Kuzey Kafkasya Sivil Toplum Kuruluşları Koordinasyon Kurulu tarafından organize edilen 21 Mayıs Çerkes Soykırımı ve Sürgünü anma programı, dün Beyoğlu'nda gerçekleştirildi. Anma programının ilk bölümü saat 19.30’da Şişhane metro çıkışında yer alan Bilim Beyoğlu salonunda başladı. “Çerkes Soykırımı: Ortak Bilinç, Ortak Gelecek" başlığıyla düzenlenen konferansta konuşmacı olarak yer alan “Prof. Dr. Ümit Dinçer”, Çerkes halkının yaşadığı sürgün ve soykırım sürecini tarihi, hukuki ve sosyolojik boyutlarıyla ele aldı.
Konferans sonrası saat 20.30’da da Şişhane’de bulunan Beyoğlu Belediyesi önünde çok sayıda kişi bir araya geldi. Soykırımda hayatını kaybedenlerin anısına saygı duruşuyla başlayan programın sunuculuğunu İshak Akbay yaptı. Program basın açıklaması, oratoryo ve video gösterimleri ile devam etti. Alandakilere Çerkeslerin hamur kızartması şelame ikram edildi.
“162 yıldır susmadık, susmayacağız, unutanlardan olmayacağız” başlıklı ortak basın açıklamasını İshak Akbay okudu. Açıklamada şu ifadeler kullanıldı: “Bugün burada yalnızca bir tarihî trajediyi anmak için toplanmadık. Bugün burada, toprağı ateşe verilen bir halkın hafızasını canlandırmak, susturulmak istenen hakikatin sesini yeniden dünyaya haykırmak için toplandık. Bugün 21 Mayıs. Bugün, bir halkın yalnızca yurdundan değil, dilinden, hafızasından, mezarlarından ve geleceğinden koparılmak istendiği kara gündür. Bugün, insanlık tarihinin en büyük sürgünlerinden, en büyük kırımlarından biri olan Çerkes Soykırımı’nın 162. yılı.
Köyler yakıldı, tarlalar yok edildi
162 yıl önce Kbaada Vadisi’nde zafer naraları atanlar, aslında bir halkın feryadı üzerine imparatorluk inşa ediyordu. Rus Çarlığı, ‘Kafkasya’nın Fethi’ iddiasıyla madalyalar bastırırken, Adıgey’in yanan köylerini, Abhazya’nın boşaltılan evlerini, Vubıhların susturulan dilini tarihe gömmeye çalışıyordu. Onlar buna ‘fetih’, ‘medeniyet getirdik’ dediler. Biz ise o günü ateşin, gözyaşının, sürgünün ve Çerkes medeniyetine yönelik ölümcül darbenin günü olarak hafızamıza kazıdık. Batı Kafkasya yalnızca işgal edilmedi, vahşice insansızlaştırıldı. Köyler yakıldı, tarlalar yok edildi. Kadınlar, çocuklar ve yaşlılar ölüm yollarına sürüldü. Ve o gün, insanlık vicdanında asla kapanmayacak bir yara açıldı.
Topraklarımızdan sürüldük ama bize yıllarca ‘göç, hicret’ dediler. Hayır, bu bir göç değildi. Bu, plânlı bir sürgündü, sistematik bir etnik temizlikti, bir halkı tarihten silme girişimiydi. Ama başaramadılar. Çünkü biz hâlâ buradayız. Bizler İmam Şamil’in, Tuğujıko Kızbeç’in, Giranduk Hacı Berzeg’in, Çaçba Aslan Bey’in özgürlük meşalesini taşıyanlarız. Bugün buradan bütün dünyaya sesleniyoruz: Kafkasya, sömürgeci güçlerin bir ‘fetih arenası’ değildir. Kafkasya, kadim halkların onurlarıyla yaşadığı tarihi vatanlarıdır. Biz Adıge’nin, Abhaz’ın, Vubıh’ın, Oset’in, Çeçen’in, İnguş’un, Karaçaylı’nın ve Dağıstanlı’nın ortak hafızasını taşıyoruz. Bugün Rusya Federasyonu bünyesinde yer alan cumhuriyetlerimizde ve diasporada elli ülkede varlığını sürdüren tüm Kafkas halkları dimdik ayaktayız, biriz ve beraberiz. İstanbul’dan tüm dünyaya ilan ediyoruz: 21 Mayıs bizim yas günümüz. Yasımız hafızamız, hafızamız ise kimliğimizdir. Ancak tarihteki bu derin travmanın esiri olmayacağız.
Nitekim 21 Mayıs bizim için artık yeniden diriliş günüdür. Çerkes Soykırımı tüm dünyada tanınana, muhataplar hakikatle yüzleşene ve Çerkesler anavatanıyla özgürce kucaklaşana kadar susmayacağız. 162 ve bin yıl geçse de Kafkas dağlarının yankısı kulağımızda olacak.
