1980 yılında H. Parseğyan, A. Haçaduryan, Y. Ğazarosyan kollektif editörlüğünde Yerevan’da yayınlanan ‘Hay Barperagan Mamulı Kırderi Masin’ (Ermeni Süreli Yayınlarında Kürtler, Bibliyografya 1850-1920) çalışmasını temel alarak Ermeni süreli yayınlarında Ermeniler, Kürtler ve merkezi iktidar arasındaki ilişkilere dair haberleri başlıklar ve özet halinde aktarıp, bazı önemli yazıları da Ermeniceden Türkçeye çevirmiştik. Bu çalışma bir haftaya sığmayacağı için bir dizi haline getirmeye karar vermiş, ilk olarak da Taşnaksutyun partisinin gazetesi Azadamard’da çıkan yazı ve yorumlara yer vermiştik.
Azadamard gazetesinde Kürtlerle ilgili yayınlanan haber, mektup ve yorumlarla devam ediyoruz.
Yayınların önemli bir kısmında Kürt aşiret reisleri, ağaları, beyleri ile ilgili bilgiler önemli bir yer tutuyor. Aralarındaki ilişkiler, çatışmalar, hükümetle münasebetleri, özellikle Ermenilere yönelik izledikleri inişli çıkışlı politikalar dikkate değer bilgiler sunuyor.
Haberlerde Kürtlerin İran, Irak Suriye, Türkiye coğrafyasında varlıklarına sosyal, siyasal, ekonomik yaşamlarına ait de fazla sayıda haber yer alıyor. Günümüzde Ortadoğu coğrafyasında yer alan onlarca Kürt örgütlenmesinin köklerinin ta o tarihlere uzandığını görüyoruz.
Tüm bunların gerisinde silahlanmış Kürtler olduğu, bu güçleriyle sınırsız, yetkisiz, adaletsiz uygulamalarda bulundukları, kendilerine de zarar verdikleri ve bu nedenle dağıtılmaları ve silahsızlandırılmaları gerektiği yönünde görüşler basına yansıyor.
Geçen hafta da aktardığım gibi “Barış süreci” nitelemesi bu seri yazının esin kaynağı oldu.
Aklıma kocaman bir soru takılmıştı. Acaba tarihte benzer bir süreç yaşanmış mıydı, silahların bırakılması, Kürtlerin silahsızlandırılması gündeme gelmiş miydi? 1910 tarihli Azadamard gazetesinin hükümetin konuyu ciddi bir şekilde gündemine aldığını, “Anadolunun Güvenliği , Kürtlerin Silahsızlandırılması” başlığı altında okuyoruz.
Azadamard gazetesinden seçkiler
1910, No:198
‘Kürt aşiret reisleri sınırda’ başlıklı haber. Ayrıca Kürtlerin Türkiye’deki sosyal siyasal durumu, birkaç Kürt aşiret reislerinin Türk- İran sınırını aşmaları, Kürt ve İran silahlı müfrezelerinin çatışmaları, başlıklı haberler.
1910, No:208
‘Kürt tehlikesi’ başlıklı yazı. İçerikte Kürt aşiret reislerinin silahlandırılması konu ediliyor.
1910, No:215
‘Kürt despotlarının kötülükleri’ başlıklı haber. İçerikte Kürt ağaları ve beyleri tarafından Muş ve bazı köylerinde Ermeni topraklarının işgal edilmesi konu ediliyor.
1910, No:216
‘Kürt hareketleri’ başlıklı haber. İçerikte Şeyh İbadullah’ın oğlu Abdullah Kağri liderliğinde Bitlis ve Van vilayetlerinde Kürt hareketinin ön hazırlıklarının yayılmasından bahsediliyor.
1910, No:226
‘Aşiret reislerinin harekâtları’ başlıklı haberde Kürt aşiret reisleri Haydar Bey, Seyit Ali, Seyit Musa ve diğerlerinin Kürtlerin yeni harekatları başlatması için ön hazırlık yapmalarından bahsediliyor.
