Raporun özet kısmında, çok sayıda yabancı uyruklu kilise önderinin sınır dışı edildiği, ülkeye giriş izni verilmediği ve oturum izinlerinin yenilenmediği belirtildi..2025’te Protestan toplumuna yönelik 10 nefret suçu raporda yer aldı. Rapora göre bu suçlar, İstanbul, Ankara, Kayseri, Iğdır, Kars, Şanlıurfa, Gaziantep, Manisa’da işlendi.
Raporda Kars’taki bir olaya ilişkin şu detaylar paylaşıldı:
“Kars’ta Hristiyan bir ailemizin 8 yaşındaki çocuğu mahalleden arkadaşlarıyla din hakkında sohbet ederlerken arkadaşlarına kendisinin Hristiyan olduğunu beyan etmiştir. Sohbet bir şekilde okula taşınmış ve çocuğumuz arkadaşlarının sohbet ve davranışlarından rahatsız olunca oradan uzaklaşmak istemiştir. Ancak aralarında bir üst sınıftan da çocukların bulunduğu dört kişilik bir grup, “Allah var” şeklinde bağırarak çocuğu darp etmişlerdir. Ardından “Siz domuz eti yiyorsunuz” şeklinde söylemde bulunmuşlardır. Okul yetkilileri ve darp eyleminde bulunan öğrencilerin ailelerinin mahcubiyeti nedeniyle aile şikâyet başvurusu yapmaktan vazgeçmiştir.”
Rapora göre Protestan Kiliseler Derneği, ibadet yerleriyle ilgili sorunlar yaşamaya devam ediyor. Farklı kiliselerin yaptıkları başvurularda kiliseleri için ibadethane statüsü alamadıklarını belirten . dernek, şu detaylara dikkat çekti:
-Kiralık bir mekânda ibadet eden topluluk sayısı 115’tir.
-Kendi yaşadıkları evleri toplantı yeri olarak kullanarak ibadet eden topluluk sayısı 32’dir.
Yabancı din adamlarına kod uygulaması devam ediyor
Türkiye’de Protestan din görevlisi, çeşitli nedenlerden ötürü yetiştirilemiyor. Türkiye’deki millî eğitim sistemi içerisinde kendi din görevlilerini yetiştirebileceği kurumsal bir eğitim imkânına sahip olamayan Protestan toplumu, din görevlilerinin önemli bir bölümünü geleneksel usta-çırak yöntemiyle kendi bünyelerinde yetiştirmeye devam ediyor. Rapora göre son yıllarda yerli Protestan din görevlilerinin sayısında gözle görülür bir artış yaşanmakla birlikte, mevcut ihtiyaçları tamamen karşılayacak düzeyde yerli din görevlisi bulunmuyor. Bu nedenle kiliselerde ruhani liderlik, yabancı uyruklu din adamları tarafından yürütülüyor. Ancak yabancı din adamlarına yönelik N-82 ve G-87 sınırlama kodları uygulaması sürüyor. Kodlar İçişleri Bakanlığı’na bağlı Göç İdaresi Başkanlığı’nca veriliyor. Raporda, 2025’te yabancı uyruklu din görevlilerine ve topluluk üyelerine yönelik sınır dışı etme, Türkiye’ye giriş izni verilmeme ve oturum izni veya vize vermeme vakalarının yaşanmaya devam ettiği belirtildi., Buna göre 2025 yılında 46 yabancı uyruklu din adamı, oturma izni verilmemesi, vize yenilenmemesi gibi durumlardan ötürü Türkiye’yi terk etmek zorunda kaldı. 2024’te bu sayı 21’di. 2025’te aileleriyle birlikte Türkiye’yi terk edenlerin sayısı ise 77 olarak açıklandı. Dernek, N-82 ve G-87 kodu alan din adamları için hukuki süreçlerin devam ettiğini belirtti.
Tilmann Geske’nin kızına oturum izni verilmedi
Raporda, 2007 yılında Malatya’da gerçekleşen Zirve Katliamı’nda öldürülenlerden biri olan Pastör Tilmann Geske’nin kızı Michal Geske’nin oturum izninin reddedildiği bilgisine şu ifadelerle yer verildi.
“Haziran ayında, 2007 Malatya Zirve Yayınevi katliamında katledilen kardeşimiz Tilmann Geske’nin kızı Michal Geske’nin uzun süreli ikamet başvurusu reddedilmiş ve öğrencilik ikameti iptal edilerek 10 gün içinde ülkeden çıkması istenmiştir. Bu bir N82 olayı olmasa da, yaşanan bu olay Türkiye Protestan toplumunu derinden yaralamıştır.”
Dernek, sosyal medyada Protestanlara yönelik nefret söyleminin sürdüğünü de belirtti. Raporun tavsiyeler kısmında şu ifadeler yer aldı: “Yabancı uyruklu Protestan toplumu üyelerinin kod verilerek veya ikametinin yenilenmeyerek ülkemizden ayrılmaya zorlanma uygulaması kaldırılmalıdır. Herhangi bir suç iddiası olmadan, sadece dinî inançlarından dolayı insanların maruz kaldığı bu durum sonlandırılmalıdır. Hristiyanların da ibadet yerleri kurabilmelerinin önü açılmalıdır. Belediyeler, Kültür Bakanlığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü ve diğer resmi kuruluşlar, ellerinde bulunan ve amacı dışında kullanılan kilise binalarını en azından pazar günleri ve/veya dini bayramlarda kilise cemaatlerinin kullanımına açmalıdır. Millî Eğitim Bakanlığı’nın, Hristiyan ailelerin ve çocukların maruz kaldıkları ve maruz kalma riskleri bulunan sosyal baskıyı ve damgalanmayı göz önünde bulundurarak, şikâyet edilmesini beklemeden, okullarda ve sınıflarda gayrimüslim öğrencilerin haklarını gözetmesi ve okulları muafiyet konusunda düzenli olarak bilgilendirmesi beklenmektedir. Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinin zorunluluğu kaldırılmalı, kişi inancını açıklama zorunluluğundan kurtulmalıdır.”




