CHP lideri Özgür Özel, mutlak butlan kararıyla Kemal Kılıçdaroğlu'nun genel başkan olarak atanmasının ardından ikinci kez Meclis'teki grup toplantısında konuştu.
CHP'de Meclis Grup Toplantısı'nın kim tarafından yapılacağına ilişkin tartışmalar son ana kadar devam etti. CHP'nin seçilmiş genel başkanı Özgür Özel de mahkeme kararıyla göreve getirilen Kemal Kılıçdaroğlu da bugün saat 13.30'da grup toplantısında konuşacaklarını duyurmuştu. Kılıçdaroğlu'nun Meclis grubunda konuşmaktan vazgeçmesiyle krizin sona erdiği grup toplantısında konuşan Özel, "Bu kürsüde Cumhuriyet Halk Partisi'nin seçilmiş genel başkanının konuşma yapmasının sağlanması; Dikmen Kapı önündeki binlerin, Türkiye'deki milyonların ve bu salonda bulunan bu güzel insanların yüreklerindeki demokrasi, ülke ve parti sevgisindendir. Sizleri kutluyorum. Buradaki bu duruş, bu yürüyüş bir mevzi değildir, bir zafer değildir; Vazgeçmemektir, teslim olmamaktır" dedi.
Özel kurultayın 26 Temmuz günü yapılması gerektiğini söyledi.
Meclis önündeki konuşmasında isim vermeden Kılıçdaroğlu'na "atanmış başkan" ifadesini kullanan Özel, Meclis grup toplantısında da bu ifadelerini yineleyerek seçilmiş genel başkanlığın altını çizdi. Özel, "Burası seçilmişlerin yeridir; yani bugün bu kürsüdür. Bir seçilmiş, ona verilen görevde verilen bayrağı bir kere bırakmaya koysun, o bayrağı bir bırakırsanız millet bir daha elinize vermez o bayrağı" diye konuştu.
Bugün yaşanan krizin CHP'nin iç meselesi olarak yansıtıldığını söyleyen Özel, "Mesele, Cumhuriyet Halk Partisi'ni olası tüm adaylarıyla, kurumsal kimliğiyle, lideriyle bütün güçlü kaslarıyla birlikte ortadan kaldırmaya çalışan rakipsizleştirme, Erdoğan'ı rakipsizleştirme meselesinden başka bir mesele değil. O aslında güçsüz ama gücünü haklılığından alan bedenini o oradan buradan toplanmış serseri güruhun önüne koyacak" ifadelerini kullandı.
"Biz sandığına inanırız"
CHP'de mutlak butlan kararı ardından çıkan "grup toplantısı" krizi nihayete erdi. Mahkeme kararıyla Genel Başkan olarak atanan ve salı günleri olan grup toplantısında kendisinin konuşacağını açıklayan Kılıçdaroğlu, bugün grup toplantısına iki saat kala Meclis'teki konuşmadan vazgeçtiğini duyurarak, saat 14.00’te bir grup toplantısı gerçekleştirmek üzere CHP Genel Merkezi'ne çağrı yaptı.
Özgür Özel ise grup konuşmasından önce Meclis Dikmen Kapısı önüne kendisini bekleyen vatandaşlara seslenerek, "Eğer siz olmasaydınız, baba ocağına gelen o tipler bugün de bu Meclis’in kapısına dayanacak, sanki Cumhuriyet Halk Partisi misafiriymiş gibi içeri sokulacaktı. Grup toplantısını provoke edecek, sabote edecek, gerekirse kaba kuvvetle ele geçirecek ve kürsüyü seçilmiş Genel Başkan’a değil, atanmış bir kararla gelen birisine vereceklerdi" ifadelerini kullandı.
Özel, Meclis önündeki konuşmasının ardından saat 13.30'da Meclis'teki grup toplantısına katıldı ve konuşmasına geçen yıl elektrik akımına kapılarak hayatını kaybeden Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek'i anarak başladı. Özel'in grup toplantısı konuşmasından satır başları şöyle:
Geçen yıl kurbandı Ferdi geldi, beni aldı. Bayram vaazını dinledik, namazı kıldık. Kabristana, aile büyüklerine gittik. Partimizin ve diğer partilerin 80 öncesi hayatını yitirmiş il başkanlarına ziyarette bulunduk. Sonra kurbanlarımızı kestik. Birer but aldık, Ferdi Gülten teyzeye ben anneme götürdüm. Sonra da o feci kaza haberini aldık. Hepiniz vardınız hastane bahçesinde. 3 gün direndi, 3 gün mucizeyi kovaladık. Olmadı. Manisa’da ilk kez Cumhuriyet Meydanı’nda yapılan bir törenle kardeşimizi uğurladık.