1910, No:228
‘Kürt aşiret reislerinin toplantısı’: Haberde Türk hükümetine karşı yeni hareketler başlatmak amacıyla Varto ve köylerinde Kürt aşiret reislerinin toplantısı konu ediliyor.
1910, No:230
‘Aşiret komploları, tuzaklar’. (Özel muhabirimizden, ibaresi düşülmüş). Haberde Bitlis Kürt aşiretlerinin yeni bir Kürt hareketi başlatmak için yaptıkları toplantılardan bahsediliyor.
1910 No:232
‘Toprak sorunu için Ermeni ve Kürt halkı feryat ediyor’ başlıklı haberde Malazgirt’te 120 Kürt ve Ermeninin topraklarının işgali nedeniyle Bitlis valiliğine gönderdiği telgraftan bahsediliyor.
1910, No:243
‘Aşiret dehşeti’ başlıklı haberde Kiğı’dan Kermağ’a/Kermah (Kemah) kadar Dersimli Haydarbeg faaliyetleri ve bu konuda Türk hükümetinin endişesi konu ediliyor.
1910, No:262
‘Türk İran sınırlarında Kürt hareketleri’ başlıklı haberde Şeyh Abdullah önderliğinde Türk İran sınırında gerçekleşen Kürt toplantısı hakkında detaylar var. Ayrıca ‘Yeni isyan başlangıcı sorunu’ başlıklı ayrı bir haber.
1910, No:262
‘Kürt çalışanı da kendi beyini protesto ediyor’ başlıklı haberde Kürtlerin sosyal ve ekonomik durumu konu ediliyor. Ayrıca Kürt Hüseyin ve Hasan ağaların Sasun’da yarattığı kaos başlıklı bir haber yer alıyor.
1910, No:266
‘Kürt edebiyatı ihtiyacı’ başlıklı yazıda. Kürt Ermeni dostluk ilişkilerine ve Ermeni harfli Kürtçe alfabe yaratma, Kürtçe alfabe oluşturma çabalarına değiniliyor.
1910, No:296
‘Ezidiler Ermeni kilisesine müracaat ediyor’ başlıklı haberde Diyarbakır’da 3.000 Ezidi’nin Hıristiyanlığı kabul etmek için Ermeni kilisesine müracaat ettiği belirtiliyor.
1910, No:317
‘Kürt emekçisi kendi ağalarına karşı’ başlıklı haberde,
Diyarbakır vilayeti Şerefkan köyü Kürt köylülerin Azadamard gazetesine gönderdikleri, yerel idare ve Kürt ağalar tarafından nasıl baskıya maruz kaldıklarını anlatan mektuba yer veriliyor.
1910, No:321
‘Kürtler, Türkler ve Ermeniler protesto ediyor’ başlığıyla Bayburt bölgesinde 124 Ermeni, Kürt ve Türk köylüsünün Azadamard gazetesine gönderdikleri, bölgedeki yağma ve talanı ele alan mektubu yayınlanmış. Ayrıca Hacı Süleyman Ağa’nın faaliyetleri, Kürtlerin Süleyman Satikh’e karşı protestoları, Eleşkirt Zanpeg köyü sakinlerinin yerel idareye karşı protestoları başlıklı haberler yer alıyor.
Anadolu’nun güvenliği
Kürtlerin silahsızlandırılması
(Azadamard gazetesinde 1910 yılında 275 sayılı nüshada yayınlanan imzasız analizin geniş bir özetini sunuyoruz)
Daha büyük bir talihsizlik şudur ki; tembelleştirici, göçebe bu Kürt vurkaçcı aşiretleri, Ermeni çalışan nüfusu kadar, ovada çalışan Kürt çiftçi unsuru için de aynı derecede felaket kaynağıdır. Kürt çiftçisi, ağaların ve bu ağaların oluşturduğu berbat feodal düzenin tam bir kölesidir. Kürt çiftçisinin boynunda ve omuzlarında kendi milli ağalarının kılıcı eşit derecede durmaktadır.
