DEM PARTİ CHP'Yİ ZİYARET ETTİ
Özel: Murşitpınar sınır kapısının açılması önemli
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), Rojava'ya yönelik saldırılara ilişkin düzenleyeceği siyasi parti ziyaretlerinin ilkini Cumhuriyet Halk Partisi'ne (CHP) yaptı. Rojava gündemli görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenlendi.
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, iyi bir görüşme gerçekleştirdiklerini belirterek, "Suriye’yi konuştuk, bölgeyi konuştuk. Kuzey ve Doğu Suriye’deki gelişmeleri konuştuk. Orada bir insanlık dramı yaşanıyor. Deyim yerindeyse ateşe benzinle gidenler var. Bir de ateşi soğutmaya çalışanlar var. Biz oradaki çatışmanın, şiddetin son bulmasını; meselenin diyalogla, müzakereyle barışçı bir şekilde çözülmesini istiyoruz. Ama maalesef Türkiye’de bir nefret korosu var. Sabah akşam neredeyse Kürt karşıtı propaganda yapıyorlar. Suriye’de sanki demokratik bir rejim zemin var da Kürtler oyunbozanlık yapıyormuş gibi bu koro, 7/24 saat Kürt karşıtı bir algı oluşturmaya çalışıyor. Tekrar ediyoruz. Kürtler yaşamış olduğu ülkelerde hiçbir zaman yaşadıkları ülkeleri ve komşu ülkelere tehdit olmadılar. Bundan sonra da olmayacaklardır. Bu, aslında biliniyor ama bu konuda bir ezber var. Bu ezberlerin artık bozulması gerektiğini belirtmek istiyoruz" dedi.
Bölgede kirli oyunların oynandığına söyleyen Bakırhan, "Aslında 27 Şubat'ta Öcalan'ın yapmış olduğu çağrı da tam da bölgede 100 yıldır oynanan bu kısır döngüyü ortadan kaldırmaya dönüktü. Ama maalesef tam bu süreçte bir saldırı gerçekleşti. Orada silahsız, günahsız yaşayan Kürtler saldırı altında kaldı. Göç etmek zorunda kaldılar" dedi.
Mürşitpınar kapısı açılmalı
Bakırhan şöyle devam etti: "Suriye bizim için önemli. Ülkemizi de yakinen ilgilendiriyor. Suriye'de rejim selefi mi olacak? Kadın düşmanı, Kürt düşmanı, Dürzi, Alevi düşmanı mı olacak yoksa demokratik mi olacak? Türkiye'yi de yakinen ilgilendiriyor. Biz DEM parti olarak Suriye'de Selefi bir zemin ve mantık yerine demokratik Arapları, Kürtleri, Alevileri, Dürzileri, kadınları kapsayan demokratik bir zemin oluşmasının mücadelesini yürütüyoruz. Ama Suriye’de bugün sahada ciddi bir insani kriz var. Özellikle Kürtlerin yaşadığı kentler abluka altında. En başta da Kobanî’de ciddi bir abluka var. Elektrikler yok, sular akmıyor. Çocuklar soğuktan yaşamını yitiriyor. Neredeyse ateşkes olmasına rağmen her gün ciddi çatışmalar var. Kürtler kendi kentlerinde yaşamasına rağmen bir türlü rahat bırakmıyorlar. Bunun için öncelikle Kobani başta olmak üzere Suriye'de Kürtlerin yaşamış olduğu yerlerde acil insani koridorların açılması gerekiyor. Türkiye, Mürşitpınar ve Nusaybin sınır kapılarını açabilir. Daha önce Kobani kuşatmasında da bu kap Mürşitpınar sınır kapısı açıldı. 25 milyon Kürt nüfusuna sahip olan Türkiye'nin tekrar bu kapıları açması gerektiğini belirtmek istiyorum.
Ateşkes var ama ateş kesilmedi
Suriye'de ateşkes var ama bir türlü tam olarak ateş kesilmedi. Türkiye, Suriye üzerindeki rolünü yapıcı bir şekilde kullanmalı, değerlendirmeli. Türkiye sadece HTŞ rejimini değil, orada Kürtleri de önceleyen, dikkate alan, onların demokratik hak ve özgürlüklerini de gören bir süreç içerisinde olmalıdır.
