Azerbaycan’ın iktidar partisi olan Yeni Azerbaycan Partisi (YAP), AKP’li milletvekilleri ve Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral’ın sosyal medyadaki eleştirilerinden sonra, yazılı bir açıklama yaparak, Azerbaycan hakkında karalama kampanyası yapıldığını ve Türkiye’ye ve iktidar partisine Azerbaycan’ın iç işlerine saygı duyulması çağrısında bulundu.
Nasıl başladı?
Azerbaycan’da 7 Temmuz 2026’da Cumhurbaşkanı İlham Aliyev tarafından imzalanan yasa değişikliğiyle, Azerbaycan'ın Genel Eğitim Kanunu'ndaki eğitim ilkeleri arasına "laiklik" (dünyevilik) maddesi eklendi. 21 Eylül 2026 ise Başbakan Ali Asadov imzasıyla yayımlanan 309 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile devlet okullarındaki öğrenci kıyafeti düzenlemesi değiştirildi. Kararda doğrudan "başörtüsü" veya "hicab" kelimesi geçmese de; okul üniformasının bütünlüğünü bozan ve genel eğitimdeki laiklik ilkesine uymayan ek giyim unsurlarına izin verilmeyeceği belirtildi. Bu düzenleme, uygulamada başörtüsü yasağı olarak hayata geçirildi. 6 Ekim 2026’da ise kılık-kıyafet ve laiklik denetimi genişletilerek öğretmenleri de kapsayacak nitelikte yeni kısıtlamalar ve kurallar getirildi. Başörtülü öğrencilerin okula alınmaması sonrası okullarda türban protestoları başladı.
Türkiye'den tepkiler
Türkiye'nin özellikle muhafazar kamuoyundan da karara tepkiler yükseldi, Cumhurbaşkanı Başdanışması Oktay Saral da eleştirenler arasına katıldı. Sosyal medyasından bir paylaşımda bulunan Saral, Azerbaycan’da başörtülü öğrencilerin derslere alınmamasını kabul edilemez olarak niteledi ve şöyle devam etti: "İnancı gereği başını örten bir öğrenciyi okul kapısında bırakmak, hangi vicdana, hangi adalete sığar? Başörtüsü engel değil, inancın gereğidir! Eğitim hakkı hiçbir ideolojik dayatmaya kurban edilemez!"
"Azerbaycan’ın bu yanlıştan bir an önce dönmesini bekliyoruz. Gençlerin geleceğine engel koymak değil, önlerini açmak gerekir. Bu çağda böylesi bir anlayışa asla geçit verilmemelidir!"
"Karalama kampanyası"
Saral’ın mesajından sonra Azerbaycan iktidar partisi YAP da resmi sitesinde bir açıklama yaparak, başta Saral olmak üzere, AKP'li diğer isimlere sert bir dille tepki gösterdi. YAP, aralarında hükümete yakın kaynakların da bulunduğu bazı Türk medyasını ve sosyal medya platformlarını, Azerbaycan hakkında yanlış ve taraflı bilgi yaymakla suçladı.
Açıklamada YAP, olanları "Azerbaycan’a karşı yürütülen karalama kampanyası" olarak adlandırdı. Parti, Erdoğan’ın başdanışmanı statüsündeki Saral ve AKP’nin bazı milletvekillerinin de "böyle bir kampanyaya dahil olması üzerine" açıklama yapmak zorunda kaldıklarını belirtti ve “Azerbaycan'a karşı yürütülen bu bilgi kampanyasının son zamanlarda daha saldırgan, sistematik ve açıkça iftira niteliğinde bir hal aldığı” vurgulandı.
İsrail ve Azerbaycan ilişkileri
YAP, açıklamasında okullardaki kılık kıyafet yasağına Türkiye’den gelen eleştirilere ek olarak İsrail’le olan ilişkilerini dair eleştirilere de yanıt verdi.
Açıklamada, Azerbaycan-İsrail ilişkilerine yönelik eleştirileri reddederek Bakü’nün, başkenti Doğu Kudüs olan iki devletli çözüm çerçevesinde Filistin devletini desteklediğini, Filistinlilere finansal ve insani yardım sağladığını vurguladı.