Talebimiz kısa ve net:
- Rusya’nın Çerkeslere uyguladığı soykırım ve sürgünü resmen tanıması ve özür dilemesi,
- Mağdur ecdadımıza itibarlarının iade edilmesi,
- Diasporada yaşayan biz torunlarına Anavatan’a geri dönüş hakkının koşulsuz verilmesi,
- Barış ve huzur içinde bir arada yaşama zeminine kavuşmamızın desteklenmesi.”
“Buradan dünyaya sesleniyoruz”
Açıklama sonrası Çoğulcu Demokrasi Partisi İstanbul İl Başkanı Ahmet Altunok, “21 Mayıs 1864'te uğradığımız sürgün, yıllarca gururumuzdan, dedelerimizin, atalarımızın bunu kabullenemeyip ‘sürüldük, itildik, hakkımız yendi’ ifadelerini kullanmayı kendilerine yediremediğinden dolayı bir göç, hicret olarak anlatıldı. Fakat bu hicret ve göçün yeni nesiller tarafından araştırıldığında normal bir göç olmadığı öğrenildi. 21 Mayıs'ı aşağı yukarı 25 yıldır Taksim'den Rus Konsolosluğu'na yürüyerek ve orada basın açıklaması yaparak anıyorduk. Fakat son beş yıldır, Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin Rusya'yla olan ilişkisi sebebiyle bizi buralara kadar ittiler ve Rus Konsolosluğu'na yürümemizi engellediler. Biz de burada bu anmayı yapıyoruz, dünyaya sesleniyoruz” dedi.
21 Mayıs’ın Çerkesler için en önemli tarihlerden biri olduğunu söyleyen gazeteci Akanda Taştekin, “Soykırım ve sürgünün 162. yıl dönümündeyiz. Her yıl belki birazcık daha azalarak da olsa burada bir grup insan toplanmayı başarıyor. Aynı zamanda Ürdün, Suriye gibi diasporanın bütün farklı yerlerinde de anmalar düzenleniyor. Anavatan'da da Nalçik'te, Maykop'ta anma günüyle ilgili şartlar zorlaşmış durumda. Buna rağmen insanlar birlik olmaya, beraber bir şeyleri göstermeye gayret etmeye devam ediyor. Türkiye coğrafyası soykırıma aşina bir coğrafya aslında. Biz soykırımı Çerkeslerden münezzeh saymıyoruz. Bu topraklarda Ermeniler soykırıma uğradı. Başka halkların, başka tarihlerin birçok örneği var. Şu anda dünya bir soykırıma şahitlik ediyor. Gazze'de soykırım yaşanmaya devam ediyor. Lübnan, Suriye’de de aynı şekilde. Coğrafyalarda bütün halkların büyük direnişleri söz konusu. Çerkesler de bu direnişin bir parçası olmaya gayret göstermeliler diye düşünüyorum. O yüzden de buradaki buluşmaları önemsiyorum” şeklinde konuştu.
Kafkas Dernekleri Federasyonu eski başkanı Prof. Dr. Ümit Dinçer ise şunları söyledi: “Çerkesler 21 Mayıs’ta dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar sürgün, soykırım anması yapmak, yaslarını tutmak ve dünyaya başlarına gelen bu büyük trajediyi, acıyı anlatmak için toplanıyorlar. Biz de bugün bunun için buradayız. 21 Mayıs'ı sadece bir yas günü olarak olarak değerlendirmiyoruz. Çerkeslerin geleceğe nasıl uzanacaklarını, kendilerini nasıl var edeceklerine dair güçlü bir direniş sesi yükseltmek için buradayız. Mayıs ayını genellikle bu soykırım ve sürgünün anması, değerlendirmesi, paneller, konferanslar, sergiler gibi kitlesel eylemlerle anlamlandırmaya gayret ediyoruz.”
İstanbul Birleşik Kafkasya Derneği eski başkanı Nail Sönmez de, “Sadece bir gün Çerkes Soykırımı’nı anmak için yetmez. Yüzyıla yayılmış bir soykırımdan bahsediyoruz. Bugün Anadolu'da Çerkes olarak adlandırılan ancak Kafkasya'nın bütün halklarının maruz kaldığı bir soykırımdan bahsediyoruz. 21 Mayıs son mücadelenin bittiği, Rusya'nın da soykırımı tamamladığı, Kafkasya'yı tamamen fethettiği, ele geçirdiği ve Çerkeslerin sürgüne başladığı gün olduğu için bu sembolik günü anıyoruz. Bir Çerkes, Kafkasyalı olduğum için her sene olduğu gibi buradayım. Çocukluğumuzdan beri de bu günleri anıyoruz” cümlelerini kullandı.
Atılan sloganlar ardından anma etkinliği sona erdi.



