Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin meclis grubunun çalışma toplantısında iktidarın yargı ve siyaset üzerindeki adımları, CHP'deki mutlak butlan yönetiminin önümüzdeki seçimlere yönelik tutumu ve fon iddialarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
"19 Mart’ta başlayan süreç devam ediyor"
Parti genel merkezindeki toplantının açılışında konuşan Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, geride kalan yaz mevsiminin Türk siyasi tarihine damga vurduğunu dile getirdi. İktidarın hamlelerini darbe girişimi olarak nitelendiren Özel, 21 Mayıs'ta mutlak butlan kararının ardından yaşananların, temeli 19 Mart'ta atılan ve mevcut yönetimin gelecekteki olası iktidar değişimini engellemeyi amaçlayan bir sürecin uzantısı olduğunu ifade etti.
Butlan CHP'sine eleştiri
Butlan CHP'sindeki "seçim günü geldiğinde seçmen nasılsa bize oy verir" rahatlığını ve rehavetini sert sözlerle eleştiren Özel, muhalefet koltuğuna sığınmanın bedelinin ağır olacağını vurguladı. İktidara karşı sahici ve cesur bir mücadele yürütmek yerine yalnızca muhalefette kalmayı hedefleyen anlayışın halkta karşılık bulamayacağını belirten Özel, "Bu millet Atatürk'ün kurduğu partiyi geçmişte baraj altında da bıraktı, bu millet Atatürk'ün partisiyle girdiğiniz 14 seçimde sizi birinci parti yapmadı. Bu millet Atatük'ün partisine oy vermek ister ama Atatürk gibi cesursanız, onun ilke ve devrimlerine sıkı sıkıya sarılıyorsanız, Cumhuriyet'in kurucu kadrolarıyla husumeti olanlarla mücadeleyi göze alıyorsanız, tek hedefiniz Atatürk'ün partisini iktidar yapmaksa millet 50 yıl sonra arkanızda durur. Yok eğer 'bu iktidar, iktidarda dursun; ben Atatürk'ün partisinde muhalefetin başında durayım, yıllarca muhalefet olayım' derseniz, millet alır yüzde 3'te bırakır" uyarısında bulundu.
"Fatma Betül Sayan Kaya buzdağının görünen kısmı"
Gündemdeki fon vurgununa da değinen Özel, AKP’li Fatma Betül Sayan Kaya’ya ilişkin konuştu. Kaya ve eşinin fonlardan kısa sürede çok yüksek bir kazanç sağladığını belirten Özel, şu ifadeleri kullandı:
"Fatma Hanım, eşi ile birlikte 163 milyon lira yatırmış, fonlar batmadan hemen önce 2 milyar 200 milyon lirayı kapıp kaçmış. Fatma Hanım'ın fona yatırdığı parayla 27 tane daire alabiliyorsunuz. Fatma Hanım'ın 5 ay sonra çektiği parayla 367 daire alabiliyorsunuz. Eşi ile birlikte kendisinin yatırdığı para 27 daire alırken, 5 ay sonra çektiği para 367 daire alabiliyor. Bu isim buzdağının sadece görünen yüzüdür. Kabine'nin diğer üyeleri gibi, diğer üst düzey AK Partililer gibi becerikli olmadığı için Fatma Hanım, doğrudan kendi ve eşinin ismiyle işlem yapmıştır. Ve ilk bakıldığında listede göze çarpmıştır.”
"Asrın soygununun maliyeti 90 milyar dolar"
Borsadaki vurgunun maliyeti hakkında konuşan Özel, borsa kaybın 3,5 trilyon lira olduğunu açıkladı. Özel, "Tasfiye edilen 131 fonda kalan para 800 milyar lira. Yani bu soygunun ekonomiye maliyeti 90 milyar dolar! 3 yıl önce 11 ilimizde deprem yaşadık. Erdoğan bunun adını 'asrın felaketi' dedi, ekonomiye maliyetini 100 milyar dolar olarak kendisi açıkladı. Asrın felaketinin maliyeti 100 milyar dolar, asrın soygununun maliyeti 90 milyar dolar. Asrın soygunun ekonomiye etkisi deprem etkisidir" dedi.
"Sayın Erdoğan kameraların karşısına geçiyor, kürsünün üstüne elini koyuyor ve ‘Haberim yokmuş gibi çekin bakalım’ diyor. Yahu yanınızdakiler milleti soymuş, nasıl haberiniz yok? Borsa çökmüş, fonlar patlamış; nasıl haberiniz yok? Toplamda 4,5 trilyon liramız buhar olmuş, nasıl haberiniz yok? Siz ne iş yapıyorsunuz? Siz bostan korkuluğu musunuz? Haberiniz varsa doğrudan sorumlusunuz, haberiniz yoksa yönetme kabiliyetiniz kalmamış, derhal bu milletin yakasından düşünüz. İşinize gelince ‘Bizden habersiz kuş uçmaz’ diyeceksiniz, işinize gelmeyince ‘Vallahi haberim yok, Fatma Hanım nefsine uymuş’ diyeceksiniz. Bunun kabul edilebilir tarafı yoktur. "
"Maliye Bakanı sınavdan geçecek mi?"