Buna ek olarak, Azerbaycan’ın İslam dünyasıyla olan ilişkilerinin de "herhangi bir siyasi konjonktüre değil, karşılıklı saygı, eşitlik ve dayanışma ilkelerine dayandığı" ifade edildi.
YAP, "Ülkemizin İslam dayanışmasını güçlendirmeye yönelik katkıları Müslüman devletler tarafından takdirle karşılanmaktadır" dedi.
Erdoğan'ın sözleri
Yapılan bazı yorumlarda, bu sözlerin Erdoğan’ın Eylül ayındaki BM Genel Kurulu konuşmasına dolaylı bir yanıt olduğu söyleniyor. Erdoğan konuşmasında, okullardaki başörtüsü kısıtlamalarını eleştirerek bunları "kadınların en temel haklarına saldırı" olarak nitelemiş ve konuyu "İslamofobi" ile bağdaştırmıştı. Erdoğan doğrudan Azerbaycan’ın adını vermemiş olsa da bu sözler birçok kesim tarafından Bakü’ye yönelik olarak değerlendirilmişti.
YAP, Saral’ın açıklamalarına dönerek, başdanışmanı ve Türk milletvekillerini "meselenin özünü dikkate almadan popülist ve sorumsuz açıklamalar yapmakla" suçladı.
"Bu tür açıklamalar Azerbaycan-Türkiye kardeşlik ilişkilerinin ruhuna aykırıdır ve kamuoyunda yapay bir gerilim yaratılmasına hizmet edebilir" diyen parti, devletin tüm dinlere eşit mesafede yaklaştığını savundu.
Başörtüsü yasağı uygulamasını ise bu durumun Azerbaycan’ın laiklik politikasından kaynaklandığını ve bu ilkenin "Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda da güvence altına alındığını" belirterek savundu.
Açıklama şu sözlerle tamamlandı: "Yeni Azerbaycan Partisi, Adalet ve Kalkınma Partisi temsilcilerinin, özellikle de üst düzey devlet görevinde bulunan kişilerin, açıklamalarında siyasi sorumluluk sergilemeleri, Azerbaycan Cumhuriyeti’nin egemenliğine, anayasal düzenine ve iç işlerine saygı duymaları gerektiğine inanmaktadır."
16 sene sonra tekrar
Azerbaycan'da 2010'da da okullarda yeni bir kılık kıyafet yönetmeliği tartışması yaşanmıştı. Hükümetin o zaman getirmek istediği düzenlemelere karşı 2010-2012 yılları arasında protestolar düzenlenmişti.
Konu, Azerbaycan'da 16 yıl sonra Bakanlar Kurulu'nun son kararlarıyla yenide gündemde.
Azerbaycan yerel medyasında, bazı tesettürlü öğrenci ve öğretmenlerin okullara alınmadığına dair haberler yer aldı. Bu gelişmenin ardından protestolar başladı. Azerbaycan İçişleri Bakanlığı'na göre 37 kişi gözaltına alındı.
Türkiye ve İran, yasaklamaya tepki gösteren iki ülke oldu. Türkiye’den özellikle muhafazakâr ve İslamcı kesimlerden tepkiler yükseldi.
3 Ekim'de İstanbul'daki Azerbaycan Konsolosluğu önünde Özgür Düşünce ve Eğitim Hakları Derneği'nin (Özgür-Der) çağrısıyla toplanan bir grup, basın açıklaması düzenlendi.
Saral’e ek olarka AKP Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta X'de, Yeni Şafak gazetesinin hesabından konuyla ilgili paylaşılan bir videoyu alıntılayarak, "Azerbaycan umarız bu yanlıştan bir an önce döner. Günümüz dünyasına yakışmayan içimizi burkan görüntüler" dedi.
AKP Bursa Milletvekili Müfit Aydın da sosyal medya hesabından, "Azerbaycan, kardeşliğin gereğini yapmalı ve bu uygulamaya derhâl son vermelidir!" açıklamasını yaptı.
Gaziantep Belediye Başkanı Fatma Şahin açıklamasında, "Gelin kardeşim, bu yanlıştan dönün" çağrısında bulundu.



