Levon Yıldırımyan’ın açılış konuşmasıyla başlayan gecenin ilk performansı Oti Dans grubundan geldi. Selda Topaloğlu eşliğinde dansın birleştirici gücünü ve birlikte olmanın güzelliğini, yeniden hissettirdiler bizlere.
Bu anlamlı gecenin konuşmacıları Aylin Manukyan ve Arek Çatak tek, tek dansları sunmaya başladıklarında hiç ara vermeden yaklaşık 20 oyunu seyredeceğimizin farkına vardım.
İlk halk oyunu ‘Fincan’dı. ‘Garno Koçari’, ‘Eçmiadzin’, İşhannats Bar’, ‘Musa Ler’, ‘Karavan’, ‘Oror’ ve daha birçok oyun oynandı gecede. Bizler ise kah Erzurum’a gittik, kah Musa Dağı’na, kah Eçmiadzin’e... Dolaştıkça dolaştık eski tarihi şehirlerde.
Onlar kostüm değiştirdikleri sırada sahnede hemen yerlerini alan solist Kristin Akgün Vural’a piyanoda Sevan Agoşyan eşlik ediyordu.
Solo davul performanslarıyla geceye damgasını vuran bir diğer isim ise Artur Kazalyan’dı. Kazaryan sahnede tam üç kez davul performansı sergiledi.
Gösterinin sondan bir önceki parçası ‘Vordeğ Kıdnem Kez’de Kristin Akgün Vural ve Sevan Agoşyan’a Hugas Arzuman eşlik etti.
Gecenin kapanış konuşmalarını Türkiye Ermenileri Patriği Sahak Maşalyan ve Ordakyan Dans Okulu Kurucusu ve Müdürü Bedros Ordakyan gerçekleştirdi.
Patrik Sahak Maşalyan ‘Huys’ Derneği’nin önemini vurgulayan konuşmasında,Ordakyan Okulu'nun kurucusunu, öğrencilerini, tebrik ederek başarılarının devamını temenni etti.
İstanbul, Ordakyan Dans Okulu’nu sadece birkaç gün ağırladı. Sadece bir gösteri ‘Huys’ yararına yapıldı. Şunu düşünmeden edemedim: Bu kadar güzel bir grup ağırlanmışken keşke farklı okulların sahnesinde birkaç gösteri daha yapılsaydı.
Onlar kısa bir süre şehrimizi gezip, sadece ağzımıza bir parça bal çalıp gittiler. Tadı, tınıları anılarımızda kaldı.