Hükümet, Anadolu’daki Kürtlerin silahsızlandırılması meselesini köklü bir şekilde ele almayı amaçlamaktadır. Bu sorunun çözümü, bundan otuz yıldan fazla bir süre önce devlet için bir zorunluluktu; Sultan Hamid rejiminden sonra ise mutlak bir ihtiyaç haline gelmiştir. Ve bu zorunluluk, yalnızca barışçıl halkın can ve çalışma güvenliği açısından değil, aynı zamanda bu dizginlenemez unsurun ıslahı ve medenileştirilmesi açısından da hissedilmekteydi. Kürt halkının kendi çıkarı da geriye kalan silahların nihayet toplanmasını gerektirmektedir; çünkü bu önlem alınmadıkça kendi soydaşları için bir felaket olarak kalmaya mahkûmdur.

Bu nedenle halklar; Asuriler, Aleviler ve yıkıcı unsurlar için siyasi hakkın kendiliğinden kaybedilmiş sayılması mümkündür. İşte bu sebepten ötürü ister devlet memuriyetinde ister orduda gerek İstanbul’da gerekse vilayetlerde olsun, eğitimli tüm Kürt bireylerinin; halklarının milli ve en yüksek çıkarları adına, Anadolu’da Kürt unsuru önünde yeni bir yaşam ve yapıcı çalışma dönemi açmak üzere hükümetin bu girişimine destek vermekle yükümlü olduklarına inanılmaktadır. Tepeden tırnağa silahlanmış çetelerin, yağmanın, yıkım ve savaşların günlük sıradan olaylar olduğu Orta Çağ tarihi, ister Avrupa’da ister Asya’da, hatta Afrika’nın derinliklerinde olsun tüm milletler için çoktan kapanmıştır. Bugün, yaşama gayesi olan bir halk sırtını yıkıma değil, çalışma araçlarına dayayabilir; Kürt unsurunun önemli bir kısmı ise bu araçlara sahip değildir ve buna alışkın değildir.
“Kürt çiftçiler için de felaket kaynağı”
Daha büyük bir talihsizlik şudur ki; tembelleştirici, göçebe bu Kürt vurkaçcı aşiretleri, Ermeni çalışan nüfusu kadar, ovada çalışan Kürt çiftçi unsuru için de aynı derecede felaket kaynağıdır.
Kürt çiftçisi, ağaların ve bu ağaların oluşturduğu berbat feodal düzenin tam bir kölesidir. Kürt çiftçisinin boynunda ve omuzlarında kendi milli ağalarının kılıcı eşit derecede durmaktadır. Silahsız köylünün ne emeğinin ne de onurunun hiçbir güvencesi yoktur. En güçlü zorba ağa hem Ermeni hem de Kürt emekçilerin kollarını felç etmiş; başkalarının kanını emerek, yarın yeniden çiçek açmaya ve cennete dönüşmeye elverişli olan bu vilayetleri cehenneme çevirmiştir. Oysa Kürt’ün kılıcını kınına sokmaya zorlanması yeterlidir.
“Devlet aklı”
Genel silahsızlandırma programı, Anayasal rejimin hayata geçireceği devlet aklı içeren en büyük reform olarak kabul edilebilir; tek üzüntü bunun bu kadar gecikmiş olmasıdır. Yürütme erki ancak bu kararlı önlem sayesinde feodal düzene son verebilecek, "devlet içinde devlet" olarak adlandırılan bu yasa dışı ve zorba sistemi ortadan kaldırabilecek; böylece bir yandan barışsever halkın yaşam, dokunulmazlık ve gelişme hakkını güvence altına alırken, diğer yandan Kürt yağmacıları topluma ve helal kazançlı çalışmaya sevk edebilecektir.
Hükümet bu hedefi güçlü bir iradeyle takip ettiği, silah kullanımını ve eşkıya Kürtlerin tek başlarına veya gruplar halinde dolaşmasını en sert tedbirler ve cezalarla yasakladığı günden itibaren, şu ya da bu isim altında yaşayan bu kadar tanınmış caninin nüfuzuna ölümcül bir darbe indirilmiş olacağını umut ediyoruz.
Bir silahsızlandırma programı, istenen sonuçlarına tek bir şartla ulaşır: Uygulanmasında kararlı bir takip ve tarafsız bir dayanışma gösterilmesi.



