“Sayfo 1915: Süryani halkı, Unutulmuş Bir Soykırımın Tarihi” adlı serginin açılışı, Avrupa Süryaniler Birliği (European Syriac Union - ESU) tarafından 20 Nisan Pazartesi günü Belçika’nın başkenti Brüksel’deki Woluwe-Saint-Lambert Belediyesi’nde yapıldı.
Sergi, ziyaretçiler tarafından büyük bir ilgi gördü. Woluwe-Saint-Lambert Belediye Başkanı Olivier Maingain, belediye meclisi ve encümen üyeleri, Belçikalı parlamenterler, Brüksel’in çeşitli belediyelerinden temsilciler, gazeteciler, Süryaniler ve çok sayıda kişi sergiyi ziyaret etti. Sergi, 4 Mayıs tarihine kadar ziyaretçileri ağırlamaya devam edecek.
Avrupa Süryaniler Birliği temsilcisi Myriam Vergili ile sergi üzerine konuştuk.
Öncelikle serginin teması hakkında bilgi verebilir misiniz?
1915 Sayfo Süryani Soykırımı anısına bir sergi düzenledik. Sergi açılışında, hem Sayfo’da hem de tarih boyunca soykırımlarda katledilen Ermeniler ve Rumları, bir dakikalık saygı duruşunda bulunarak andık.
“Sayfo 1915: Süryani Halkı, Unutulmuş Bir Soykırımın Hikâyesi” başlıklı sergimiz, ESU Association Internationale Sans But Lucratif (AISBL) tarafından düzenlendi. 2004 yılında Brüksel’de kurulan ESU, Avrupa’daki Süryaniler için kültürel ve diplomatik çalışmalar yürütüyor ve özellikle Sayfo Soykırımı’nın tanınması için çaba gösteriyor. Ortadoğu’daki Hıristiyanlar günümüzde hâlâ son derece zor bir dönemden geçiyor. Bu süreç zulüm, zorunlu göçler ve ağır sınavlarla dolu. Bu gerçek karşısında, elimizdeki tüm imkânlarla onların sesi olmaya çalışıyoruz. Sayfo’nun üzerinden 111 yıl geçmiş olmasına rağmen acılar ve istikrarsızlık tamamen sona ermedi. Bu nedenle geçmişte yaşananların tanınması, yeni trajedilerin önlenmesi, adalet ve uluslararası farkındalık açısından büyük önem taşıyor. Bu sergi, 1915 Soykırımı, uygulanış biçimi, sürgünler ve yaşanan vahşeti, çarpıcı tanıklıklar ve arşiv görüntüleri aracılığıyla gözler önüne seriyor.
Ayrıca sergiyle, soykırımın tanınması için verilen mücadeleye ve Süryani halkının günümüzdeki durumuna da ışık tutmayı amaçladık. Geçtiğimiz yüzyıl boyunca ve günümüze dek maruz kaldıkları tüm zulümlere rağmen Süryani halkı Türkiye’de, Suriye’de, Irak’ta, Lübnan’da ve diasporada yaşamaya, sesini duyurmaya ve haklarını talep etmeye devam ediyor. Sergi, 2009 tarihli ‘soykırım suçları, insanlığa karşı suçlar, savaş suçları ve bu suçlara karşı direniş hareketlerinin hafızasının aktarılmasına ilişkin kararname’ kapsamında hazırlandı.
Serginin konusunu Sayfo olarak belirlemenizin nedeni nedir?
Soykırımı ‘Sayfo’ kelimesi ile tanımlıyoruz. Bu kelime, katliamlar kılıçla gerçekleştirildiği için Süryanice’de ‘kılıç’ anlamına geliyor. Ama bizim için bu sadece bir kelime değil. Bu, bir halkın hafızası, bir acının da adı. 1915 yılı, Süryani halkı için en karanlık dönemlerden biri. Bu dönemde yalnızca Süryaniler değil, Ermeniler ve Pontus Rumları da hedef alındı. O dönemde köyler yok edildi, kiliseler yakıldı, insanlar zorla yerlerinden edildi. Aileler parçalandı. Binlerce insan sürgün yollarında açlık ve susuzluktan hayatını kaybetti.
