Eylemlerin 29. gününde İran'daki bilanço
Ölü sayısı 6 bine yaklaştı, kadın mahkumlara su bile verilmiyor
İran’da 28 Aralık’ta başlayan protestolar yer yer devam ediyor. Öte yandan internetin kesilmesi ve kısıtlanması, bilgi akışını kontrol etmenin ve bastırma neden oluyor.
ABD merkezli İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı'nın (HRANA) protestoların yirmi dokuzuncu gününe ilişkin son toplu verilerine göre, teyit edilen toplam can kaybı sayısı 5 bin 848’e ulaştı. Bu ölümlerin 5 bin 520’sinin protestocu, 77’sinin 18 yaş altı çocuk, 209’unun devletle bağlantılı güç mensubu ve 42’sinin protestolara katılmayan siviller olduğu belirtildi. Ölüm sayısı hâlâ araştırma aşamasında olan kişi sayısı ise 17 bin 91. Toplam gözaltı sayısı 41 bin 283’e yükselirken, ağır yaralı sayısı 7 bin 804 olarak kayda geçti. Zorla alınmış itirafların yayımlanmasına ilişkin 240 vaka raporlandı. Güvenlik kurumlarına çağrılan kişi sayısı 11 bin 23’e ulaştı. Protestolar kapsamında 31 eyalette, 197 kentte toplam 645 eylem kaydedildi.
Protestoların yirmi dokuzuncu gününde; iletişim kontrol politikalarının sürmesi, devam eden gözaltılar ve güvenlik güçleriyle yaşanan çatışmalar, özellikle göz bölgesine yönelik ağır fiziksel yaralanmalara dair endişe verici raporlar, sağlık çalışanları üzerindeki artan baskı ile yargı ve hükümet yetkililerinin tehditkâr açıklamaları günün öne çıkan başlıkları arasında yer aldı.
Öte yandan ülke genelindeki protestolarla bağlantılı olarak gözaltına alınan en az 150 kadın, büyük çoğunluğu kadın öğrenci olmak üzere, Şiraz’daki Adelabad Cezaevi’nin siyasi koğuşuna sevk edildi. Bu cezaevinin kapasitesi ve imkanlarının nakledilen insanlar için yeterli olmadığı vurgulandı. Ayrıca gözaltındaki bazı kadınlar; cinayet, uyuşturucu suçları ve hırsızlıkla suçlanan mahkûmların bulunduğu koğuşlara sevk edildi.
Bilgi sahibi kaynaklara göre, cezaevindeki kadınlar koğuşunda son iki haftadır telefon erişimi bulunmuyor; sınırlı ve kabin usulü görüşmelere ise ancak ikinci hafta izin verildi. Yaşanan gıda sıkıntısı nedeniyle daha önce bir mahkûma verilen standart bir öğün artık dört kişi arasında paylaştırılıyor. Bunun yanı sıra, son iki aydır taze gıda gibi bazı temel yiyecekler cezaevine sağlanmıyor; kantinde bulunan ürünler ise hem sınırlı hem de pahalı. Mahkûmlara içme suyu dahi verilmiyor. Mescitte tutulan kadın mahkûmlar, tuvalet ve banyo ihtiyaçlarını karşılayabilmek için saat 11.00’den sonra sıraya girerek karantina koğuşuna gitmek zorunda kalıyor.
Mali ve siyasi suçlar koğuşlarında bulunan bazı kadın mahkûmlar da temel hijyen koşullarından dahi yoksun olan cezaevi mescidine nakledildi. Gözaltına alınanların kimlikleri ile aralarında 18 yaş altı kaç kişinin bulunduğu, HRANA tarafından hâlen araştırılıyor.
İnternete erişim hâlâ yok
Protestoların yirmi dokuzuncu gününde İran hükümeti, baskıyı sürdürmek ve bilgi akışını kontrol altında tutmak amacıyla internet erişimini kesmeye ve kısıtlamaya devam etti. Mevcut raporlar, bu sınırlamaların sona ermediğini; aksine “kısa süreli ve istikrarsız bağlantılar” şeklinde devam ettiğini gösteriyor. Bu durum, zaman zaman kullanıcılara internet erişiminin geri geldiği izlenimini verse de pratikte istikrarlı ve kaliteli bir erişim sağlanamıyor. Bazı kaynaklara göre, bu kısıtlamalar 17 günden uzun süredir aralıksız biçimde sürüyor; ülkenin birçok bölgesinde internet erişimi asgari seviyeye indirilmiş durumda ve hayati hizmetlere erişim ciddi biçimde aksıyor.
