CHP lideri Özgür Özel, partisinin grup toplantısında konuştu, gündeme ilişkin değerlendirmeler yaptı. Özel, grup toplantısında yaptığı konuşmada hafta sonu yurt genelinde yaptığı ziyaretlere ilişkin bilgi verdi, "Yeni, temiz, cesur, teslim olmayan başkasının planına göre değil milletin hesabına göre yapılan siyaseti milletimizle birlikte ilmek ilmek örüyoruz. Bazen bir kamyon kasasının arkasında bazen bir traktör römorkunun arkasında, bir kahve sandalyesinin üstünde ya da bir bankın üzerindeyiz ama milletin gönlündeyiz" dedi.
CHP'nin seçilmiş başkanı Özgür Özel'in konuşmasından öne çıkan başlıklar öyle:
"Partimize yönelik saldırının, işgalin ardından Ankara'da oturmadık. Zaten partinin hedefte olmasının sebebi de çeşitli ihtarlara, telkinlere rağmen Ankara'da oturmak yerine nerede olmamız gerekiyorsa orada olduğumuz, yerel seçim sürecinde 105, devamında dokuzu tematik 21'i büyük halk buluşması 30, ardından Saraçhane'de başlayan 11 mitingle sahada ve sürekli miletimizle birlikte olduğumuz için partimize yönelik saldırıların sonucunda alınan butlan kararı ve ardından devletimizin polisi, milletimizin evlatları polisleri kullanarak 15 katlı binadan çıkarıldıktan sonra bu hafta sonu en son dün pazartesi günü 15'inci ilimizde milletimizle buluştuk.
Köy köy, belde belde şehir şehir gidiyoruz ve milletimizle kucaklaşıyoruz. Cadde cadde, sokak sokak, meydan meydan mücadelemizi büyütüyoruz. Yeni, temiz, cesur, teslim olmayan başkasının planına göre değil milletin hesabına göre yapılan siyaseti milletimizle birlikte ilmek ilmek örüyoruz. Belki makamlar, binalar, şatafatlı sahneler yok, hiç olmadı hiç kullanmadık ama bazen bir kamyon kasasının arkasında bazen bir traktör römorkunun arkasında, bir kahve sandalyesinin üstünde ya da bir bankın üzerindeyiz ama milletin gönlündeyiz."
"Demirtaş'ın selamını aldık"
"Bizi karşılayan Diyarbakır'dan kıymetli bir isim 'Üzerimde bir selam var' dedi. Gece avukatlarını çağırmış Genel Başkan'ı karşılayacağını, toplantıda olacağını duydum onun üzerinden CHP Genel Başkanı Özgür Özel'e selamlarımı ilet, şehrimize hoş gelmiş dedi. Sayın Demirtaş'ın selamlarını aldık, başımızın gözümünün üzerine koyduk" diyen Özel, geçen hafta gerçekleştirdiği Diyarbakır, Gaziantep ve İzmir ziyaretlerinden ve vatandaşlarla yaşadığı diyaloglardan da bahsederek özetle şunları söyledi:
Rojin Kabaiş'in ailesine ziyaret
"Diyarbakır'da iki ziyaret. İki anneye, kardeşlere borcum var, sözüm var. Rojin Kabaiş'in ailesinin yanındaydık. Soruşturmanın başlangıcından adli tıp aşamasına kadar şüpheler ve ailenin kaygılarının, ailenin şüphelerinin, ailelerin sorularının yanıtlanmadığı bir süreç yaşanıyor. Israr söylediler, dediler ki annesi, babası, kız kardeşi, baba Diyarbakır'da oturuyor, Iğdır'da biz minare inşaatında elleriyle taş taşıyor. İzin günlerinde Van'a koşup evladı için adalet arayışını sürdürüyor. Ve aile diyor ki 'Rojin'in vücudunda iki tane erkek DNA'sı bulundu. Halen daha bize suyun içindeki 15 günden sonra bile bulunan bu iki erkek DNA'sı için hiçbir şey demeypi ısrarla Rojin intihar etti bunu kabul edin diyenler var. Bunu böyle söyler misiniz?' Ben dedim ki 'Biz bunları okuduk ama bunu böyle söyleyeyim mi?' Annesi dedi ki 'Söyle', kız kardeşi dedi ki 'Söyle', babayı aradılar, babaları dedi ki 'Allah aşkına söyle. Bunları konuşun ki millet bilsin.' Rojin Kabaiş'in ailesinin adalet arayışından hepimizin haberinin olması, onların hiç olmazsa bir miktar daha umutlanmasına, toplumun bu noktada kendilerine sahip çıkacağına olan inançlarından katkı sağlayacak.
