MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında gündeme dair değerlendirmelerde bulundu.
Bahçeli’nin konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
İkinci çeyreğine girdiğimiz yüzyıl uluslararası terörizm, göç, savaşlar, uluslararası hukuka aykırı çifte standartlar, açlık ve yoksulluk, çevresel felaketler gibi sorunlarla birlikte ilerlemektedir. Emperyalist güçler, insani duyarlılıkları yok saymaya ya da ortadan kaldırmaya çalışarak kendi imtiyaz ağlarını genişletme çabasındadır. Teknolojik hakimiyetin sağladığı üstünlükle hedef alınan ülkelerde etnik ve dini unsurlar, istikrarsızlaştırmanın en önemli araç ya da iş birliği aktörü olarak kullanılmaktadır.
Maalesef bu gelişmeler Müslüman coğrafyaların adeta kaderi haline gelmiştir. Bölgemizde yaratılan barbarlığın emperyalist heves ve emellerin önemli sebeplerinden biri de bundan yüz yıl önce kurgulanan, mazlum halkların sömürgeci canilere meze yapılmak istendiği düzenin revize edilerek yeniden bölgemizde ve dünyada hakim kılınması arzusudur.
Dünya Yahudilerinin İsrail'in bu hâlinin sürdürülemez olduğunu ve Yahudiliğe zarar verdiğini ilân etmesi gerekmektedir. Bu sapkınlıktan arındırılması, dünya Yahudiliği için de oldukça önemli ve kaçınılmazdır. İsrail saldırgan politikalarıyla bölgeyi adeta cehenneme çevirmiştir. İsrail, bölgenin huzuru için tehdittir. Ortadoğu'da bir rejim değişecekse o İsrail olmalıdır. ABD Başkanı Trump'ın kendi ülkesi dahil birçok ülkedeki savaş karşıtı protestoları dikkate alarak Netanyahu'yu ve İsrail'i sınırlandırması zorunluluk hâlini almıştır. Savaşları bitireceğim diye iktidara gelen Trump, bu savaşla tamiri zor bir yıkım meydana getirmiştir.
Trump bu savaşla tamiri zor bir yıkım meydana getirdi
Ortadoğu’da bir rejim değişecekse o İsrail olmalıdır. ABD Başkanı Trump’ın kendi ülkesi dahil birçok ülkedeki savaş karşıtı protestoları dikkate alarak Netenyahu’yu ve İsrail’i sınırlandırması zorunluluk halini almıştır. Savaşları bitireceğim diye iktidara gelen Trump, bu savaşla kapanmayacak bir yara, tamiri zor bir yıkım meydana getirmiştir.
Zaman, geçmişte yapılan yanlışlıkları, komşuluk hukukuna uymayan davranışları, kendi içindeki hak mahrumiyetlerini bir kenara koyup, bu ahlaksız saldırı karşısında haktan ve hukuktan yana olmak, siyonist zalimliğe karşı İran halkının yanında olmak zamanıdır. Dünya, Türkiye'nin samimiyetle yürüttüğü diplomatik çabalara ses vermeli, savaşa karşı ortak bir tavır geliştirme basiretini göstermelidir. Dünyanın mazlum ülkeleri umut aramaktadır.
Hasımlığıyla hedefinde Türkiye olanlara diyorum ki, yüz yıl önce emperyalist masalarda çizilen haritaları ecdadımızın nasıl yırtıp attıysa yine yırtarız, gerekirse yedi düveli yine dize getiririz.
Unutulmamalıdır ki Kıbrıs bizim için alelade bir dış politika konusu değil, milli bir dava, bir egemenlik meselesidir.
Türkiye'nin iç cephesini zayıflatmaya yönelik her söylem, doğrudan dünyaya milli güvenliğimizi hedef almaktadır. Türkiye Cumhuriyeti, muhalefetin günübirlik polemikleriyle, ucuz siyasi hesaplarla, sığ tartışmalarla, sorumsuz açıklamalarda yönetilebilecek bir ülke değildir. Hele böylesi hassas bir dönemde, devletin yanında durmak yerine karşısında saf tutan, milli meselelerle dış mihrakların aklıyla konuşanların millet vicdanında karşılığı olmayacaktır.
