10 Ekim 2025’te Esenyurt’ta ailesinin evine gittiği sırada sokak ortasında darp edilerek öldürülen gazeteci ve ekoloji aktivisti Hakan Tosun davası, sanıklar Abdurrahman Murat ve Adnan Şahin'in "kasten öldürme" suçundan müebbet hapis istemiyle yargıldığı ilk duruşma 6 Mayıs Çarşamba günü Bakırköy 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.
Hakan Tosun için yürüdüler
Duruşma başlamadan yaklaşık iki saat önce, Hakan Tosun’un dostları, meslektaşları ve çok sayıda kişi İncirli metro çıkışında bir araya geldi. Kitle burada sık sık, “Hakan burada, kamerası kayıtta”, “Hakan Tosun onurumuzdur”, “Hakan için adalet, herkes için adalet”, “Metin'den Hakan'a özgür basın kayıtta” sloganları attı. Bakırköy Adliyesi’ne yürümeye başlayan kitlenin yaptığı açıklamalarda, Hakan Tosun’un katledilmesiyle mücadelenin susturulamayacağı ve sürdürüleceği ifade edildi.
“Bu memlekette adalet, saraylardan çıkmıyor”
Ekolojist Koray Türkay, yürüyüş esnasında yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Biliyoruz ki Türkiye'de, bu memlekette adalet, adalet saraylarından çıkmıyor. Bu memlekette adalet, mücadelenin eseri olmak zorunda. Israrlı bir şekilde hakikati sokaklarda, meydanlarda ve büyük bir kamuoyu yaratarak elde edebildiğimizi çok iyi biliyoruz. Bunun en somut örneğini Gülistan Doku cinayetinde çok net bir şekilde gördük. Gülistan Doku cinayetinde ortaya dökülenler bize apaçık şunu söylemiştir: Eğer adaleti, hakikati istiyorsak yan yana ısrarlı bir şekilde mücadele etmemiz gerekiyor.”
Fatma Tosun’un adliyeye girişi engellendi
Ardından Hakan Tosun’un annesi Fatma Tosun’un adliyeye girmesi polisler tarafından engellendi. Polis barikatı kurulması üzerine kitle ablukaya alındı ve yürüyüş engellendi. Kitle, “Barikatı aç” sloganı ile protesto etti.
Polis engeline rağmen yürüyüşünü sürdüren kitle, Bakırköy Adliyesi önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamaya Hakan Tosun’un ailesi ve dostlarının yanı sıra gazeteci Metin Göktepe’nin ablası Meryem Göktepe, TİP Genel Başkanı Erkan Baş, CHP İstanbul Milletvekili Evrim Rızvanoğlu, EMEP İstanbul Milletvekili İskender Bayhan ve DEM Parti İstanbul İl Eşbaşkanı Çınar Altan ile çeşitli siyasi parti ve ekoloji örgütü temsilcileri katıldı.
Basın metnini, Önsöz Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Songül Yücel okudu. Açıklamada, “Bugün burada yargılanması gereken birkaç tetikçi, birkaç maşa değil, bir grup dokunulmaz insana tanınan ayrıcalıklar ve cezasızlık düzeninin, koca ülkeyi sürüklediği bir kaos düzenidir. Cinayetin hemen ardından başlayan koruma, aklama, delil karartma ve tehditlere rağmen ilk ünden bu yana Hakan Tosun’un ailesi ve dostları Hakan’ı öldürenlerin gerekli cezaları alması için öldürenlerin arkasında birileri varsa bunların açığa çıkarılması için mücadele verdi. Bugün bu mahkemede olacak yargılamanın ‘kasten adam öldürme’ suçundan başlaması bile bu mücadelenin sonucudur” denildi.
Yücel, şu ifadeleri kullandı: "Bugün burada 10 Ekim gecesi sokak ortasında hunharca katledilen dostumuz Hakan Tosun'un ilk duruşması için bir araya geldik. Bugün burada yargılanması gereken birkaç tetikçi, birkaç maşa değil, bir grup dokunulmaz insana tanınan ayrıcalıklar ve cezasızlık düzeninin koca bir ülkeyi sürüklediği kaos düzenidir. Hakan'ın katillerinin yargılanma süreci bize şunu gösteriyor: Bu cinayeti kim işlediyse ve bu kişiler kimler tarafından korunuyorsa, bu kişiler dokunulmaz olduklarını düşünüyorlar. Bu kişiler, sermayenin çıkar ve amaçları için tüm canlılığı, yaşamı, doğayı hiçe sayan düzenin her zaman karşısında durmuş ve tüm hayatını ona karşı mücadeleyle geçirmiş dostumuz Hakan Tosun'u, İstanbul'un göbeğinde sokak ortasında öldürme cüretini nereden buluyorlar? Soruşturma süreci neden düzgün yürütülmedi? Hakan'ın gazeteci dostlarının ve avukatlarının ortaya çıkardığı soruşturma sürecinde yapılan yanlışlar, eksikler ve ihlaller neden araştırılmadı?