"Anneler feryadı var"
Gülistan Doku'nun annesi ilk gün nasılsa öyle. Gördünüz diyor ki 'İlk günden beri yanımızdaydınız' diyor. Olmaya devam edeceğiz. İlk gün iki gözü iki çeşmeydi. Yine iki gözü iki çeşme. Tabii büyük bir mücadele verdi. Sadece CHP kadın kollarımız, hukukçu milletvekillerimiz, tüm milletvekillerimizin yanında parlamentodaki muhalefet partileri sahip çıktılar. O dönemde hiç unutulmasın, şehrin bürokrasisi ve orada şüpheli sözler söylediğimizde devletin valisibe diyorsun, emniyet müdürüne diyorsun, polise mi bunu söylüyorsun diyen dönemin İçişleri Bakanı şimdi karşılaştığımız durum, heyetimiz gidip rapor ettiğinde ilk tebrik edenlerden biriydim. Orada Tunceli'de bir kadın Cumhuriyet Başsavcısı adındaki o Cumhuriyet unvanını bugünlerde en çok hak edenlerden birtanesi. Her şeye rağmen bir buçuk yıldır, göreve atandığı günden beri kararlılıkla bu işin üstüne gidiyor. Gülistan'ın annesi ona bir Kürtçe 'Allah ondan razı olsun' diyor. Dönüyor bir de Türkçe 'Allah ondan razı olsun' diyor. Ve o kadın Cumhuriyet Savcısı'nın yürüttüğü soruşturmayla bizim arkadaşlarımız basın toplantısında oradaki bürokrasiye laf söyleyince neredeyse vatan haini, devlet düşmanı ilan ediliyorduk. Dönemin il emniyet müdürü tutuklu. Dönemin valisi tutuklu. Valinin oğlu tutuklu. İşaret edilen kişi Amerika'da tutuklu, ümit ediyoruz en kısa zamanda Türkiye'ye teslim edilecek.
Ancak annenin ve kardeşlerin yine de bir feryadı var ve diyorlar ki 'Biz bir an önce bir mezarımız olsun istiyoruz. Bir de emniyet aşamasına gelindi. Bize dediler ki 'Emniyet sürecinde de 24 tane ağır şüpheli var.' Sanki iş orada durdu' diyor. 'Gidip bunu söyleyin. Siz konuşursanız bu işler ilerliyor' diyor. Biz de Gülistan'ın annesinin hiç olmazsa mezarına kavuşması için ve artık o gözyaşlarının bir yerde durup yasın tutulup artık onun da hayatının bundan sonrasını elbette evladının yasını tutan ama hiç olmazsa evladının mezarını bilen ki bu en önemli insan haklarından bir tanesi, bir annemiz olarak hayatını sürdürmesini ümit ediyoruz. Bu konudaki kararlılığımızı bir kez daha vurguluyorum."