Orada olmayı hepimiz istedik, orada olacaktık. 'Haftaya grup olmaz, orada oluruz' dedim. Olamayacak bir şey oldu. Sonradan araya girip 'yapmasanız' diyenlere 'Özgür Bey Manisa’ya gidecekse yapalım' dediler. Fırsat bilindi, bir açıklama yapıldı. Günlerce düşündük. 'Gidelim, gelsinler' dendi. Kim gelecekti? O sabah partiye kim gelecekse onlar gelecekti. Biraz önce Dikmen kapıda da gördük onları zaten.
Kimin geleceğini ve nasıl gelmeyi planladıklarını gördük. Kim gelecek? Son dört kurultayın seçilmiş genel başkanı olmayacak, seçilmiş yöneticileri olmayacak. Son üçünde geçerli oyların hepsini alan genel başkan olmayacak. İlk günden bu yana ilk kez nasip olan ki kendime saymıyorum diye söyledim, bir genel başkanın son üç kurultaydır delinmeyen anahtar listesi.
Bu liste iyi yapıldı, güçlü müçlü demek değil. Bu delegenin yani hem son seçilen delegenin hem ilk delegenin, o günkü delegenin idraki partiyi sevmesi, sahiplenmesi kapalı yere giriyor adam. Kimse görmüyor atmaz atmaz. 3 sene önce vermemiş 600 küsur tanesi. Hepsi veriyor. Diyor ki birlikte olalım. Bugün dayanışma günü bugün ayrışma günü değil. O delege gelse o delege gelse, o ruh gelse, o bilinç gelse, o idrak gelse zaten Özgür Özel'e burada gerek yok. Orayı kimin oturduğunun hiç önemi yok.
"Burada olmaya Ferdi'nin sesiyle karar verdim"
Ama kim gelecekti, kimin geleceğini gördük. Nasıl gelmeyi planladıklarını gördük ve buranın ne olduğunu gördük. urası Milli İrade'nin tecelligahıdır. Burada tecelli eder. Millet bir karar verir, o karar burada tecelli eder. Bütün yıpranmışlığına, yok sayılmasına, anayasayla yetkilerinin yağmalanmasına rağmen eninde sonunda o birinci meclisin duvarlarındaki o ruhu gidince hissedersiniz. Burası seçilmişlerin yeridir; yani bugün bu kürsüdür. Bir seçilmiş, ona verilen görevde verilen bayrağı bir kere bırakmaya koysun, o bayrağı bir bırakırsanız millet bir daha elinize vermez o bayrağı.
Onun için herkese danıştım, en son Ferdi'nin sesiyle kararı verdim. Dedi ki hep Manisa'ya gitmem gerekir, hep burada bir şey çıkar. Orada da olmam lazım. Ararım, yav birader ne yapacağız? Daha derken anlar, abi biz burayı hallederiz sen orada lazımsın. Ben bugün burada lazımdım, ondan burada kaldım.
Bir inatlaşmanın değil de görevi üstlenmenin gereği budur. Dört koldan saldırı altındayız. 3 yıl önce partimizde seçimleri kazandık, 10 ay sonra yüzde 38'le 47 yıl sonra partiyi 1'inci parti yaptık. Kurulduğu günden beri AK Parti'yi ilk kez geride bıraktık. O günden beri saldırı altındayız. Öyle bir noktadayız ki. O günün delegasyonuyla yeniden kurultay yapılmış, YSK denetiminde bütün süreç bitmiş. Ama AKP yargı kollarının görevlendirdiği istinaf mahkemesi olmayacak bir karar aldı. Seçilmiş kimsenin koltuğunun sonucunun kesinleşemeyeceği acayip bir sistemin içine düşürdüler Türkiye’yi.
"CHP'nin iç işi falan değil"
CHP'nin iç işi diyorlar ya, bakarsan dışarıdan anlamazsın meseleyi, çözmezsen kumpası, CHP'nin iç işi. CHP'nin iç işi falan değil. Kim karışır CHP'nin kurultayına? Öyle bir noktadayız ki, o günün delegasyonuyla iki kere olağanüstü kongrede yapılmış, günü gelmiş, sıfırdan başlanmış, mahallelere tek tek sandık konmuş, YSK denetiminde bütün süreçler bitmiş, dönüp son dört kongreyi iptal etsen, daha doğrusu, yok say, YSK'ye göre yok değil.
Mazbatalar duruyor, her şey tamam. Hiçbir yere göre yok değil ama Ak Parti yargı kollarının görevlendirdiği bir istinaf mahkemesi olmayacak bir karar alsın ve artık Türkiye'de hiçbir seçilmişin koltuğunun seçim hukukuyla, itirazlara ve kesinleşmeye bağlı seçim hukukuyla sonucunun kesinleşemeyeceği bir asliye mahkemesini ikna edenin, bir istinaf mahkemesinin gözünü döndürenin her şeyi yapabileceği bir acayip sistemin içine düşürdüler Türkiye'yi. Ondan kurtulmaya çalışıyoruz.
