Filistinli gazeteciler İsrail hapishanelerini anlattı
Onlarca Filistinli gazeteci işkenceye ve cinsel şiddete uğradı
Committee to Protect Journalists (CJP) Filistinli muhabirlere yönelik İsrail askerleri ve cezaevi görevlileri tarafından gerçekleştirildiği belirtilen ağır ihlalleri belgeleyen onlarca tanıklık, fotoğraf ve tıbbi kaydı inceledi.
Rapor, 59 Filistinli gazeteciyle yapılan kapsamlı görüşmelere dayanıyor. Görüşülenlerden 58’i, İsrail gözetimindeyken kendi ifadeleriyle işkenceye maruz bırakıldıklarını bildirdi.
Raporda, “Koşullar tesisten tesise farklılık gösterse de, görüşülen kişilerin aktardığı yöntemler – fiziksel saldırılar, zorla stres pozisyonlarında tutulma, duyusal yoksun bırakma, cinsel şiddet ve tıbbi ihmal – dikkat çekici biçimde tutarlıdır” denildi.
İsrail Cezaevi Servisi ve Israel Defense Service ise iddiaları kesin bir dille reddetti.
Aralıksız İbranice şarkı, elektrik şoku
Filistinli gazeteci Ahmed Abdel Aal, kulakları sağır eden müziğin başladığı anı hatırlıyor. Beş gün boyunca, İsrail’deki bir gözaltı merkezinde bir odada gözleri bağlı tutulduğunu, soyulduğunu ve dövüldüğünü; bu sırada yüksek sesli İbranice ve İngilizce şarkıların aralıksız çaldığını söyledi. Her bayıldığında ise elektrik şoku ya da bir darbe ile yeniden ayıltıldığını aktardı.
İntikam korkusuyla adının açıklanmasını istemeyen bir başka gazeteci de tutukluların “disko odası” olarak adlandırdığı yerde benzer muameleye maruz kaldığını anlattı. Askerlerin cinsel organını plastik kelepçelerle bağladığını ve idrar yapamayacak, yapsa da kan gelecek hale gelene kadar dövdüğünü söyledi, “Artık erkek olmayacağımı söylediler” denildiğini aktardı.
Bu anlatımlar, 7 Ekim 2023’ten bu yana İsrail gözetiminden serbest bırakılan Filistinli gazetecilerden (CPJ) tarafından toplanan 59 ayrıntılı tanıklıktan bazıları. Görüşmeler, serbest bırakılan gazetecilerden 58’inin — biri hariç tamamının — insan hakları örgütlerinin soykırım olarak nitelendirdiği sürecin başlamasından bu yana kendi ifadeleriyle işkenceye, kötü muameleye ya da diğer şiddet biçimlerine maruz kaldığını bildirdiğini ortaya koydu.
Gazzeli foto muhabiri Shadi Abu Sido ise İsrail güçlerinin kendisini gözaltına aldığı günün ayrıntılarını anlattı. Al-Şifa Tıp Kompleksi’nde bir askerin yaklkendisine aşıp İngilizce olarak “Game over” dediğini söyledi. Ardından, tutukluların “al-Tashreefeh” ya da “büyük karşılama” olarak adlandırdığı bir ritüelin başladığını söyledi. Bu, İsrail hapishanelerine varışta tutukluların toplu biçimde dövülmesi anlamına geliyor.
"Disko odaları"
En az 14 gazeteci, İsrail gözaltı merkezlerinde sürekli yüksek ses düzeyine uzun süre maruz bırakıldıklarını ve bunun uyku yoksunluğu ile duyusal yönelim kaybına yol açtığını anlattı. Bu uygulama başka insan hakları örgütleri tarafından da belgelendi. Ek tanıklıklarda ise gece gündüz süren köpek havlamalarının psikolojik sıkıntıyı artırdığı ifade edildi.
Abdel Aal’ın da aralarında bulunduğu en az yedi gazeteci, günlerce “disko odası” olarak adlandırdıkları yerlerde tutulduklarını; hoparlörlerden çalınan müziğin şiddetinin uyumayı imkânsız hale getirdiğini söyledi.
Gazeteciler cinsel şiddete maruz bırakıldı
İsrail hapishanelerinde diğer hak örgütleri tarafından da belgelendiği üzere cinsel şiddet, tanıklıklarda tekrar tekrar yer alıyor. Gazeteciler, maruz kaldıkları saldırıların kendilerini aşağılamak, terörize etmek ve kalıcı biçimde iz bırakmak amacı taşıdığını anlattı.
Aralık 2025’te, Gazze’ye doğru yola çıkan bir filoda gözaltına alınan Alman gazeteci Anne Liedtke, , İsrail askerlerinin gözetim altındayken kendisine tecavüz ettiğini öne sürdü. İtalyan gazeteci Vincenzo Fullone ve Avustralyalı aktivist Surya McEwen de benzer suçlamalarda bulundu. Gözaltındaki 59 Filistinli gazeteciden ikisi de CPJ'ye cezaevinde tecavüze uğradıklarını söyledi.
Hesap verebilirlik yok
İsrail ordusu, gazetecilerin somut iddialarına ilişkin CPJ'nin tekrarlanan yorum taleplerine yanıt vermedi; bunun yerine CPJ’nin toplamadığı ve paylaşmadığı kimlik numaraları ile coğrafi koordinatları talep etti. Fiziksel ve cinsel istismar ile aç bırakma iddiaları ve olası soruşturma–hesap verebilirlik süreçleri sorulduğunda bir ordu sözcüsü, “gözaltına alınan kişilere uluslararası hukuka uygun şekilde muamele edildiğini” söyledi. Silahlı kuvvetlerin “hiçbir zaman gazetecileri kasıtlı olarak hedef almadığını ve almayacağını” belirten sözcü, protokol ihlallerinin ise “inceleneceğini” ifade etti.
CPJ, iddialarla ilgili olarak Israel Prison Servise (IPS) de e-posta gönderdi. IPS, yanıtında “tüm mahpusların yasaya uygun şekilde tutulduğunu” ve “temel hakların profesyonel eğitimli cezaevi görevlileri tarafından eksiksiz biçimde gözetildiğini” savundu. Kurum, aktarılan iddialardan haberdar olmadığını ve bilgileri dahilinde “bu tür olayların yaşanmadığını” belirtti; ancak “mahpus ve tutukluların resmi makamlara şikâyette bulunma hakkı bulunduğunu ve bu başvuruların tam olarak inceleneceğini” kaydetti.
Kaynak: Committee to Protect Journalists