Yine günlerdir kimi medya yayın organları ve kimi siyasetçiler Kürtleri kıran, ötekileştiren bir dil kullanıyor. Bu dilin kimseye bir yararı yok. Bu süreci hep birlikte dayanışmayla atlatacağız. Artık bölgemiz yeterince çatışma, kan, şiddet gördü. Türkiye'de iktidara, siyasi partilere başta da bugün bulunduğumuz Cumhuriyet Halk Partisi'ne hepimize büyük görev ve sorumluluklar düşüyor. Başta bölge olmak üzere sorunların diyalog ve müzakere ile çözülmesi için siyasette bir rol üstlenmeli.”
Özel: Kardeşlik hukukumuz var
CHP lideri Özgür Özel ise, Türkiye'de sürecin başladığı günden itibaren Suriye'yi de takip ettiklerini ve Türkiye'nin barışıyla Suriye'nin barışını iç içe gördüklerini belirterek, "Suriye'de bir an önce istikrarın sağlanmasını, Suriye'de hem Türkmenleri, hem Arapları, hem Kürtleri, hem Dürzileri, hem Alevileri kapsayan bir anayasal güvence altına alan ve Suriye'de barışı hakim kılan bir çözümden yana olduk. Bu durum Türkiye'nin barışına da katkı sağlayacaktır. Daha önce de de söyledim; ortada bir sınır çizgisinin olması iki taraftaki kardeşliği ortadan kaldırmıyor. Sınırın iki yanında akrabalar yaşadığı gibi Türklerin Türkmenlerin de, Kürtlerin de, Arapların da her birimizin akrabaları olduğunu ve onlarla aramızda oluşabilecek hukukun sadece kardeşlik hukuku olduğunu görmemiz lazım" dedi.
Özel, "Türkiye'de Kürt kardeşlerimiz hep birlikte Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu unsurları olarak birlikte yaşıyoruz. Ancak işler yolunda giderken kardeşlikten bahsedenler; birazcık ortalık karışınca gerçek yüzlerini gösteriyorlar. Nefret söylemine varan, Kürtleri kıracak, onları rencide edecek bir dil kullanıyorlar. Bunların tamamını reddediyoruz. Biz burada iki eş genel başkan, bir genel başkan yan yana duruyoruz. Bir Türk, bir Arap, bir Kürt var ve hepimiz biz kardeşiz" ifadelerini kullandı.
Sınır kapısını açılması lazım
Özel sözlerine şöyle devam etti: "Suriye'de yaşanan insanlık dramını dikkatle ve endişeyle takip ediyoruz. Bir yandan Türkiye'den yardım konvoylarının çıkmış olmasını, Halep üzerinden Kobane’ye ulaştırılacak olmasını, ulaştırılıyor olmasını olumlu görüyoruz. Ancak orayı bu hale kim getirdi? Bir de ona bakmak lazım. Yani orada birtakım selefi yapılara yol verip de ondan sonra orada şehirler kuşatıldı. Elektrikler kesilince, beş çocuk soğuktan donunca, insanlar açlığa sürüklenince buradan yardım tırları yollamak yerine bunlara sebebiyet verecek kargaşaya imkan tanımayıp; hep söylediğimiz gibi diyaloğu ve çözümü ön plana almak gerekiyor."
"Bir yandan da şunu söylemek lazım; şehirlerin kuşatıldığı zamanda gidecek bu yardımlar doğru yere mi ulaşacak? Yoksa başkalarının eline mi geçecek? Bundan dolayı da endişeliyiz. Bu yardımların Mürşitpınar'dan Halep'e, Halep'ten Kobani'ye ulaştırılmasının dışında çok daha pratik, lojistik olarak da aklın gereği olan çok daha garanti bir yol var. Mürşitpınar Sınır kapımız. Mürşitpınar Sınır Kapısı açıldığında zaten yardımlar ulaşması gerektiği yere ulaşıyor. Bir kuşatmayı geçmek zorunda kalmaksızın Mürşitpınar Sınır Kapısı'nın insani yardımlarla sınırlı olmak üzere açılması ve tüm yardımların buradan ulaştırılmasını önemli görüyoruz.'
Ayrıca Suriye'nin barışıyla birlikte Türkiye'de de bir süreç yürüyor. Komisyon rapor yazma aşamasındadır. Suriye'de savaş varken, Suriye'de barışın sağlanması, kalıcı barışın sağlanması nasıl mümkün olacak sorularına komisyonun da kendi çalışmalarında yanıt araması gerekmektedir. Bu konuyu da arkadaşlarımız komisyon gündeminde tartışacaklar.