Ama öyle bir kötü akıl var ki, onu söylemeden olmaz, onu görmeden olmaz. Kötü akıl şu. Yenilmiyorduk, yendiler. Kaybetmiyorduk, kaybettik. İstanbul'u da aldılar, Ankara'yı da aldılar. Türkiye'nin %65'ini aldılar. İlk seçimde iktidarı alırlar. Biz bu iktidarı veremeyiz. Veremeyecek durumdayız. Sandıkla geldik ama sandıkla gidemeyiz. Dönülecek eşiği çoktan aştık. Bu iktidarı teslim edemeyiz. Bütün mesele bu. Bunun üstüne oturuyor sistem. Gençlik kolları, kadın kolları, ana kademe, yok bir önemi. Bu işi kim yapar? Bu işi o çocuk yapar. Vaktiyle, hukuksuz, bütün kararları Anayasa Mahkemesi'nce bozulan o kararları kim aldıysa cesaretle.
"Hakkımı helal etmiyorum"
Siz bugün Türkiye'yi kuruluş ayarlarına Gazi Mustafa Kemal'in emanetinden koparmaya çalışanlara karşı o kopmayan halkasınız, kopmayan halkasınız. O yüzden, o yüzden hem Ferdi'min ölüm yıldönümünde bize bunları yapanlara o kararı alanlara, aldırtanlara o karara uyanlara hem de genel merkezde o kara günü yaşatanlara hem de bugün bu meclisin altında cüret edilen bu meseleye o kötücül akla, o Ak Parti'nin kara düzeninin kötü planına kim eğer alet olup yol veriyorsa, varsa şu kadarcık hakkım, hakkımı helal etmiyorum. Şu kadarcık hakkımı helal etmiyorum.
Ve bugün maalesef, ömrüm boyunca bir kez kötü söz söylemedim, söyletmedim. Ona söz söyleyenler için şu Meclis Genel Kurulu'nda neler geldi başıma neler. Darbedildim, kürsülerin altında kaldım, neler yaşadı bu grup, neler. Yine de asla ve asla partinin geçmişine saygımdan ağzımı açmıyorum, susuyorum. Ama gerçekten bu yaşatılanlar, bu yaşatılanlar, bu partiye yaşatılanlar, benim kendi, kendi meselemin ötesi.
"26 Temmuz'da kurultay olmalı"
Özel, kurultay için de 26 Temmuz tarihine dikkat çekti:
"Bunun için diyalog olsa hiç uzakta durmadım. Efendim 'tedbir var kurultay yapılmaz.' Türkiye'nin tüm hukukçular aynı metinde birleşiyorlar. Kamu, seçim hukukçuları 'Kurultayın yapılması değil yapılmaması sorun' diyor. Başka bir görev yoktur, görev budur.
'Kurultay yapacağız' söylemlerini duyduk. Madem ki buna ikna oldunuz, o kurultayı yapmalısınız. 'Efendim birkaç ay sonraya söyleyelim, bir yıla yayalım. AK Parti bizi nerede sıkıştırırsa o seçimi o zaman yapalım'. Burada yapılacak iş 26 Temmuz'u geçirmeden kurultay yapılmalıdır. Seçime girilmesi tehlikeye girmektedir. Bu memlekette tüm umudu önümüzdeki seçim olan on milyonlarca kişinin hayallerini yerle bir etmekle kalmaz, onlara kabusu yaşatırsınız. Onları sandıktan koparırsınız, geri dönülemez bir şekilde kaybettirirsiniz."
"Hep beraber başaracağız"
Özgür Özel, kürsüde son olarak Manisa'ya, Ferdi Zeyrek'in anmasına gideceğini belirterek şunları söyledi:
"Herkes bilsin ki milletin yürüyüşüne kimse set çekemez. Önümüzde duran bu milletin ayaklarının altında kalır. Ne yapılırsa yapılsın bu millet önünde kimseyi istemez. Devletini sever, vergisini verir ama devleti milletin karşısına koyarsanız millet o devleti önce yener sonra yeniden demokratik devletini inşa eder.
Onun için milletin verdiği karara kimse mani olmaya kalkışmasın. Birilerinin milletle girdiği savaşın kimse maşası olmasın. Çalışacağız, acı çektik çekeceğiz ama yürüyüşümüzden asla vazgeçmeyeceğiz. Beni Ferdi'den, Manisa'dan koparamadılar çünkü arkamda dağ gibi siz vardınız, hepinizi seviyorum. Hep beraber başaracağız, size inanıyor size güveniyorum. Yürüyelim arkadaşlar."
Kaynaklar: ANKA, T24, Cumhuriyet.