Her geçen gün yeni bir skandal habere konu olan CHP'li belediyeler vicdanı rahatsız etmektedir. Birbiri ardına ortaya saçılan rüşvet, irtikap iddiaları hukuki mesele olmaktan çıkmış, siyasi yozlaşmanın CHP'nin her kademesine sirayet ettiğinin açık bir göstergesi hâline gelmiştir. Bu vahim tablo, kök salmış bir çarpık zihniyetin, çürümüş bir siyasi anlayışın ve yozlaşmış bir yönetim yapısının CHP'ye egemen olduğu izlenimini vermektedir. Şehrin emini olması gerekenler emanete hıyanet etmiş, yozlaşmanın zirvesine çıkmışlardır. Görünen o ki Atatürk'ün partisi CHP'nin, siyasal ve toplumsal ahlak anlayışı değişmiş, erozyona uğramıştır.
Terörsüz Türkiye süreci Türkiye’de huzur ve barış ortamını kalıcı kılarken aynı zamanda bölgesel istikrara da katkı sağlamayı hedeflemektedir. Terörsüz Türkiye, milli birlik ve kardeşlik projesidir. TBMM bünyesinde kurulan ve önemli bir görev ifade eden Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu çalışmalarını tamamlamış, ortak komisyon raporu kabul edilmiş, bir toplumsal mutabakat zemini ortaya çıkmıştır.
Gerekli yasal düzenlemelerin yapılması için uygun iklim oluşmuştur. Bundan sonraki ilk hedef, amaca hizmet edecek yasaların hızla çıkarılmasıdır. Çevresi savaşın tüm ağırlığıyla kuşatılmışken, bir huzur ve güven adası olmasından iftihar ettiğimiz ülkemizde birlik ve beraberliğimiz hasmane girişimlere mukabelede en etkili silahımız olacaktır.
Terörsüz Türkiye, böylesi bir ortamda doğru zamanda atılmış doğru adım olarak devlet ve millet hayatımızda kutup yıldızı gibi ufkumuzu aydınlatmıştır. Gelinen kritik aşamada Terörsüz Türkiye yolunda, tüm siyasi aktörlerin ve toplum kesimlerinin titizlikle hareket etmek, süreci provoke edecek eylem ve söylemden kaçınmak mecburiyeti vardır.
Milletçe huzur iklimi inşa etmeye çalıştıkça öfkeden köpüren bazı başkentlerin, bazı gizli servislerin ülkemiz içindeki gönüllü ve ücretli devşirmeleri, toplumu ayrıştırmaya çalışmaktadır. Amacımız provokasyonlara aldırmadan daha demokratik, etkin, istikrarlı ve müreffeh bir Türkiye’dir. Gayemiz ve gayretimiz oyunları bozarak, kendi yazdığımız senaryoda milletimizin rol aldığı bir iklimde emperyalizmin bilindik hedeflerini çöpe atmaktır.
Kimse Terörsüz Türkiye’yi sabote etmeye kalkmasın
Ülkemiz hatta bölgemiz için tarihi bir fırsat olan Terörsüz Türkiye hedefi güçlü bir toplumsal katkı ve siyasi iradeyle tartışmasız gerçekleştirilecektir. Devletimiz bir, milletimiz birdir.Vatanımız bir, bayrağımız bir, İstiklal marşımız birdir. Kimse yanlış hesap yapmasın, tahriklere meyletmesin. Huzurun, barışın, umudun, kardeşliğin yeşerdiği günlerde bölücü emellere heves etmesin, fitne tohumu ekmeye, Terörsüz Türkiye’yi sabote etmeye kalkmasın.
Devletimizin şefkati gibi kudreti de her yere ve herkese yetişecek güçtedir. Milli birliğimizden asla geri durmayacağız. Milli varlığımızdan kesinlikle taviz vermeyeceğiz. Milli ülkülerimizle geleceği kucaklayacak, hep birlikte Türkiye olacağız.
Tam bağımsız, güçlü ve lider Türkiye’yi inşa etme, ülkemizi muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkarma ülküsü doğrultusunda milletimizin beklenti ve özlemlerini gerçekleştirme kararlılığındayız.”



