Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, Türkiye Yayıncılar Birliği, Türkiye Gazeteciler Sendikası, Türkiye Yazarlar Sendikası ve PEN Yazarlar Derneği, Sabahattin Ali’nin 1948’deki ölümüne ilişkin dosyaların yeniden incelenmesini istedi. Ortak başvuruda, devlet arşivlerinin araştırılması ve yazarın mezar yerinin tespit edilmesi de talep edildi.
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC), Türkiye Yayıncılar Birliği, Türkiye Gazeteciler Sendikası, Türkiye Yazarlar Sendikası ve PEN Yazarlar Derneği, yazar, şair ve gazeteci Sabahattin Ali’nin ölümünün aydınlatılması amacıyla Adalet Bakanlığı’na başvurdu.
12 Ekim’de yapılan ortak başvuruda, 1948’de gerçekleşen ölüme ilişkin soruşturma ve yargılama dosyalarının yeniden incelenmesi, devlet arşivlerinde araştırma yapılması ve Ali’nin mezar yerinin belirlenmesi istendi.
Başvuruda, Sabahattin Ali’nin ölümüne ilişkin resmî anlatımın aradan geçen 70 yılı aşkın zamana rağmen kamuoyundaki soru işaretlerini gidermediği belirtildi. Ali’nin dönemin güvenlik ve istihbarat mekanizmalarının denetimi altındayken yakalandığı, kötü muamele veya işkence sonucu yaşamını yitirdiği yönündeki iddiaların bağımsız ve kapsamlı biçimde araştırılmadığı ifade edildi.
Cesedin kesin olarak teşhis edilememesi, otopsinin ardından kalıntıların akıbetinin bilinmemesi ve yargılama belgelerindeki eksikliklerin de kuşkuları artırdığı kaydedildi.
“Cumhuriyet tarihinin en çok tartışılan dosyalarından biri”
Ortak başvuruda, Sabahattin Ali’nin ölümünün aydınlatılmasının yalnızca bireysel bir olayın araştırılması anlamına gelmediği vurgulandı. Başvuruda, dosyanın Cumhuriyet tarihinin en çok tartışılan faili meçhul olaylarından birinin aydınlatılması açısından önem taşıdığı belirtildi.
Anayasa’nın yaşam hakkını güvence altına alan 17. maddesi ile hukuk devleti ilkesini düzenleyen 2. maddesine işaret edilen başvuruda, ölümlerin etkili biçimde araştırılması gerektiği ifade edildi. Sabahattin Ali’nin düşünceleri nedeniyle hedef alınmış olabileceğine ilişkin kuşkuların giderilmemesinin düşünce ve basın özgürlüğü açısından da sorun oluşturduğu kaydedildi.
Sabahattin Ali hâlâ faili meçhul
1907 yılında Edirne'de doğan Sabahattin Ali, Öğretmen Okulunda mezun oldu ve ilkokul öğretmenliği yaptı. ''İçimizdeki Şeytan' adlı romanı milliyetçi kesimde tepki topladı ve meslekten çıkarıldı. Aziz Nesin ve Rıfat Ilgaz'la birlikte Marko Paşa, Malum Paşa, Merhum Paşa, Öküz Paşa gibi siyasi mizah dergileri çıkardı. Hakkında açılan davalar nedeniyle, cezaevinde yattı.
Yurt dışına gitmek isteyen Sabahattin Ali, pasaport alamayınca, Bulgaristan'a kaçmaya karar verdi. Ancak 2 Nisan 1948'de cesedi Edirne yakınlarında, Bulgaristan sınırında ormanlık arazide bulundu. O dönemin istihbarat teşkilatı MAH mensubu Ali Ertekin tarafından ihbar edildiği, işkencede öldürüldüğü ve suçu da Ertekin'in üstlendiği öne sürüldü. Ertekin yargılandı ancak çıkarılan afla serbest kaldı. Sabahattin Ali olayı da, faili meçhul kaldı.
“Kamu vicdanı açısından önemli"
Başvuruda, olayın üzerinden uzun yıllar geçmesi nedeniyle zamanaşımı hükümlerinin gündeme gelebileceği belirtilirken, bunun tarihsel gerçeğin araştırılmasına, arşivlerin incelenmesine ve yazarın kalıntılarının tespit edilmesine engel olmadığı vurgulandı.
Günümüzdeki adli tıp, DNA analizi, antropolojik inceleme ve arşiv tarama yöntemlerinin geçmişteki olayların aydınlatılmasına katkı sunabileceği ifade edildi. Sabahattin Ali dosyasının Adalet Bakanlığı bünyesindeki Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı tarafından incelenmesinin kamu vicdanı açısından önemli olacağı belirtildi.
Adalet Bakanlığı’ndan üç talep
Beş meslek örgütünün ortak başvurusunda Adalet Bakanlığı’ndan üç temel talepte bulunuldu:
-Soruşturma ve yargılama dosyalarının yeniden incelenmesi: Ali Ertekin hakkındaki dava dosyası ve af kararı da dâhil olmak üzere ilgili belgelerin, Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı koordinasyonunda değerlendirilmesi.
-Devlet arşivlerinin araştırılması: Emniyet, jandarma, istihbarat ve devlet arşivlerinde olayla ilgili belge bulunup bulunmadığının araştırılması.
-Mezar yerinin tespit edilmesi: Sabahattin Ali’nin cesedinin gömüldüğü yerin belirlenmesi ve mümkün olması hâlinde yakınlarının rızasıyla DNA ve antropolojik inceleme yapılması.



