İki hafta önce Milli Eğitim Bakanlığı’ndan müfettişler Ermeni okullarına giderek okul müdürlerine şifahen artık Ermenistanlı öğrenci alınmayacağını, kaydolan öğrencilerin nakillerinin ise devlet ve özel okullara yapılması gerektiğini bildirmişlerdi. Bu gelişme aileleri ve okulları endişelendirdi. Geçtiğimiz hafta ise AKP Milletvekili Doç. Dr. Sevan Sıvacıoğlu, MEB Bakanı Yusuf Tekin ile yaptığı görüşme sonrası bir açıklama yaptı ve Bakan Tekin’in “mevcut yönetmeliğin devam edeceğini” söylediğini aktardı. Ancak sorunun kaynağı henüz bilinmiyor. MAZLUMDER Genel Koordinatör Avukat Musa Melih Demirbaşçı ile yaşanan sorun üzerine konuştuk.
Ermeni okullarındaki misafir öğrenci uygulamasındaki sorunun temel kaynağı nedir?
Şifahi başlayan ve öyle de devam eden bir süreç var. O nedenle burada bir politika değişikliğine mi karar verildi yoksa birtakım bürokratların işgüzar tutumları mı söz konusu, elimizdeki bilgilerle anlamak mümkün değil. Biz ikincisinin geçerli olduğunu düşünmek istiyor ve Ermenistan vatandaşı göçmen çocukların eğitime ulaşması konusunda bir geriye gidiş olmaması gerektiğini umut ediyoruz.
Bu süreçte yalnızca Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’nin resmi bir açıklaması oldu. O da mevcut mevzuatın hükümleri dışında bir uygulama tesis edilmediği yönünde. Tabii bu açıklama, yetersiz. Buradaki asıl soru şu: Siz bu mevzuat hükümlerini 14 senedir yorumladığınız şekilde mi uygulayacaksınız, yoksa müfettişlerin ifade ettiği gibi tam tersi şekilde mi? Yapılan açıklamada bu soru muhtemelen bilinçli olarak cevapsız bırakılmış.
O yüzden süreç hakkında kesin kanaat bildirmek güç. Ancak daha geriye gidersek çözülmemiş, yalnızca ara bir formülle idare edilen bir sıkıntının bizi bu noktaya getirdiğini söylemek mümkün.
2012’de yayınlanan Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği’nin 51. maddesinde “... Yabancı uyruklu misafir öğrenciler eğitim görebilir” ibaresi yer alıyor. Burada Bakanlığın yabancı uyruklu ayrımı yapması, aslında bu sorunu hiç çözüme kavuşturulmadığı anlamına mı geliyor?
2012'deki düzenleme fiili bir ihtiyaca kısmen bir soluk alma imkanı vermişti. Ancak "misafir öğrenci" statüsü eşitsizliği ve hak ihlallerini ortadan kaldırmadı. Aileler bu kez de çocuklarının diploma alamaması ve lise eğitimine devam edememesi gibi sorunları aşmak için yeni yöntemler aradılar. Yani aslında bugün yeniden ortaya çıkmış bir sorundan ziyade zaten süregelen bir sorunun daha da derinleşmesi tehlikesinin bulunduğunu söyleyebiliriz. Bu ihlallerin hepsi “eğitim hakkına yönelik ihlaller” başlığı altında görülmeli, sorunu tamamen ortadan kaldıracak formül üzerinde düşünülmeli ve gerekli mevzuat değişiklikleri yapılmalı.
Agos’a yaptığınız ilk açıklamada Ermenistanlı öğrencilerin aileleriyle görüşmeler yaptığınızı belirtmiştiniz. Bu konuda ne zamandan beri çalışma yürütüyorsunuz?
MAZLUMDER olarak Türkiye'deki göçmen çocukların eğitime erişimi konusunu uzun yıllardır hak savunuculuğumuzun merkezinde tutuyoruz. Keza azınlık statüsünde bulunan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının da yaşadığı ihlaller ve ayrımcı politikalar her daim gündemimizde. Bu mesele aslında göçmen haklarına dair bir sorun gibi gözükse de azınlık haklarıyla da yakından ilişkili.
