Ermenistan’daki 7 Haziran seçimlerinde sandıktan çıkan yetki, 2 Ağustos'tan itibaren kadrolara aktarılmaya başlamış gözüküyor. Yeni meclisin ilk oturumuyla hükümet Anayasa gereği istifa etti; Cumhurbaşkanı Haçaduryan, çoğunluğun adayı Nikol Paşinyan'ı yeniden başbakan olarak atadı. Ama asıl değişim tek bir koltuğun değiştiği Bakanlar Kurulu’nda değil, Meclis yönetimi ve Başbakanlık Ofisi’nde gerçekleştirildi.
Bu yeni mimari dört hamleyle okunabilir. Birincisi, Meclis başkanlığına Türkiye ile normalleşme sürecinin özel temsilcisi Ruben Rubinyan'ın 63 oyla seçilmesi. Henüz 36 yaşındaki Rubinyan, cumhurbaşkanlığı makamının boşalması halinde yetkileri geçici olarak üstlenecek konuma yükseldi. Görev dönemini yüksek görünürlük ve sert polemikle yürüten Alen Simonyan'ın yerine mesajını daha kontrollü veren bir ismin geçmesini otomatik bir "yumuşama" diye okumamak gerekiyor çünkü Rubinyan bilhassa iç politika ile ilgili konularda gerektiğinde aynı ölçüde sertleşebiliyor. Ama bu tercih, Paşinyan'ın Meclisi gündem üreten ayrı bir güç merkezinden çok, hükümet programını düzenli biçimde taşıyan disiplinli bir kuruma dönüştürmek istediğini düşündürüyor.
Eski büyükelçi Makunts artık “Ofis”te
İkincisi, Washington Büyükelçisi Lilit Makunts'un Başbakanlık Ofisi’nin başına getirilmesi. Washington mutabakatının birinci yıldönümü arefesinde, Batı başkentlerinin dilini ve çalışma biçimini bilen bir koordinatörün yürütmenin merkezine yerleştirilmesi net bir sinyal. Batı yönelimi artık sadece dış politika tercihi değil, iç yönetişim mimarisinin parçası olarak da okunabilir.
Üçüncüsü, kadroların yeniden dağıtımı. Makunts'un koltuğunu devraldığı, Paşinyan'ın en eski çalışma arkadaşlarından Arayik Harutyunyan artık milletvekili. Üstelik yardımcısı Daron Çakoyan ve basın sözcüsü Nazeli Bağdasaryan da onunla birlikte meclise taşındı. Başbakanlık Ofisi'nin bu toplu geçişi, hem Makunts'a temiz bir sayfa açıyor hem de -gündemdeki anayasa tartışmaları düşünülürse- Meclis’te Paşinyan’a yakın, güvenilir bir çekirdek oluşturuyor. Alen Simonyan ise şimdilik tabloda hiç yok. Kazandığı vekilliğin mazbatasını dahi almadı, "kendimi Paşinyan'sız hiçbir siyasi süreçte görmüyorum" dedi, dolayısıyla yeni görev dağılımında şimdilik görünmüyor. 2018 Kadife Devrimi'nin ön saftaki kuşağı kademeli biçimde geriye çekilirken, yerlerine bütünüyle yeni insanlar değil Paşinyan'la çalışırken yükselen ikinci halka geliyor. Dolayısıyla bunu bir tasfiye değil; sadakatin korunduğu, işlevlerin ve görünürlüğün yeniden dağıtıldığı bir kuşak değişimi olarak görmek gerekiyor.
Dördüncüsü, kürsü yönetimi. Parti içinde Meclis başkanlık ön seçimini Rubinyan'a kaybeden eski grup başkanı Hayk Konjoryan, 63 lehte ve 28 aleyhte oyla Meclis başkan yardımcısı seçildi. İkinci koltuğun adayı, partinin en sert polemikçilerinden Vahakn Aleksanyan'ın oylaması bu satırlar yazılırken kesinleşmemişti fakat benzer bir oy dağılımıyla seçilmesi bekleniyor. Grup başkanlığı ise Arusyak Manavazyan'a emanet edildi. Konjoryan grup disiplinini, Aleksanyan iktidarın saldırgan savunma dilini temsil ediyor ve ikisinin kürsüye taşınması, Meclis Başkanlığının parti iletişiminin de merkezi olacağını gösteriyor.
Kabinede tek değişiklik
Kabine ise bu tablonun en durağan köşesi. Tek değişiklik, "kendi isteğiyle" ayrılan Yüksek Teknoloji Bakanı Mıhitar Hayrabetyan'ın yerine, bakanlığa bağlı stratejik bir şirketi yöneten Tavit Tatevosyan'ın getirilmesi oldu. Bu yeni atama büyük bir politika değişikliğinden çok devamlılık tercihi gibi duruyor. Açık seçim zaferinin ardından kabinede tek koltuğun değişmesi, asıl yeniden yapılanmanın devlet aygıtının diğer katlarında yapıldığını da teyit ediyor.
Yeni dönemin asıl sınırı ise aritmetikte. Beşte üç çoğunluk 63 oy demek ve iktidarın elinde 64 sandalye var. Yani yüksek yargıdan bağımsız kurumlara uzanan kritik atamalarda teorik olarak kimseye ihtiyacı yok, fakat yalnızca tek fireyi kaldırabiliyor. Anayasa değişikliği için gereken üçte iki, yani 70 oy, hâlâ uzakta. Önceki yazılarda söylediğim gibi seçim Paşinyan'a yönetme yetkisi verdi ama ülkeyi tek başına yeniden kurma yetkisi vermedi. Yakın gündemde ise hükümet yapısı değişikliği tasarısı ile yirmi gün içinde Meclise sunulacak hükümet programı var. Değişiklik tasarısı ve programın "Gerçek Ermenistan" fikrini hangi somut politikalara çevirdiğini ise Mecliste onaylanmasından sonra ele almak üzere şimdilik not etmekle yetinelim.
Türkiye- Ermenistan hattı
Türkiye-Ermenistan hattında ise yeni mimarinin ilk sonucu bir boşluk. Rubinyan, Meclis Başkanı seçilmesiyle özel temsilcilik görevini sürdürmeyeceğini daha önce açıklamıştı. Halefi ise hâlâ belli değil. Paşinyan da Ankara'yla iletişim biçiminin ve mantığının yeniden düşünüleceğini söyledi. Böylece özel temsilciler kanalı, yeni bir isim atanmadığı sürece fiilen askıya alınmış durumda. Bunun daha üst düzey ve kurumsal bir diplomasiye geçiş mi, yoksa Azerbaycan dosyasının ilerlemesini bekleyen yeni bir dönem mi olduğunu henüz bilmiyoruz. Rubinyan'ın "Azerbaycan süreci Türkiye sürecinden daha ileride" demesi, buna karşılık "yarın bile diplomatik ilişki kurulabilir" diye eklemesi çelişki değil, sorunun tarifi. Yerevan'ın iradesi var fakat Ankara'nın kararı Bakü'yle kurduğu dengeye bağlı. Ocak 2022'den beri işleyen kanalın kapandığı bu tablo, Türkiye-Ermenistan normalleşmesinin önündeki meselenin artık irade sorunundan ziyade, mimari bir sorun olduğunu gösteriyor.



