Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Rum Patrikhanesi'ne bağlı din adamları Corc Kasapoğlu ve Niko Mavrakis'in Rum Ortodoks cemaatine bağlı vakıflarda görev yapmalarını engellemesinin ardından, ruhanilerin dernek kurma özgürlüğü ve dini özgürlük konularında hak ihlaline maruz kaldıklarını tespit etti.
AİHM, 26 Mayıs Salı günü verdiği kararda yetkililerin din adamlarını dışlamak için geçerli bir yasal dayanak gösteremediğini, "müdahaleyi haklı çıkarabilecek açık, erişilebilir ve öngörülebilir herhangi bir yasal dayanak olmadığını" işaret etti.
Abdullah Aydın, Türkiye adına yaptığı savunmada davacılar Mavrakis ve Kasapoğlu’nun Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 9. ve 11. maddelerine ilişkin şikayetlerini soyut bir şekilde dile getirdiklerini, haklarının somut olarak ihlal edildiğini kanıtlayamadıklarını ifade ederken davacılar ise Sözleşme’nin ihlal edildiğini ve mağdur edildiklerini belirtti.
“Toplumsal uyum” vurgusu
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Türkiye'nin, İstanbul Rum Ortodoks cemaatine bağlı kilise, okul ve diğer kurumları yöneten kurumlarda görevlerini yerine getirmelerini engelleyerek, din adamlarının dernek kurma haklarını ihlal ettiğine ve aynı zamanda dini özgürlüğün korunmasına ilişkin hükümleri çiğnediğine hükmetti.
Mahkeme, “Çoğulculuk, kültürel, etnik ve dini çeşitliliğin gerçek anlamda tanınması ve saygı gösterilmesi üzerine kuruludur ve farklı kimliklere sahip kişi ve gruplar arasındaki uyumlu etkileşim, toplumsal uyum için esastır” ifadesine yer verdi.
Mahkeme ayrıca , “özellikle kültürel veya manevi mirasın korunması, sosyal veya ekonomik amaçların izlenmesi, bir dinin öğretilmesi ya da etnik veya azınlık kimliğinin savunulması amacıyla kurulan derneklerin, demokratik bir toplumun işleyişinde temel bir rol oynadığını” vurguladı.
AİHM , her başvuru sahibine 2.000 Euro (yaklaşık 2.325 dolar) tazminat ödenmesine karar verdi ve Türkiye'nin masrafları karşılamasına hükmetti.
Benlisoy: Emsal niteliğinde
Dosyanın avukatı Hülya Benlisoy, Agos’a yaptığı açıklamada AİHM’de kendilerini Avukat Paris Asanakis’in temsil ettiğini söyledi. AİHM kararıyla birlikte göreve iade sürecinin olmayacağını söyleyen Benlisoy, asıl isteklerinin yüksek mahkeme kararının emsal teşkil etme yönünde olduğunu ve bunun gerçekleştiğini belirtti. Benlisoy, bir sonraki vakıf seçimlerinde din adamlarının vakıf yöneticisi olma konusunda hiçbir sorun olmayacağını umut ettiğini, bu kararın diğer azınlık toplulukları için de önemli olduğunu vurguladı.
AYM de benzer karar vermişti
2011’de yapılan vakıf seçimlerinde din adamları Corc Kasapoğlu Koca Mustafa Paşa Samatya Aya Konstantin Rum Ortodoks Kilisesi Vakfı, Niko Mavrakis ise Beşiktaş Cihannüma Rum Ortodoks Kilisesi Vakfı yönetim kuruluna seçildi.
Vakıf seçim tespit tutanağını, 16 Aralık 2011’de Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne (VGM) teslim etti. Müdürlük, 30 Aralık 2011’de vakıflara kişilerin din adamı olup olmadığını sordu. 3 Ocak 2012’de vakıflar, Mavrakis ve Kasapoğlu’nun din adamı olduklarını VGM’ye bildirdi. 1 Mart 2012’de VGM, söz konusu iki kişinin din adamı olmalarını gerekçe göstererek yönetim kurulundan çıkarılması halinde mazbatanın verileceği kararını verdi.
Başvurucular, VGM’nin kararına karşı iptal davası açtı ve 2008’deki Vakıflar Yönetmeliği’nde yönetim kurulu olma şartları arasında ‘din adamı olmamak’ şartının bulunmadığını belirtti. Davalı VGM ise Lozan Anlaşması ile din adamlarının siyasi ve yönetsel alanlarda görev alamayacağını belirterek davanın reddini talep etti.
İstanbul 3. İdare Mahkemesi, dava konusu işlemin iptaline karar verdi. Mahkeme gerekçesinde VGM’nin denetim yetkisinin vakıf seçimlerinin yönetmeliğe uygun olarak yapılıp yapılmadığı ile sınırlı olduğunu ve belirtti. Ancak Danıştay Onuncu Dairesi, ilk derece mahkeme kararını bozdu. Danıştay, kararında cemaat vakıflarının yönetici seçimlerinin iptaline veya seçimin geçerli olduğuna ilişkin karar verme görev ve yetkisinin adli yargı yerine ait olduğu, bu nedenle davanın esasının idare mahkemelerince incelenemeyeceği kanaatine vardı.
Danıştay kararının onanmasının ardından Kasapoğlu ve Mavrakis, 24 Ekim 2019’da Avukat Hülya Benlisoy’la birlikte AYM’ye bireysel başvuruda bulundu.Mahkeme, 2 Mayıs 2023’te kararını verdi. AYM, "Başvurucular, din adamı olmaları nedeniyle Yönetim Kurulunda yer alıp alamayacaklarına ilişkin olarak mahkemeler tarafından hiçbir tespit yapılmaması nedeniyle bitmeyen bu nizalı tartışma kapsamında örgütlenme özgürlüklerinden yararlanamamıştır” görüşünde bulundu ve Anayasa’nın 33. maddesine atıfta bulunarak ‘örgütlenme özgürlüğünün ihlal edildiğine’ karar verdi. Mahkeme manevi zarara uğrayan başvuruculara ayrı ayrı 30 bin TL ödenmesine karar verdi. Kararın örneğinin, Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Adalet Bakanlığı’na gönderilmesine oybirliğiyle karar verildi. Karar, 13 Ağustos 2023 tarihli Resmi Gazete’de yayınlandı.