Biz aslında azınlık okullarında okuyan misafir öğrenci statüsündeki çocukların eğitim hakkına erişimini diploma alamamaları yönünden ele almak istemiştik. Birkaç ay önce konu, Hak İhlalleri
Komisyonumuzun medya takibi neticesinde gündemimize gelmişti. Yaşanan mağduriyetlere dair yapılan ön araştırmanın ardından da bu konuyu özel olarak çalışacak ve raporlaştıracak bir ekip kuruldu. Ekibimiz araştırmalarını derinleştirdikçe, bu konuda görüşmeler yaptıkça, aslında sorunun çok daha köklü ve büyük olduğu kanaatine vardı ve kapsamı genişletti. Biz hazırlıklarımıza devam ederken, yetersiz bulduğumuz ve mağduriyet oluşturduğuna kanaat getirdiğimiz uygulamanın da gerisine düşme tehlikesi ortaya çıktı. Gayemiz sorunu irdeleyen derli toplu bir çalışma ortaya koymak ve hem yetkililerin hem de kamuoyunun dikkatine sunmaktır.
Henüz yoğun olarak ailelerle görüşmesek de bu süreçte özellikle avukatları vasıtasıyla görüştüğümüz aileler oldu. Ailelerin en büyük tedirginliği elbette çocuklarının eğitim hayatlarına yönelik. Konuştukça sorunun çok katmanlı olduğu ve pek çok konuyla ilişkili olduğu ortaya çıkıyor. Çünkü çocuğun okula gitmesi demek aslında çevreyle, yaşadığı toplumla ilişki kurabilmesi demek. Bunu göçmen çocuklarda daha net görüyoruz. Eğitim hayatını sağlıklı şekilde geçiren bir çocuğun çoğu zaman ailesiyle ilişkisi de daha sağlıklı oluyor. Aileler bu sorunu aşmak için çözümler arıyor. Ama bu çözüm yolları da başka zorlukları ve yeni sorunları beraberinde getiriyor. Bunların hepsine bütüncül olarak bakıp yaşanan sorunların neye mâl olduğunu iyice anlamak aslında devletin de yararına olacaktır.
İncelemeler sonrası, Dernek olarak yetkililerle görüşme yaptığınız oldu mu? Konuya nasıl bakıyorlar?
Uygulamayı onların gözünden dinlemek amacıyla dernek olarak ilk etapta yetkililerle görüşmüştük. Tabii bu resmi bir görüşmeden ziyade konuya dair bilgisi olan bir yetkiliden bilgi almak şeklindeydi. Son süreçte de bazı temaslarımız oldu ancak kayda değer, sağlıklı bir bilgi aldığımızı söyleyemeyiz maalesef.
Sadece Ermeni değil, Rum ve Musevi okullarına da misafir öğrenci alınamayacağı söylenmişti. Bu uygulama için kullanılan 2012 yönetmeliğinde misafir öğrenci uygulaması “okullarda” denilerek genelleniyor. Ancak yönetmeliğin çıkmasından 14 yıl sonra Bakanlık müfettişlerinin “azınlık okullarının” misafir öğrenci alamayacağını belirtmesi bir çelişki değil mi?
Çok bariz bir çelişki. Hukuk devleti öngörülebilir olmalıdır. İdarenin uygulamalarında istikrar bulunmalıdır. Hukuki güvenlik sağlanmalıdır.
Herkes, 2012 yılında yapılan değişikliğin amacının bu imkânı sağlamak olduğunu biliyor. O dönem medyada çıkan haberlerden bile bunu anlamak mümkün. Haliyle uygulama da 14 yıl boyunca niyete uygun yönde gelişiyor. Bir imkân sağlaması için getirilmiş, bugüne kadar da niyete uygun bir şekilde uygulanmış bir hüküm için bu kadar yıl sonra kalkıp “Hayır, bu sizi kapsamıyor!” demenin hukuki ve insani olmadığı aşikar.
