Kudüs’te tanıştığım, ünlü tarihçi Eric Hobsbawm’ın deyimiyle tuhaf zamanlarda kenti keşfettiğimiz sevgili dostum gazeteci Zeynep Erdim’e Agos için hazırladığım yazıdan bahsedince, “Elia’ya mutlaka uğramalısın, harika fotoğraflar var” dedi.
Elia Fotoğrafçılığı haritada buldum, Suriçinde kaldığım yere yakındı. İsa’nın sırtında çarmıhı ile yürüdüğü yol olan Via Dolorosa’nın üstündeki otelimden çıktım ve binlerce yıldır, farklı kültürden insanın yürüdüğü yolu takip ettim. Via Dolorosa’nın sonu Holy Sepulchre kilisesi. Türkçede ‘Kutsal Kabir Kilisesi’ olarak bilenen, İsa’nın göğe çıktığı söylenen ve geri gelmesi beklenen, Hıristiyanlığın üç mezhebinin de kutsalı olan bu kiliseyi geçtim; New Gate’e doğru yürüdüm. Etiyopyalı Hıristiyanların mahallesini sağınızda bırakıp yukarı doğru yol alırken solunuzda Elia Fotoğrafçılık…
1915 ve Urfa
İçeri girdim ve kendimi tanıttım. Elia söyleşi yapmayı kabul etti, birer espresso yaptı ve karşılıklı sohbete başladık. Dedesi ve adaşı, Elia Kahvedjian 1910 yılında Urfa’da doğmuş. 1915’te ailesinden 163 kişiyi kaybetmiş. Bu kişiler arasında babası, beş erkek kardeşi, üç kız kardeşi, amcaları, halaları, büyük anne ve büyük babaları da vardır. Sadece bir kız kardeşini on sekiz sene sonra bulabilmiş. Annesi ile Der Zor’a gitmek üzere Mardin’e doğru yola çıkmış ve haftalarca yürümüşler. Ancak yolun tehlikelerinin farkında olan anne, yanlarından geçen bir Kürt aileden oğlunu almalarını istemiş. Bu acı olayın ardından kafiledekiler hayatlarını kaybetmiş, küçük Elia ise hayatta kalmış. Kürtler küçük Elia’ya bakmış ve ardından onu iki altın karşılığı Suriyeli bir Hıristiyan aileye satmış. Altı yaşındaki Elia demircilikle uğraşan ailenin yanında çalışmaya başlamış. Bir müddet sonra Elia’yı serbest bırakmışlar ve sokağa salmışlar. Bir süre sokaklarda kalan Elia’yı Yakın Doğu Amerikan Yardım Heyeti (Near East Relief Foundation) bulmuş ve önce Nasıra’ya, daha sonra da Kudüs’teki yetimhaneye getirmişler.
Yetimhanede fotoğrafçılıkla tanışmak
Elia, fotoğrafçılık ile yetimhanedeki bir öğretmeni sayesinde tanışmış. Sonra da Kudüs’ün önde gelen fotoğrafçılarından olan Hanania’da çalışmaya başlamış. 1930’larda Hanania kardeşler Kudüs’ten ayrılmaya karar verdiklerinde Elia bu dükkânı satın almayı düşünmüş. Yeterli parası yokmuş ama borçlanarak bu büyük işin altına girmiş. Üç senede borçlarını ödemiş ve bir müddet işler yolunda gitmiş. Ancak İsrail’in kuruluşunun ardından patlak veren 1948 savaşı ile her şey darmadağın olmuş. Neyse ki bir İngiliz dostu Elia’yı önceden uyarmış. Bu sayede Elia dükkandaki tüm eşyaları, malzemeleri ve fotoğrafları başka bir yere taşımış. Nitekim çatışmalarda dükkânı yanmış.
Yeniden kurulan fotoğrafhane
Elia, diğer pek çok Ermeni gibi 1915 sonrasında kendisine kucak açan Kudüs’ü, tüm tekinsizliğine ve çalkantısına rağmen terk etmemiş. Torun Elia “Onun için önce iş, sonra da aile ve çocuklar gelirdi” diyor. Fotoğrafçı dükkanını, etrafındakilerin şaşkın bakışlarına rağmen yeniden kurmuş ve hayatını sil baştan inşa etmiş. Bu süreçte Ermeni Patrikhanesi’nde konaklamışlar.
Elia Kahvedijian hem dükkanında, hem de bir dönem ünlü bir otel olan American Colony’nin içindeki fotoğrafçıda çalışmış. Kendi dükkânında fotoğrafçılık malzemeleri, karanlık odası ve bir fotoğraf stüdyosu varmış. Bu dükkânda Ermeni cemaatinden pek çok insanın fotoğrafını çekmiş, hatta nesilleri kayda almış. Kudüs özelinde de çektiği fotoğraflar ve özellikle 1948 öncesi döneme ait kareler, kentin çok kültürlü kimliğini ve gündelik yaşamını yansıtması bakımından önemli ve anlamlı.
Örneğin Elia Kahvedijian tarafından çekilen bir fotoğrafta görülen II. Abdülhamid döneminden kalma saat kulesi, İngilizler tarafından yıkılmış ve artık sadece fotoğraflarda yer alıyor.
Elia Kudüs’te, eşi, iki çocuğu, torunları ve fotoğraf dükkânı ile geçirdiği yılları hayatının en mutlu yılları olarak nitelermiş. Elia Kahvedjian 1999 yılında 89 yaşında hayata veda etmiş. Çocukken kaybettiği ailesinin ve ülkesinin yerine, onları ikame etmese de, kendi dünyasını ve ailesini cemaatiyle birlikte Kudüs’te yeniden inşa etmiş.
Elia Fotoğrafçılık’ta artık deklanşöre basan, torun Elia. Dedesi kadar fotoğraf çekemese de Kudüs’ün hafızasını fotoğraf meraklıları ile paylaşmaya devam ediyor.
American Colony Otel ve fotoğraf arşivi
Yazıda geçen American Colony oteli, Doğu Kudüs’te yer alan ve tarihi öneme sahip bir otel. Bugün de hala gazetecilerin, diplomatların ve araştırmacıların buluşma noktası. Tarihi otel bahçesi, kafesi, girişteki kitapçısı ile kentteki yabancıların ve turistlerin uğrak noktalarından birisi. Ancak bu eski otelin bir de önemli bir arşivi var; otel bünyesinde yaklaşık elli yıl faaliyet gösteren fotoğraf stüdyosu. İsveçli Gästgifvar Erik Matson (1888-1977) tarafından kurulan ve yaklaşık elli sene boyunca, Osmanlı idaresi ve ardından İngiliz manda yönetimi sırasında faaliyet gösteren fotoğraf evi kentin hafızasını barındırıyor. Matson’ın 1946’da ABD’ye göç etmesiyle fotoğraf evi de kapanmış. National Geographic Dergisi dahil dönemin önde gelen yayınlarında basılan fotoğraflar dönemin Filistin’inin en canlı tanıkları. Elia Kahvedjian da bir dönem burada çalışmış. Kudüs’te bulunan İsveç Enstitüsü Eric Matson’ın fotoğraflarının yer aldığı bir kitap yayınlamış. Kudüs’teki Ermeni cemaatinin ileri gelenlerinden tarihçi George Hintlian’a bu önemli kaynağı benimle paylaştığı için kendisine teşekkür ederim.
.


