Hrant Dink Vakfı Türkiye-Ermenistan Çevre ve İklim Diyalog Programı katılımcıları, bu sene Yerevan’da düzenlenen Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi’nin 17. Taraflar Konferansı (COP17) kapsamında 22 Ekim'de yapılan biyoçeşitlilik panelinde konuşmacı olarak yer aldı.
Hrant Dink Vakfı ile Ermenistan Amerikan Üniversitesi (AUA) Acopian Çevre Merkezi, COP17’nin “Green Zone” alanında “Regional Cooperation on Biodiversity Protection and Restoration: Possibilities in the South Caucasus and Central Asia” (Biyoçeşitliliğin Korunması ve Restorasyonunda Bölgesel İşbirliği: Güney Kafkasya ve Orta Asya’da Olanaklar) başlıklı bir panel düzenledi.
Araştırmacı Garabet Kazanjian ile Hrant Dink Vakfı Türkiye-Ermenistan Çevre ve İklim Diyalog Programı katılımcıları Özge Balkız ve Itri Levent Erkol, panelin konuşmacıları arasındaydı. Panelin moderatörlüğünü, Acopian Çevre Merkezi Direktörü Alen Amirkhanian yaptı.
Panelde, Güney Kafkasya ve Orta Asya’nın zengin biyoçeşitliliği, birbirine bağlı ekosistemleri ve ulusal sınırları aşan ortak çevre sorunları ele alındı. İklim değişikliği, habitat parçalanması ve su kaynakları üzerindeki baskıların bölgesel düzeyde eşgüdümlü eylem gerektirdiği vurgulandı. Konuşmacılar, iklim değişikliğinin etkilerinin sınırlarla sınırlı kalmadığını, Türkiye ile Ermenistan arasında daha fazla iş birliğine ihtiyaç duyulabileceğini vurguladı.
Sınır ötesi ekosistemlere dikkat çeken konuşmacılar, iki ülkenin de biyoçeşitlilik alanında kendi uzmanlıklarına sahip olduğunu ve bu birikim sayesinde ülkeler arasında diyalog kurulabileceğini ifade etti. Bilgi ve deneyim paylaşımının bu sürecin önemli bir parçası olabileceği, öğrenilecek ve paylaşılacak çok şey bulunduğu belirtildi.
Ermenistan’daki mevcut veri setlerinin çok güncel olmadığına işaret edilen panelde, iş birliğine Kafkasya biyoçeşitlilik sıcak noktasına (Caucasus Hotspot) ilişkin verilerin güncellenmesiyle başlanabileceği önerildi. Ayrıca, iki toplumun birbirini yeterince tanımadığına dikkat çeken konuşmacılar, iki ülke arasında daha fazla etkileşime ihtiyaç olduğunu vurguladı.
Türkiye ile Ermenistan arasında ortak bir kültürün bulunduğuna dikkat çekilen panelde, bu ortak zeminin doğa koruma alanında da işbirliği için bir fırsat sunduğu vurgulandı.



