Ermenistan ve Azerbaycan Dışişleri Bakanları Ararat Mirzoyan ile Ceyhun Bayramov, iki ülke arasında bugünlerde tırmanan gerilimin ortasında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu sırasında bir araya geldi. İki ülkeden yapılan resmi açıklamalara göre bakanlar, "çeşitli platformlarda olumlu bir gündemi teşvik etme konusunda görüş alışverişinde" bulundu.
Bakanların hangi "platformlara" atıfta bulunduğu veya "olumlu gündemin" tam olarak ne olduğu ise belirsizliğini koruyor.
Ermenistan tarafının görüşmeye ilişkin açıklamasında, “Her iki bakan da 2025 Washington Barış Zirvesi Anlaşmaları’ndan bu yana kaydedilen ilerlemeyi gözden geçirerek Ermenistan ile Azerbaycan arasında barışın önemini vurguladı. Ermenistan ve Azerbaycan arasındaki ekonomik ve ulaşım altyapısının üzerindeki engellerin kaldırılmasına özel önem verildi” ifadeleri yer aldı.
Tarihi bir ilk: Azerbaycan’a alüminyum folyo
Bu bağlamda taraflar, aralarındaki "ticaret ve transit etkileşimleri" "barışın sağladığı faydaların somut örnekleri" olarak nitelendirerek altını çizdi ve ‘doğrudan diyaloğu sürdürme’ konusunda mutabık kaldı.
Aynı gün Ermenistan, iki ülkenin 2025'te barış görüşmelerini yoğunlaştırmasından bu yana Azerbaycan’a ilk defa alüminyum folyo sevkiyatını gerçekleştirdiğini açıkladı. Azerbaycan ise Aralık 2025’ten bu yana Ermenistan’a düzenli olarak petrol ürünleri tedarik ediyor.
Gerilimin nedeni
Mirzoyan-Bayramov görüşmesi; Dağlık Karabağ’daki manastırların kökenine ilişkin çıkan bir tartışmayla tırmanan yeni gerilimlerin gölgesinde gerçekleşti. Eylül ortasında Azerbaycan Cumhurbaşkanı Danışmanı Hikmet Hacıyev’in bir grup yabancı diplomata Dağlık Karabağ ve çevresindeki bölgeleri gezdirerek, buradaki manastırların Ermeni değil Kafkas Albanyası’na ait olduğunu iddia etmesi, Ermenistan’da tepkiyle karşılanmıştı. Bu iddia, resmi makamlarca "sahte tarihçilik" olarak değerlendirilerek reddediliyor.
Azerbaycan ayrıca Ermenistan’ı Dağlık Karabağ’daki bir manastırı ‘yağmalamakla’ suçladı ve Ermenistan ile Azerbaycan sivil toplum temsilcilerini Ermenistan’da bir araya getirmesi planlanan Barış Köprüsü Girişimi (Peace Bridge Initiative) toplantısını ‘gerilim yatışana kadar’ erteleme kararı aldığı bildirildi.
Salı günü, girişim bünyesinde yer alan Ermenistan Basın Kulübü’nden Boris Navasardyan, RFE/RL’ye yaptığı açıklamada, Ermenistan tarafının ‘planlanan bu tür toplantıların ertelenmesi yerine gerçekleştirilmesinden yana’ olduğunu belirtti.
Ermenistan ve Azerbaycan sivil toplum temsilcilerinin karşılıklı ziyaretleri, henüz imzalanmamış olan barış antlaşmasının paraf edildiği Ağustos 2025 Washington Zirvesi’nin ardından başlatılmıştı.
Simonyan ve Paşinyan ne dedi?
Ziyaretin ertelendiği haberinden günler sonra, Perşembe günü Güvenlik Konseyi Sekreteri Alen Simonyan, Erivan’ın Azerbaycanlı sivil toplum kuruluşları temsilcilerinin ziyaretini ‘beklediğini’ söyledi.
Simonyan, “Bu ziyaretin gerçekleşmesinden çok memnun oluruz; süreci takip ediyor ve gelmelerini bekliyoruz” diyerek, Azerbaycan’ın 2026 yılı başlarında Ermenilere gösterdiği ev sahipliğine atıfta bulundu ve Ermenistan tarafının da ‘onları çok iyi ağırlamaya hazır olduğunu’ ekledi.
Simonyan ‘genel bir gerilimin’ varlığını kabul etmekle birlikte, görüşmelerin ve ziyaretlerin yeniden başlayacağına olan inancını dile getirdi.
İkili gerilim, Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ın Perşembe günü BM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada da ele alındı. Paşinyan konuşmasında, Azerbaycan ile yürütülen barış sürecini değerlendirirken mayın temizleme, kayıp şahısların akıbetinin netleştirilmesi ve Azerbaycan’da tutuklu bulunan Ermenilerin serbest bırakılması gibi henüz çözülmemiş meselelere dikkat çekti.
Şu anda Azerbaycan’da, aralarında eski Dağlık Karabağ yetkililerinin de bulunduğu 19 Ermenistan vatandaşı tutuklu bulunuyor.
Paşinyan ayrıca, bu çözülmemiş sorunların yanı sıra, ‘karamsarları besleyen bir diğer nedenin de Ermenistan ve Azerbaycan’daki belirli çevrelerde, zaman zaman resmi düzeyde çatışma söylemlerine başvurulması’ olduğunu belirtti.
Paşinyan sözlerini şöyle tamamladı: “Ermenistan ve Azerbaycan olarak, gerek tarih gerekse tarihi-kültürel anıtlar veya başka herhangi bir konuda çatışma diline sarılmaktan çok daha değerli, yeterli ve somut sonuçlar elde ettiğimize inanıyorum.”
(Kaynak: OC-Media)