NATO önlemlerine tepki
NATO Zirvesi olacak, yabancı liderler gelecek diye kendi insanına çile tasarlayan, Meclis'i, bakanlıkları kamu kurumlarını, sokakları kapatan bir acayip OHAL var. Bir de NATO Zirvesi sırasında eylem olabilir şüphesiyle yapılan operasyonlar ve 178 kişinin tutuklanması var. Bunu kimse cümlede kullanıp, tweet atıp tepki gösterip sonra da sakın normalleştirmesin. Bu mesele bırakın Türkiye'de yaşananlar açısından, demokrasi açısından yaşanan her şey bir yana bu ülkede 2014 yılı kasım ayında Meclis'e o dönemin AKP'si Adalet Bakanlığı'ndan İçişleri Bakanlığı'nın da görüşleri alınarak bakanlar kurulundan bir kanun tasarısı sevk ettiler. İki başlık vardı. İç güvenlik paketi içinde yer alır. Biri önleyici gözaltıydı, diğeri koruyucu gözaltıydı. Dünya kadar tartışıldı. Meclis'te komisyonda savunurken alman hukukunda var dediler. Açtık okuduk. bir kanun nasıl uygulanmalı diye uygulamacıya yön gösteren katalogları okuduk. Kişi elinde benzin bidonu ve çakmakla kendini yakmak üzereyken yapılan gözaltıya koruyucu gözaltı denir. Süresi şununla sınırlıdır, derhal gerekli, kurumlara gidip izah edilir. Aksi halde gözaltı sonlanır. NATO Zirvesi'nden önce pikniğe giden TEMA gönüllülerini tutukluyorlar. Gazetecileri, akademisyenleri, sivil toplum temsilcilerini tutukluyorlar; 'NATO Zirvesi'nde eylem yapacaklar' diye. 30 yıl öncesinde, 40 yıl öncesinde kalmış örgütlerin isimlerini söyleyip bu örgütlere üyelikle suçluyorlar. Ve diyorlar ki; 'bunlar gelir, burada eylem yapar'
Deniz Göktaş'a mesaj: Erdoğan'la olan 30 yıllık yolculuğunu sonlandıracağım
Ülkemizde uzun zaman sonra siyasi mizah yapan genç bir kardeşimiz var. Üzerine konuşulmaya başlanınca açtım, tamamını izledim. İktidarı da eleştiriyor bizi de eleştiriyor. Ekrem Başkanı eleştiriyor, şaka yapıyor. Hepimiz de güldük. O sırada Erdoğan'ı da eleştiriyor. Terapistliğini isterim ama beni tutamazlar diyor. Bu kadar. Kuran'a hakaret bilmem ne! Dini değerlerle alay bilmem ne falan. İktidara yakın kalemler hedef tahtasına aldı gencecik çocuğu. şimdi efendi yurtdışına kaçtı mı gelecek mi... Şakadan anlamayan, ifade özgürlüğüne tahammül edemeyen bir anlayış var karşımızda.
Gençlere sesleniyorum; sanmayın ki böyledir. Sanmayın ki cumhurbaşkanı, bakan, genel başkanların böyle bir dokunulmazlığı var. Kimsenin böyle bir dokunulmazlığı yok. Bunlardan öncekiler bunun elli katına tahammül etti, tahammülü geç takdir ettiler. Bir ülkede mizah varsa o yöneticide özgüven vardır. Bugün yaşanan acziyettir. güçlü lider falan değildir. Güçlü liderlerin karikatürden, şakadan dizi titremez. Söz veriyorum; diyor ya Erdoğan'la 30 yıllık yolculuğum var diye. Deniz kardeşime söz veriyorum Erdoğan'la olan 30 yıllık yolculuğunu sonlandıracağım.
Erdoğan'a "Frankenstein" cevabı
Erdoğan’ın bütün hesabı CHP’yi karpuz gibi ortadan bölmekti. Sapını bile alamadılar. CHP meselesinde 'yokuz' diyor ama öyle değil. Erdoğan, sen bu işin tam ortasındasın. Ben komedyen Deniz Göktaş'a açılan soruşturmanın hiçbir yerinde yokum diye açıklama yapıyor muyum? Böyle bir açıklamaya ihtiyaç duymuyorsam yokum. Herkes neyin ne olduğunu görmekte millet de bu işi ben söylüyorum diye değil hissettiği için bu tepkiyi veriyor. Kendini izah ederken bilmediği konulara girip çıkıyor. Geçen gün diyor ki 'CHP'liler bir Frankenstein ürettiler ceremesini çekiyorlar.' Frankenstein canavarın kendisi değil, onu üreten doktor. Yazan da yanlış yazmış. Bir katkım olsun aynı çatı altında çalışmışlığımız var. Frankenstein aranıyorsa bugünkü Sabah gazetesine bakmak lazım. Canavarı bizim buralarda değil Adalet Bakanlığı tarafında aramak lazım.
"Bu milleti seçeneksiz bırakmayacağız"
Partimizi geri almak için mücadele ediyoruz. İşgal bitmezse bu milleti seçeneksiz bırakmayacağız. Kimse endişe etmesin milletle kazanacağız. Köy köy, belde belde, şehir şehir kazanacağız. Kimse yoldan sapmasın. Yolumuz doğrudur, iktidar yoludur, pusulamız millettir. Eninde sonunda iktidarı değiştireceğiz, halkın iktidarını kuracağız. Milletin tek ümidi sizlersiniz, bizleriz. Bizim de tek hedefimiz, ümidimiz bu milleti bu zorluklardan kurtarmak, bu yürüyüşü tamamlamak ve eninde sonunda bu milletin partisini iktidara taşımaktır."