Azınlık okullarında misafir öğrenci statüsünde halen okuyan çocuklara “Haydi şimdi devlet okulunda eğitime devam edin” mi diyeceksiniz? Buradan çocuk, aile ve toplum için hayırlı bir şey çıkma imkânı var mı? Bürokrat, konulara teknik bakıyor olabilir, ancak masa başında yapılan planların, kâğıt üzerindeki yorumların insanların hayatlarını temelden sarsabildiği unutulmamalı.
Misafir öğrencilere diploma verilemiyor. Bu ihlale siz de değiniyorsunuz. Bu öğrencilerin diploma alabilmesi yönetmelikle çözülebilir mi? Yoksa kanuni bir değişiklik mi yapılmalı?
Aslında biz bu sorunu misafir öğrencilere diploma verilmemesi nedeniyle gündemimize almıştık. Bunun başlı başına hak ihlali olduğunu tekrarlamak lazım. Yönetmelikte yapılacak değişiklikle bu soruna çözüm oluşturmak mümkün. Ancak bu yine tali bir yol olacaktır. Tali yollar ise bir dönem sorunu çözüyormuş gibi olsa da her an bugününe benzer sonuçlar doğurabilir. Doğru yöntem; Özel Öğretim Kurumları Kanununun azınlık okullarında okuyacak öğrencileri düzenleyen ilgili maddesinde bir değişiklik yapılması ve yabancı uyruklu öğrencilerin bu okullarda eğitim almasını engelleyen hükmün ortadan kaldırılması veya bir istisna getirilmesi, ardından da detayların yönetmelikle belirlenmesidir.
Tabiidir ki, kanun değişiklikleri yönetmelik değişikliklerine göre daha uzun bir zamanda gerçekleşir. Ancak bilindiği üzere kanunlar, normlar hiyerarşisinde yönetmeliğin üstündedir. Kanuni güvence sağlanabilirse eğitim hakkının kullanımı idarenin inisiyatifine kalmayacak ve kazanılmış hak yönetmelik değişiklikleriyle geri alınamayacaktır.
Son olarak şunu belirtmek lazım. Bu tür sorunların çözümü, ancak ve ancak sorunu çözme niyeti ve bu konuda gösterilecek iradeyle mümkündür. Bu niyet ve irade bulunduğunda sorunun kaynağı sanılan kanun ve yönetmelikler tahmin ettiğimizden hızlı ve kolay şekilde değişebilir.
Geçen yıl yaklaşık 50 Ermenistanlı öğrenci eğitim almıştı
20 Mart 2012 tarihli Resmi Gazete’de Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği yayınlanmıştı. Yönetmelikte “Okullarda, kurum kontenjanı dikkate alınarak yabancı uyruklu misafir öğrenciler de öğrenim görebilir, ancak bu öğrencilere diploma düzenlenemez. Okuldan ayrılanlara gördükleri derslere ve aldıkları notlara ilişkin okul yönetimince düzenlenen belge verilir” maddesi yer almıştı.
Ermeni okulları, bu maddeyi dikkate alarak yaklaşık 14 yıldır Ermenistanlı öğrencileri kabul ediyor. Ancak bu öğrencilere diploma verilemiyordu.
Geçtiğimiz eğitim döneminde Ermeni okullarında yaklaşık 50 Ermenistanlı öğrenci eğitim almıştı. Ermenistanlı öğrencilerin 14 yıldır Ermeni okullarında eğitim görmesi, Türkiyeli Ermeniler ile Ermenistanlı öğrenciler arasında diyalog kurulmasına da olanak sağlıyor.
Geçtiğimiz haftalarda Ermeni okullarına yönelik Ermenistanlı öğrenci teftişinin hangi gerekçeyle yapıldığı henüz netleşmiş değil.



