Turabdin’in (Mardin ve çevre iller) Midyat ilçesine bağlı, Süryanice ismi “Bote” olan Bardakçı köyünde yaşayan Süryaniler, 1980’li yıllarda bölgeden göç etmek zorunda kaldı. Uzun yıllar köylerine geri dönemeyen Süryanilerden Leyla Teymur’un ailesi de, 80’li yıllarda Bote’den Midyat’a göç edenlerden. Midyat'ta doğup büyüyen Teymur, daha sonra evlenerek İsviçre’ye taşındı ancak Bote’ye gitmeyi ihmâl etmedi.
Köyde bulunan Mor Efrem Süryani Ortodoks Kilisesi ile Meryem Ana Süryani Katolik Kilisesi, Bote’de hiç Süryani kalmadığı ve bakımsızlık nedeniyle uzun yıllar kullanılamıyordu. Teymur’un ailesi ile birlikte Boteli Süryaniler, 2010’lu yıllarda yaz aylarında köylerine gitmeye başladı. Teymur ve kardeşleri 2025 yılında Meryem Ana Süryani Katolik Kilisesi’ne çan kulesi inşa etmeye karar verdi. Böylece, 80’li yılların ardından köyde yeniden çan sesleri duyulur oldu.

İki kez camiye dönüştürüldü, geri alındı
1970’li yıllarda Bote’den göç etmek zorunda kalan Peder Abraham Garis, Meryem Ana Süryani Katolik Kilisesi’nin tarih boyunca iki kez camiye dönüştürüldüğünü hatırlatarak, kilise geri alınana dek yaşananları şöyle anlatıyor: “Kilise, 1889 yılında Irak Basra’da yaşayan Süryani Katolik toplumunun yardımıyla Bote’de inşa edildi. 1915’in Eylül ayından 1921 yılına kadar ise kilise cami olarak kullanıldı. Çünkü 1915 yılında Süryaniler Bote’den ayrılmak zorunda kaldı, kötü olaylar yaşandı. 1921’den sonra ise hayatta kalanlardan köye geri dönen Süryaniler, camiye dönüştürülen kiliselerini geri aldı. Süryaniler, 1986’ya kadar kiliselerini kullanabildi. Ancak bu sefer de 1915 soykırımında Bote’de katledilen Süryani bir ailenin evi cami yapıldı.
1987’de de kilise yeniden camiye dönüştürüldü ve kaymakamın izniyle 1999’da da resmen cami olarak kayıtlara geçti.Ardından il müftülüğü buraya kadrolu imam tayin etti. 2008 yılında artık kiliseyi almak için Bote’liler olarak çeşitli girişimlerde bulunmaya başladık. Keldani Bozkurt ailesinin katkılarıyla hukuki mücadele başladı. 2012’de Bote’de yeni bir cami yapıldı ve bunun ardından kilisemiz mahkeme kararıyla geri alındı. Kiliseye minare de eklemişlerdi. Süryaniler minareyi indirmek istemedi. Belediye söküp götürdü. Daha sonra onarım yapıldı ve 2013 yılında kilise olarak yeniden ibadete açıldı.”
Kilisenin göçler sonrası oldukça kötü bir duruma geldiğini söyleyen Leyla Teymur da “Camiye dönüştürdükleri kilisemizi yeniden onardık. Bote’ye gidip kilisemizi gördüğümüzde, ev gibi görünüyordu” diyor.
Kardeşleri ile Bote’deki kiliseye çan kulesi yaptırmaya karar verdiklerini belirten Teymur, “Biz altı kız kardeş, kilisemiz için bir şey yapmak istedik. Kilisemizin çanı hiç olmamıştı. Biz de bu çalışmayı başlattık ve başarıyla sonuçlandı. Kendi imkânlarımızla restore ettirdiğimiz çan kulesini, yakın bir tarihte Meryem Ana Süryani Katolik Kilisesi’ne taktırdık” cümlelerini kullanıyor.

40 yıl sonra çan sesleri duyuldu
Teymur şöyle devam ediyor: “Çok mutluyuz. Bote’de 40 yılı aşkın süre sonra çan sesi yankılandı. Kilisemizin çan sesi, Turabdin’in tepelerinden duyuluyor. Birkaç eksik var ama onu da tamamlayacağız. Köyde kış aylarında kalan Süryaniler yok. Ama yaz aylarında Süryaniler köye geri dönüyor ve kışa kadar Bote’de kalıyor. Köy çok kalabalık oluyor. Eski zamanlardaki gibi Süryaniler Bote’de yine yaşıyor. Turistler de çok geliyor. Özellikle 15 Ağustos Meryem Ana Bayramında dünyanın her yerinden kiliseye gelenler oluyor.”
Çan kulesinin eklenmesiyle “Şimdi kilise gibi görünüyor” diyen Teymur, Antakya ve Tüm Doğu Süryani Ortodoks Kilisesi Patriği Mor İğnatius II. Afrem Kerim’in de geçtiğimiz yıl kiliseyi ziyaret ettiğini hatırlattı. Teymur, “Kiliselerimizi hayatta tutalım. Herkes bulunduğu bölgedeki kiliselere karşı duyarlılık göstersin” çağrısında bulundu.