"Bu dava sadece Hakan Tosun'un değil, hepimizin davası"
Olay yerinde, hastanede, karakolda maddi delillerin karartılmasına kimler, nasıl müsaade etti? Olayın tüm görüntülerinde açıkça cinayete ortak olan üçüncü kişi neden sanık olarak yargılanmadı? Hakan'ı sokak ortasında döverek öldürenler neden ve kimler tarafından korunuyor? Bugün göz göre göre sokak ortasında katledilen yoldaşımız Hakan Tosun'un baştan sona şaibeli soruşturma sürecine, hukuk açısından suçluyu koruyan bakış açısına ve suçun üstünün örtülmesine müsaade etmemek için buradayız. Bu imtiyazlı kişilere uygulanan ikili hukuk sistemine, cezasızlık düzenine izin vermeyeceğiz. Bugün burada şunu söylüyoruz: Bu dava, bu ülkenin nasıl bir yol seçeceğinin davasıdır. ya yağmanın önünü açan bir düzenin parçası olunacak ya da yaşamı savunanların yanında durulacaktır. Verilecek karar, kimin korunmaya değer görüldüğünü ve bu ülkede adaletin mi yoksa cezasızlığın mı hakim olacağını gösterecektir. Bizler başta Hakan Tosun olmak üzere hayatlarında tek bir karıncayı incitmekten çekinen, yaşam hakkını kutsal sayan, fırsat eşitliğini, kadın haklarını, doğayı savunmak için gerektiğinde hayatlarını ortaya koyan, katledilen, zindanlarda rehin tutulan yoldaşlarımız için bıkmadan, yılmadan mücadeleye devam edeceğiz. Bir kez daha haykırıyoruz: Bu dava sadece Hakan Tosun'un değil, hepimizin davasıdır. Özgürce yürüyebilmenin, insanlık onurunun, halkın, vicdanının davasıdır. Herkesi Hakan Tosun'a ve davasına sahip çıkmaya çağırıyoruz."
Aile, avukatlar ve gazeteciler salona alınmadı
Açıklama sonrası adliyeye geçildi. Ancak adliyeye girişi engellenen Tosun ailesi ve avukatların bu kez de duruşma salonuna girişleri kısıtlandı. Avukat Cemal Yücel’in yazılı talebine rağmen duruşma 15 kişilik salonda başladı. Gazeteciler de duruşma salonuna alınmadı. Salon önünde gazeteciler engellenirken arbede yaşandı. Ardından yapılan itiraz üzerine ek bir salon açıldı ve gazeteciler buradan duruşmayı takip etti.
Tutuklu sanıklar Abdurrahman Murat ve Adnan Şahin, duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden katıldı. Sanıkların kimlik teşhisi ile başlayan duruşma, Tosun’un annesi Fatma Tosun ve ablası Özlem Tosun’un şikayetçi beyanları alınarak davaya müdahil olma talepleri hakim tarafından kayda geçirildi.
İstanbul Barosu’ndan davaya katılma talebi
İstanbul Barosu adına söz alan avukatlar, “Bu dosya, sıradan bir kasten öldürme dosyası değil. Basın özgürlüğü, demokratik toplum düzeninin korunması bakımından çok önemli bir dava. Toplumun haber alma hakkına yönelik tehdit niteliğinde bir saldırı. Davaya katılma talebinde bulunuyoruz. Suçtan zarar gören ilk derece tüzel kişiler davaya katılabilirler. Bu nedenle katılma talebimizi sunuyoruz. Yargılamaya katkı sunmak, basın özgürlüğü ve yaşam hakkı bağlamında davanın etkin takibini yapmak istiyoruz” dedi.
Sanık savunmaları
Sanık Abdurrahman Murat savunmasına, “Böyle bir olay yaşandığı için çok üzgünüm. Ölene rahmet diliyorum” sözleriyle başladı. Sanığın savunması şöyle: “Doğduğum günden beri aynı mahallede yaşar ve esnaflık yaparım. Evden çıktığımda Kadir abiyle buluştum, yemek yedik. Hakan Tosun, arabanın karşısında yolda oturuyordu. Tişörtü kirliydi. Hiç muhatap olmadım. Eve gittim, 10 dakika sonra yine çıktım. Hakan Tosun oradaydı. Elinde bir madde sarıyordu, yanına iyi niyetle gittim. Bana küfürler etti. Küfredince şok oldum. Bir tane omzuna doğru sert olmayan tekme attım. Bir tane de yumruk attım. Başına kesinlikle tekme atmadım. Tekmelerim sert değildi.”
