Rayların bittiği yerde başlayan hayat: "Bidzu gyol" (Բիձու գյոլ)

Yerevan yakınlarındaki Hrazdan Nehri’nin kanyonunun içinde yer alan Yerevan Çocuk Demiryolu’nun yabani otlar arasından güçlükle seçilen paslı raylarını takip edip hattın bittiği o en son noktaya ulaştığınızda, insan eliyle terk edilmiş o melankolik atmosfer, bıçak gibi kesilir. İstasyonun hüzünlü sessizliği, yerini Hrazdan kanyonunun derinliklerinden yükselen gürül gürül bir nehir sesine ve cıvıl cıvıl insan çığlıklarına bırakır.
İhtiyarlar gölü
Burası, resmi turizm broşürlerinde ya da lüks kulüplerin reklamlarında göremeyeceğiniz, ancak Yerevan halkının kolektif hafızasında çok özel bir yere sahip olan, Hrazdan Nehri kıyısındaki o meşhur gizli halk havuzudur. Yerel halkın deyimiyle "Bidzu Gyol" yani İhtiyarlar Gölü, kentin en organik ve en saf toplumsal alanlarından biridir.
İstasyonun çürüyen vagonlarına inat, burada zamanın durduğu değil, tam aksine hayatın en doğal ritmiyle aktığı bambaşka bir dünya sizi karşılar. Kanyonun dik bazalt yamaçlarının dibine, nehrin koyu renkli doğal taşları üst üste örülerek inşa edilmiş bu havuz, asırlık ağaçların yeşil şemsiyesi altında parıldayan mavi boyasıyla neredeyse gizli bir vaha gibi yükselir.

Üst taraftaki borudan şırıl şırıl akan buz gibi dağ suyu havuzu sürekli beslerken, kentin kavurucu sıcağından kaçan her yaştan Yerevanlı için bu alan doğanın kucağında ücretsiz ve samimi bir sığınaktır. Şatafatlı mekânların ve ticari kaygıların uzağında, sadece nehrin serin esintisini arkasına alan bu taş havuz, ahşap platformu ve etrafındaki iri kayalıklarıyla kentsel dönüşümün unuttuğu o eski, samimi Yerevan ruhunu yaşatmaya devam eder.
Havuzun hemen yanı başında uzanan ve nehrin iki yakasını birbirine bağlayan dar asma köprü, bu alanın sadece bir serinleme noktası değil, aynı zamanda kolektif bir insani çabanın ürünü olduğunu fısıldar. Resmi kurumların eliyle değil, burayı yaşatan müdavimlerin ortak çabası ve aidiyetiyle şekillenen bu bölge, insanın bastığı yeri kendi imkanlarıyla nasıl dönüştürebileceğinin en naif kanıtıdır. Asma köprü geçildikten sonra nehir akıntısının tersine doğru ilerleyen bu dar yürüyüş yolu, ziyaretçileri Hrazdan’ın kalbindeki otantik bir spor vahasına ulaştırır. Nehir kıyısındaki bu düzlük, günün her saatinde ter döken her yaştan Yerevanlının buluşma alanıdır.
El yapımı spor merkezi
Yemyeşil ağaçların altında, o asırlık bazalt kayaların dibine dizilmiş ve hazır fabrikasyon ürünler yerine tamamen halkın kendi elleriyle, kendi imkanlarıyla ürettiği el yapımı spor aletleri, ziyaretçilere doğayla iç içe eşsiz bir egzersiz deneyimi sunar. Mekanik düzenekler, mekik sehpaları ve hemen yanlarındaki taşlardan, betonlardan dökülmüş o el yapımı halterler, kanyonu adeta filtresiz bir açık hava jimnastik salonuna çevirir.
Burası, yerel halkın Chrik (Dzor Chrik) adını verdiği, nehir şırıltısıyla demir seslerinin birbirine karıştığı o meşhur açık hava egzersiz alanıdır. Yamacın hemen yukarısında gururla dalgalanan Ermenistan bayrağının gölgesindeki o isli anıt, buradaki fiziksel mücadelenin arkasındaki manevi ruhu gözler önüne serer. Karabağ’da 27 Eylül 2020'de başlayan savaşta hayatını kaybeden genç vatan evlatlarının anısına dikilen bu kızıl tüf taşından oyulmuş dev yumruk heykeli, birlikteliği, dayanışmayı ve sarsılmaz bir gücü simgeler. İşte bu kutsal anıtın ve şehitlerin hatırasının gölgesinde spor yapmak, buradaki insanlar için sıradan bir egzersizden çok daha fazlasıdır.

Öyle ki bu halka açık, mütevazı spor alanında sadece amatörler değil, Ermenistan’ı dünyada temsil etmiş, din, dil veya köken farkı gözetmeksizin bu toprakların bağrından çıkmış dev şampiyonlar da halkla yan yana ter döker. Burada, Avrupa şampiyonu ve Olimpiyat madalyalı efsanevi Ezidi kökenli güreşçi Roman Hasani Amoyan'a (Hasan oğlu Roman) rastlamak ya da dünya ve Avrupa podyumlarında bayrağı dalgalandıran boksör Artak Malumyan'ı ağır döküm halterleri kaldırırken izlemek kanyonun sıradan anlarından biridir. Farklı inançların, kökenlerin ve hayatların omuz omuza verip aynı demirlere tutunduğu bu alanda mevsimlerin hiçbir hükmü yoktur. Yazın kavurucu sıcağından kışın dondurucu ayazına kadar; kar, yağmur, fırtına demeden her gün sadakatle buraya gelirler. Ağır antrenmanların bitişinde ise kaslarını zorlayan sporcular, caddeden aşağıya inen taş basamakları koşarak iner ve terli bedenlerini havuzun o kaynak suyuyla beslenen buz gibi sularına bırakırlar. Bu tavizsiz disiplin, kanyon hayatının en karakteristik yaşam felsefesidir.
İhtiyarlar Gölü'nün emektarları
Ancak bu nehir kenarının en sakin ve en kıymetli sakinleri şüphesiz Yerevan’ın emeklileridir. Evlerinden getirdikleri portatif sandalyeleri ağaç altlarına atan, emektar gömleklerini ağaç dallarına iliştiren ak saçlı çınarlar, burayı adeta açık hava bir kültür kulübüne çevirmiştir. Coşkuyla köpürerek akan Hrazdan’ın hemen yanı başında kurulan emektar masalarda kıran kırana oyunlar oynanır. Masanın üzerinde yan yana duran tavla ve satranç tahtası, kanyonun iki farklı yüzü gibidir: Bir yanda şakaların ve kahkahaların havada uçuştuğu kâğıt oyunları, diğer yanda derin bir sessizlik ve konsantrasyonla yapılan stratejik hamleler... Pulların ahşaba vururken çıkardığı o tok ses, nehrin gürültüsüne karışır.
Bir tarafta havuzun serin sularına kendini bırakan gençlerin, yukarıda şehitlerin anısı altında mevsimlere ve kadere meydan okuyan şampiyon sporcuların dinamizmi; hemen birkaç metre ötede ise ömürlerini bu şehre vermiş yaşlıların eski Sovyet döneminden kalma dostlukları, hikâyeleri ve zamana meydan okuyan dirençleri...
Çocuk Demiryolu’nda paslanan vagonlar geçmişin hüznünü fısıldarken, rayların bittiği bu nehir kıyısı insanlara en yalın gerçeği hatırlatır: Hrazdan nehrinde doğa cömertçe akmaya, hayat ve insan iradesi ise tüm doğallığıyla kendi hükmünü sürmeye devam etmektedir.