Fatma Betül Sayan Kaya, elbette tek değildir. Bütün AK Partililer biliyor ki, bu mağdurların çoğu da AK Parti seçmenidir. Bu fon TERA’yı, diğerlerini AK Parti’nin bilindik meşhur isimlerinden, saray bürokrasisinden, Bakan isimlerinden bilirler. ‘Onun parası oradaymış, bunun parası oradaymış’ diye birbirlerini yüreklendirdiler. Kimin ne para götürdüğü MASAK’ın çeşitli takipleri ile bu dönem Maliye Bakanı’nın üzerinde böyle bir yükümlülük vardır ve tarih önünde bakalım bu sınavdan Maliye Bakanı geçecek mi, kalacak mı, yoksa kaçacak mıdır? Ama göreceğimiz şudur; yurt dışına çeşitli üçüncü kişiler üzerinden, daha önce isimlerini verdiğimiz, soğuk cüzdanlarla para kaçıranlar ki ‘soğuk cüzdan’ lafını Türkiye ilk kimden duyduysa oraya bir baksın. Yurt dışında offshore hesaplarına para koyanlar ve offshore hesapları üzerinden vekaletle işlem yapanların mutlaka ortaya çıkarılması, ortaya dökülmesi devlet sorumluluğudur.
"Ekonomiye deprem etkisi"
Borsadaki kayıp şu an 3,5 trilyon lira. Tasfiye edilen 131 fonda kalan para 800 milyar lira. Yani bu soygunun ekonomiye maliyeti 90 milyar dolar. Üç yıl önce 11 ilimizde deprem yaşadık, Erdoğan bunun adına ‘asrın felaketi’ dedi ve ekonomiye maliyetini 100 milyar dolar olarak kendisi açıkladı. Asrın felaketinin maliyeti 100 milyar dolar, asrın soygununun maliyeti 90 milyar dolar. Asrın soygunun ekonomiye etkisi deprem etkisidir.
Kimse kimseyi kandırmayacak, kimse kimseyle alay etmeyecektir. Karşı karşıya olduğumuz; asrın dolandırıcılığı, asrın soygunu, asrın finansal krizidir ve düpedüz devlet krizidir. Devlette tuz kokmuştur ve maalesef bu milletin bütün umutları, bu milletin umutlarını çalmaya azmetmiş, gözü dönmüş kadrolara emanet edilmiştir. Fondaki 200 milyon dolarlık işlemler, birtakım çantacılar tarafından yapılmıştır. Görev, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e aittir ve hem bu isimlerin hem daha fazlasının bütün işlemleri, hesap hareketleri, yakınları, geçmişleri, bugünleri yarınlarının izlenmesi, yurt dışındaki offshore hesaplarının peşine, yurt dışındaki ülkelerle iş birliği anlaşmaları nezdinde mutlaka harekete geçirilmesi gereklidir. Bu konuda Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’i asla ve asla rahat bırakmayacağımızı kendisi bilmelidir.
Yavuzyılmaz'ın eşine yönelik soruşturmaya tepki
Dün, Zonguldak Milletvekilimiz Deniz Yavuzyılmaz, en başından beri yolsuzlukların üzerine giden Genel Başkan Yardımcımız, milletvekilimiz. O kadar korkak ve kirliler ki onunla baş edemeyeceğini gördükleri için hiçbir şeyle ilgisi olmayan değerli eşi, kardeşimize yağmadan soruşturma başlatmışlar. Akıl almaz. Yağma soruşturması. Nedir bu diyorsun? Saatler sonra ortaya çıktı ki yıllar önce çalışmış bir danışmanın bir şikayet dilekçesini Deniz Yavuzyılmaz’a bir şey diyemeyecekleri için eşi üzerinden yorumlayarak eşini mahkemeye çağırma, tutuklama tehdidi ile karşılaşıyor. Öyle bir noktadayız ki bizlerle baş edemeyenlerin eşlere, çocuklara, anneye, babaya, kardeşe saldırdıkları bir korkaklığın içindeyiz.
"İktidarı değiştireceğiz"
Türkiye’nin yeni ve temiz bir sayfaya, yeni ve tertemiz bir başlangıca ihtiyacı var. Biz bu eskimiş, çürümüş kara düzeni değiştirmek için yola çıktık. Partimizi milletimizle birlikte kurduk. Milletimizle birlikte yürüyoruz, büyüyoruz. Biz koltuk sahibi olmaya değil, milletin sorunlarını çözmeye talibiz. Tüm mağdurların hakkını vermeye, hakkı yenenlerin hakkını teslim etmeye talibiz. Bu iktidar üzerinde milletin ahı vardır. Mağdur edilen, yoksul bırakılan, adaletsizliğe uğrayan milyonların ahı bu iktidarın üzerindedir. Haksız yere hapiste tutulanların ahı bu iktidarın üzerindedir. Biz milletin yüzünü güldürmeye, sarsılmaz adaleti sağlamaya, Türkiye’yi ayağa kaldırmaya geliyoruz. Safımız milletle birdir. Milletimizin kaderi bizim kaderimizdir. Millet de bizimle beraberdir. Kimsenin şüphesi olmasın ki biz o sandığa varacağız, o seçimi alacağız, bu iktidarı değiştireceğiz."
(Kaynaklar: Evrensel, BirGün)