Sanık Adnan Şahin’ın savunmasında ise “Aracımda otururken sol tarafa baktığımda bağırma sesleri duydum. Abdurrahman’ı gördüm, ‘Ne oluyor burada?’ dedim. Hakan Tosun’a, ‘Git buradan’ dedim, şahıs bana küfretti. Abdurrahman’ı arabayla götürürken arkamızdan motorlu arkadaşı geldi, Abdurrahman, ‘Abi ben motorla gideceğim’ dedi. Yeniden şahsın yanına gittiğimizde kendisini kontrol etme amaçlı müdahale ettim. Kesinlikle vurma amaçlı davranmadım. Hareket ediyor mu diye kontrol etmek istedim. Şahsın üstü başı dağınık hâldeydi” cümlelerini kullandı.
“Sanıklar hafif vurmuşsa Hakan’ın kafasındaki çatlaklar nasıl oluştu?”
Hakan Tosun’un avukatlarından Cemal Yücel, sanıklar Abdurrahman Murat ve Adnan Şahin’in yaptıkları savunmalarındaki “hafif vurma” ifadesine karşı çıkarak, “Sanıklar hafif vurmuşsa Hakan’ın kafasındaki çatlaklar nasıl oluştu?” diye sordu. Yücel, “Sanıklar hızlı vurmadıklarını savundular. Ancak dosyanızda otopsi raporu var. Hakan’ın yüz ve boyun kemiğinde kırıklar, kafatasında birden fazla kırık olduğu belirlenmiştir. Hafif vurmuşlarsa bu kadar kırık nasıl meydana gelmiş? Otopsi raporunda bu darbelerin öldürme kastıyla olduğunu göstermektedir. Ölüm sebebi kafatası travmasına bağlı beyin kanamasıdır.”
Avukat Yücel, kamera görüntülerine dikkat çekerek, “Kamera görüntüleri iyi ki var. Sanıkların tüm beyanları yalan. Şiddetli ve vahşi bir saldırı olduğuna dair otopsi raporu var. Sanıkların herhangi bir tahrik indirimi uygulanmadan kasten öldürme suçundan ayrı ayrı cezalandırılmalarını talep ediyoruz” dedi.
Tanık, sanık ifadelerini yalanladı
Tanık beyanlarıyla devam eden duruşmada, Hakan Tosun’un darp anlarını gören bir tanık, sanık beyanlarının aksine Tosun’un küfür ettiğini duymadığını söyledi. Tanık ayrıca sanık Abdurrahman Murat’ın Tosun’u darp ettiğini gördüğünü dile getirdi.
Ardından savcı, sanıklar Abdurrahman Murat ve Adnan Şahin’in tutukluluk hâllerinin devam etmesini istedi. Savcı ayrıca Tosun ailesinin davaya katılım talebinin kabulünü, sanık ve tanık ilişkilerinin açıklığa kavuşması ve beyanların doğruluğunun incelenmesi için olay tarihinden üç gün öncesine kadar HTS kayıtlarının istenmesini, motosikletli 'üçüncü şahıs' Yusuf Özakdağ hakkında başka bir soruşturma olup olmadığının öğrenilmesi için de ilgili birimlere yazı gönderilmesini talep etti.
‘Tutukluluğa devam’ kararı
Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, sanıklar Abdurrahman Murat ve Adnan Şahin’in tutukluluğuna devam kararı verdi. Bir sonraki duruşma tarihi ise 8 Temmuz saat 14.00 olarak belirlendi.
Ne olmuştu?
10 Ekim 2025 akşamı Esenyurt’ta ailesinin evine giden gazeteci ve yaşam aktivisti Hakan Tosun, sokak ortasında saldırıya uğradı ve baygın hâlde bulundu. Hastaneye kaldırılan Tosun’un, “kimliği bulunamadığı” gerekçesiyle hastane kaydı yapılmadı.
Ailesine 27 saat sonra haber verilen Tosun, geçirdiği beyin kanaması nedeniyle yoğun bakıma alındı ve 13 Ekim Pazartesi günü verdiği yaşam mücadelesi sona erdi.
Soruşturma sonucunda Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, Abdurrahman Murat ve Adnan Şahin isimli iki sanığın Adli Tıp Kurumu (ATK) raporunda yer alan veriler ışığında “kasten öldürme” suçundan müebbet hapis cezası ile cezalandırılması istendi.
Dosyaya giren ATK raporunda, Tosun’un ölüm sebebinin, “kafa travmasına bağlı kafatası ve yüz kemiği kırıkları ile gelişen kafa içi kanama, beyin kanaması ve beyin doku harabiyeti” olduğu açıklandı.



