürtler ve Türkler de Musa Beg’den davacı’ başlıklı haberde ‘Musa Beg Türk hükümetinin katılımı ile Muş’ta faaliyetlerine devam etmektedir’ deniyor. (Musa Beg ismini Aras Yayıncılık’tan çıkan “Gülizar’ın Kara Düğünü-
Bir Kürt beyi tarafından kaçırılan Ermeni kızın gerçek hikâyesi” başlıklı, Arménouhie Kévonian tarafından kaleme alınan kitaptan hatırlıyoruz. Z.M.)
1912, No:818
‘Devlet içinde devlet’ başlıklı haberde Kürtlerin Muş’ta sosyal, ekonomik ve siyası durumu konu ediliyor, Musa ve Kasım beylerin hükümran faaliyetlerinden haber veriliyor.
1912, No:839
‘Yaptıkları kötülükler nedeniyle haklarında dava açılan Musa ve Kasım beyler imparatorluk affına uğrayacaklar’ haberi.
1912, No:848
A.Menag’ın ‘Kürt hareketleri çerçevesinde’ başlıklı makalesi. Van vilayetinde Şeyh Abdül Ğazi önderliğinde Kürt hareketleri ve onun amca oğlu Şeyh Fahar’s karşı mücadelesi konu ediliyor.
1912, No:858
Muş ruhani önderi Episkopos Nerses Harhanyan’ın Kürtlerin sosyal-ekonomik durumu hakkında patriklere gönderdiği mektup.
1912, No:955
‘Yeni Kürt edebiyatı’ başlıklı yazıda Kürtlerin tarihsel ve güncel tarihi ile ilgili Ermenice ve Kürtçe rubailere değiniliyor.
1912, No:982
‘Birkaç Kürt aşireti hakkında bilgiler’: Kürt Gravatsi, Mahmuransi, Diniasi, Vozmisi aşiretlerinin faaliyetleri konu ediliyor.
1912, No:982
‘Mir Mıhe ve Sait Beylerin tutuklanması’ başlıklı haberde Ermeni ve Kürtlerin yerel idarelere, Mir Mıhe ve Sait Beyler hakkındaki şikayetleri konu ediliyor.
1912, No:990
‘Kürt öğrenciler’ başlıklı haberde İstanbul Kürt Öğrenci Derneği’nin faaliyeti konu ediliyor.
1914, No:1505
‘Kürtler Birliği’ başlıklı haberde ‘Kürtler yeni hareketlere hazırlık yapmaktadır’ bilgisine yer veriliyor, birliğin faaliyetleri konu ediliyor.
1914, No:1534
Şah Armen’in ‘Unutulan bir taşra’ yazısında Hınıs Kürtlerinin sosyal ekonomik durumu, Kürtlerin gelenekleri, hal ve hareketleri konu ediliyor.
Kürt çocukları Ermeni okullarında
(Azadamard gazetesi, 1910, No:397)
Haber, Ermeni vilayetlerinin en ücra bir köşesinden, Erzincan Tercan’ın Hınzır köyünden (Günümüzde Otlukbeli ilçesine bağlı. Z.M) geliyor. Köyde 30 hane Ermeni ve 70 hane Kızılbaş Kürt nüfusu bulunmakta olup, Ermeni köylüler kendi okullarının gerekli bütçesini karşılayamamışlardır. Bu nedenle aralarında doğal bir fikir doğmuştur: Köylüleri olan Kürtlere de çağrıda bulunarak çocuklarını aynı okula göndermelerini, aynı eğitim vergisini (harcını) ödemelerini ve böylece birleşen güçlerle ortak bir ilkokula sahip olmayı teklif etmişlerdir.
İşte eyaletin en zavallı köylerinden birinin uyguladığı, pratikte ne kadar faydalıysa bir o kadar da yüce ve asil olan bir fikir!
Biz bu olaya özel bir önem veriyoruz; çünkü bu durum ulusal, eğitsel ve toplumsal açıdan birden fazla hayati meseleye temas etmektedir.
Türkiye’nin demografik yapısı öyledir ki, azınlık oluşturan bir topluluğun kendi imkânlarıyla sırf kendi ulusuna ait ilkokullar açması ve yaşatması çoğu zaman imkânsızdır. Bu sebeple azınlıkların dili, tarihi, edebiyatı ve vicdan özgürlüğü hakları olağanüstü bir önem kazanır. Eğer bu hakların korunması gerek cemaat okullarında gerekse devlet okullarında her bakımdan güvence altına alınmazsa; eğitim meselesinin sadece kavimler arası şiddetli huzursuzluklara ve çatışmalara kapı aralamakla kalmayıp, aynı zamanda ülkenin genel gelişimine ve ilerlemesine engel teşkil eden bir felakete dönüşeceği açıktır.
“Görev Ermeni nüfusuna düşüyor”
Şüphe yok ki Türkiye gibi çok unsurlu bir devlette, halklar arasındaki zihinsel ve kültürel seviye eşitsizliği; uluslar ve halklar arasında nefret ateşini körükleyen, hatta birbirleriyle bölünmez bir çıkara sahip olan sınıfları bile karşı karşıya getiren en büyük etkenlerden biri olmuştur. Bu açıdan bakıldığında, aynı çevrede yaşayan daha bilinçli ve nispeten daha gelişmiş unsurun, geride kalmış komşusunu da yanında ileriye çekmek, onu aydınlanma ve eğitim yolunda teşvik etmekle yükümlü olduğuna inanıyoruz. Şüphesiz ki Ermeni vilayetlerinde bu görev en çok Ermeni nüfusuna düşmektedir.
Biz bu görevi şöyle anlıyoruz: Sadece Kürtlerin veya Türklerin yaşadığı bölgelerde az çok eğitimli Ermeni bireyler eğitim hareketini ve okul faaliyetlerini propaganda edip yaymalıdır. Ermeni-Kürt veya Türk-Ermeni karma köylerinde ise müstakil okulları ayakta tutmak imkânsızsa, birleşik okullar kurulmalıdır. Ancak bu okullarda her milletin çocuğu temel eğitimini kendi ana dilinde almalı ve dini inançlarına müdahale edilmemelidir. Hınzır okulundaki Ermeni öğretmenler de Kürt köylü çocuklarına karşı bu anlayışla hareket etmelidir.
Kürtçe bilen Ermeni öğretmen bulmanın zor olduğu, diğer yandan Kürtçe ders kitabı, işlenmiş bir dil veya edebiyat bulunmadığı itirazı öne sürülebilir. Elbette imkânsız zorluklar karşısında başı kayalara vurmanın bir anlamı yoktur ve iki kötülükten ehven olanını seçmek gerekir: İstisnai bir durum olarak, Kürt köylü çocuğunu tamamen eğitimsiz bırakmak yerine, onu Ermenice eğitmek kabul edilebilir. Ancak bu, Kürt aydınları veya yetkin kişiler Kürtçe alfabe, kitap ve öğretmen yetiştirene kadar geçici bir düzenleme olmalıdır.