Yaygın kesintiler veya ciddi bant genişliği düşüşlerine ek olarak, “seçici erişim” politikasının uygulandığına dair bulgular da bulunuyor. Bu politika kapsamında, yalnızca önceden onaylanmış ya da sınırlı bazı hizmetlere belirli kullanıcıların erişimine izin veriliyor; bu da çevrimiçi alanı fiilen kontrol edilen bir ortama dönüştürüyor. Söz konusu uygulama, haberlerin yayılması ve şiddet ile gözaltıların belgelenmesi önünde ciddi engeller yaratırken, aynı zamanda sivil koordinasyonu ve protestoların örgütlenme kapasitesini hedef alıyor.
İnternet kesintileri yalnızca siyasi ve güvenlik alanıyla sınırlı kalmayarak gündelik ekonomik faaliyetleri de doğrudan etkiliyor. Örneğin bazı esnaflara, günde yalnızca 20 dakikayla sınırlı olmak üzere, kontrollü internet erişimi sağlandığı bildiriliyor. Bu koşullarda, internet kullanımının devlet tarafından izlenebileceğine dair tartışmalar da gündeme geliyor. Bu durum, internet kısıtlamalarının “protestoları kontrol etme” amacını aşarak, iletişimin genel yönetimi ve gözetimi için bir araca dönüştüğünü gösteriyor.
İnternet kesintileri ülke ekonomisine de ciddi zarar verdi. Bazı raporlar, iletişim aksaklıkları nedeniyle günlük kayıpların birkaç bin milyar tomanı bulduğunu ifade ediyor. Bu kayıpların etkisi yalnızca doğrudan rakamlarla sınırlı değil; zincirleme etkiler ticareti, çevrimiçi hizmetleri, para transferlerini, şirket faaliyetlerini ve hatta temel hizmetlere erişimi krize sürükleyebiliyor. Toplumun aynı anda güvenlik baskısı ve geçim sıkıntısıyla karşı karşıya olduğu bir dönemde bu durum, sosyal ve ekonomik tahribatı daha da derinleştiriyor.
Genel olarak internet, kalıcı bir kriz hâlinde: istikrarsız bağlantılar, seçici erişim, ciddi kalite düşüşü ve iletişim kısıtlamalarının sokaktaki baskı ve kitlesel gözaltıların tamamlayıcı unsuru olarak kullanılması. Bu tablo, hem bilgi ve koordinasyon kanallarını kesintiye uğratıyor hem de yurttaşların ekonomik ve toplumsal yaşamını gözle görülür biçimde aksatıyor.
Gözaltılar devam ediyor
Yaygın ve hedefli gözaltı uygulamaları da sürüyor. Farklı kentlerden gelen raporlar, özellikle sıradan yurttaşların, öğrencilerin ve protestolara katıldığı ya da destek verdiği düşünülen kişilerin hedef alındığını gösteriyor. Bireysel gözaltıların yanı sıra, bazı bölgelerde kitlesel gözaltılar yaşandığı; kimi kentlerde kısa süre içinde gözaltı sayısının onlarca kişiye ulaştığı bildiriliyor.
Gözaltılarla eş zamanlı olarak, yıldırma ve psikolojik baskı araçları da devreye sokulmuş durumda. Zorla alınmış itirafların yer aldığı video ve haberlerin yayımlanması, güvenlik politikalarının medya ve psikolojik alanda sertleştiğine işaret ediyor. Bu yaklaşım, kamuoyunda korku yaratmayı, protestocuların meşruiyetini zedelemeyi ve ülke içindeki anlatıyı kontrol etmeyi amaçlıyor. Ayrıca gözaltına alınanların aile ve yakınlarına yönelik çağrılar, sorgulamalar ve güvenlik baskıları da rapor ediliyor.
Tüm bu veriler, yirmi dokuzuncu gün itibarıyla güvenlik kurumlarının gözaltıları genişletmeye, sosyal ve öğrenci aktivistleri üzerinde baskıyı artırmaya ve zorla itirafları baskının tamamlayıcı bir aracı olarak kullanmaya devam ettiğini gösteriyor.