Tarihçilere göre 1914-1923 yılları arasında 1,5 milyon Ermeni, 500 bin Süryani, Keldani ve Asuri, 353 bin Pontus Rum’u katledildi. Bu rakamlar sadece istatistik değil. Her biri bir yaşamı, bir hikâyeyi ve bir aileyi temsil ediyor. Süryani halkı, Mezopotamya’nın en eski halklarından biri. Binlerce yıllık bir kültüre sahip ve Süryanice dilini yaşatmaya devam ediyor. Ancak 1915’te bu kadim halk yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. Neden, ‘unutulmuş bir soykırım’ diyoruz? Çünkü yeterince anlatılmadı, tanınmadı ve çoğu zaman görmezden gelindi.
Bu sergi de sadece bir anma değil, aynı zamanda uzun soluklu bir mücadelenin parçası. Yirmi yılı aşkın süredir Avrupa Süryaniler Birliği yürüyüşler düzenliyor, konferanslar veriyor, raporlar ve dosyalar hazırlıyor, birçok Avrupa ülkesine sunuyor. Bugün önemli bir noktaya ulaştık, 12 ülke Sayfo’yu resmen tanıdı. Ve daha yakın zamanda 29 Nisan 2024’te, Fransız Parlamentosu Sayfo Soykırımı’nı resmen tanıdı. Bu nedenle de sergi ile Sayfo’yu gündemde tutmak ve anmak istedik.
Sergilenen çalışmaları anlatabilir misiniz?
Sergilenen çalışmalar, çoğunlukla Sayfo’ya dair açıklayıcı panolardan oluşuyor. Bu panolardaki metin ve görsellerde, Süryani halkının tarihi anlatıldı. Kim oldukları, soykırımın nasıl gerçekleştiği, sürgünler, direniş yerleri, “Sayfo” teriminin anlamı ve farklı nesiller üzerindeki etkisi ele alındı. Bu bilgiler, etkileyici tanıklıklarla zenginleştirildi. İkinci bölüm ise Sayfo sonrası döneme ayrıldı. Bu bölümde, soykırımın tanınması için verilen mücadele, Süryanilerin yaşadığı göç ve Türkiye, Suriye, Irak, Lübnan ile diasporada yaşayan bu halkın günümüzde sürdürdüğü mücadeleler işlendi.
Serginin amacı, bu tarihi günümüze kadar anlatmak ve soykırıma rağmen bu halkın hâlâ var olduğunu ve haklarını talep etmeye devam ettiğini göstermek. Her pano, arşiv görüntüleri ve güncel fotoğraflarla desteklendi.
Ziyaretçilerin görüşleri nasıldı? Sayfo hakkında bilgileri var mıydı?
Ziyaretçiler sergiye büyük ilgi gösterdi. Birçok kişi Süryani halkının varlığını ilk kez öğrenirken, bazıları da soykırımın yalnızca Ermeni toplumunu değil, başka toplulukları da etkilediğini daha önce bilmediğini ifade etti. Özellikle sergilenen tanıklıklar, ziyaretçiler üzerinde derin bir etki bıraktı. Bu duygusal anlatımlar güçlü tepkilere yol açtı, kalıcı bir iz bıraktı ve hâlâ yeterince bilinmeyen bu tarih hakkında farkındalık oluşmasını sağladı.
Sayfo’ya dair talep ve beklentileriniz nedir?
Buradan açık bir çağrıda bulunuyoruz: Belçika hükümetinin de bu tarihsel gerçeği tanımasını bekliyoruz. Ermeni Soykırımı nasıl tanındıysa, Süryaniler ve Pontus Rumlarının yaşadığı soykırım da tanınmalı. Bu sadece siyasi bir talep değil, bir adalet çağrısı, hafıza sorumluluğu. Çünkü tanımak geçmişi değiştirmez ama geleceği şekillendirir. Serginin yapılmasının temel amacı da hatırlamak, anlamak ve unutmamak. Soykırımda hayatını kaybedenleri saygıyla anıyoruz.