Sağlık çalışanlarına baskı
Raporlar, sağlık çalışanları üzerindeki güvenlik baskısının arttığını ve sağlık kurumlarının gerilim alanlarına dönüştüğünü ortaya koyuyor. Sahadan gelen bilgilere göre, güvenlik güçleri bazı durumlarda yoğun bakım üniteleri dâhil olmak üzere hastanelerin hassas bölümlerine girdi; bu durum, gözaltı tehdidi ve korku atmosferi yaratarak yaralıların tedavisini sekteye uğrattı. Bunun sonucunda, bazı sağlık çalışanlarının yaralı protestocuları gizlemeye ya da tutuklanmalarını önlemek için acil önlemler almaya çalıştığı bildirildi.
Aynı zamanda, protestocuları tedavi ettikleri gerekçesiyle doktor ve sağlık görevlilerinin gözaltına alındığına dair haberler de yayımlandı. Bu durum, tıbbi tarafsızlık ilkesini ve yaralıların sağlık hizmetine erişim hakkını doğrudan hedef alıyor. En az birkaç doktorun ve gönüllü bir sağlık görevlisinin gözaltına alındığı; söz konusu sağlık görevlisinin yaralılar için evini bir sığınak ve tedavi alanına dönüştürdüğü aktarıldı.
Buna karşın, sağlık bakanı binlerce yaralının hayatını kurtardıkları için sağlık çalışanlarına teşekkür etti. Bu “resmî teşekkür”, bir yandan insani görevlerini yerine getiren doktor ve hemşirelerin diğer yandan tehdit, gözaltı ve güvenlik baskısıyla karşı karşıya kaldığı tabloyla çelişiyor.
Hükümet geri adım atmıyor, adil yargılanma ihtimali gittikçe zayıflıyor
Rapora göre protestoların yirmi dokuzuncu gününde, hükümet yetkililerinin açıklamaları yargısal ve güvenlik önlemlerinin sertleştirileceğine işaret etti. Yargı erki başkanı, yetkililerin “silaha sarıldığını” iddia ettiği kişilere karşı hiçbir müsamaha gösterilmemesi gerektiğini açıkça dile getirdi. Bu yaklaşım, daha ağır cezaların verilmesinin ve adil yargılanma ihtimalinin azalmasının önünü açıyor.
Yasama ve yürütme düzeyinde de tehditkâr bir dil öne çıkıyor. Hükümet sözcüsü, protestoları “teşvik eden ya da onlarla işbirliği yapan” kişilerin tüm mal varlıklarına el konulabileceğinden söz etti; bu tür desteklerin dahi ağır bir suçlamaya dönüştürülebileceğini belirtti. Sokaktaki baskı ve gözaltılarla birlikte bu tehditler, protestocular ve aileleri üzerinde daha geniş çaplı bir yıldırma ve ekonomik baskı aracı işlevi görüyor.
Bu arada İran Meclisi, özellikle uluslararası kurumların kararlarına karşı “siyasi karşı koyuş” hattını benimsedi. Protestoların bastırılmasına yönelik kararları kınayan dış kaynaklı açıklamalar “isyan” ve “kamu malına zarar” söylemiyle reddedilmeye çalışıldı. Maddi zarar rakamlarının öne çıkarılması, baskının “güvenlik krizi” gerekçesiyle meşrulaştırılmasına hizmet ediyor.
Bu çerçevede çeşitli maddi zarar rakamları da açıklandı. Örneğin yalnızca bir eyalette bankalar, kamu binaları ve hatta ambulanslara verilen zararlar dâhil olmak üzere 1.200 milyar tomanlık hasardan söz edildi. Resmî medyada bu tür rakamlar sert önlemleri gerekçelendirmek için kullanılırken, öldürmeler, ağır yaralanmalar, göz travmaları ve kitlesel gözaltılara dair çok sayıda rapor karşısında güvenlik güçlerinin eylemlerine ilişkin somut bir hesap verme mekanizması ortaya konmuş değil.
29. günün sonunda İran'daki bilanço
• Kayda geçen eylem/toplantı sayısı: 645
• Eylemlerin gerçekleştiği kent sayısı (tekrarsız): 197
• Eylemlerin gerçekleştiği eyalet sayısı (tekrarsız): 31
• Teyit edilen ölümler: 5.848
▪️ Protestocular: 5.520
▪️ Çocuklar (18 yaş altı): 77
▪️ Devletle bağlantılı güçler: 209
▪️ Protestoya katılmayan siviller: 42
• İncelemesi süren ölümler: 17.091
• Ağır yaralılar: 7.804
• Toplam gözaltı: 41.283
• Zorla itiraf yayını: 240 vaka
• Güvenlik kurumlarına çağrılar: 11.023 vaka
Kaynak: ABD merkezli İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı'nın (HRANA) raporu

