Adalet Başkanı Akın Gürlek, basın kuruluşlarının Ankara temsilcileriyle iftarda bir araya geldi. Gürlek, gündeme dair değerlendirmelerde bulundu.
“İmralı’nın statüsü" tartışmasına ilişkin, "O süreci biz takip etmiyoruz" diyen Gürlek, "Yüce Meclis’imiz ne tür düzenleme yapacak bilmiyoruz. Statü sorunu ile ilgili ben de basından takip ediyorum. Artık o Meclis'in takdiri" şeklinde konuştu.
Bakan Gürlek, akademisyen ve gazetecilerin İmralı'ya gitmesi talebine ilişkin şunları söyledi:
"Şu an düşünmüyoruz. Heyetler belli, onlara izin veriyoruz. O yüce Meclis’imizin çizeceği bir rotaya göre belli olacak süreç."
Gürlek'e “umut hakkı” düzenlemesi de soruldu. Gürlek, "Ağırlaştırılmış müebbet hapis cihazı almışsa, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası olarak infazı yapılıyor. Terör suçları dışında cezaların infazı farklı. 30 yıl olabiliyor, 36 yıl olabiliyor. O konu da Meclis’imizin takdiri. Eğer ceza güvenlik tedbirlerin infazı hakkında kanunda bir değişiklik yaparsa elbette farklı olur. Ama şu anki uygulamada terör suçlarını ağırlaştırılmış müebbet hapis cihazı alan aynen infaz ediyor. Herhangi bir erken sürede dışarı çıkmıyor. O Meclis’imizin takdiri" cümlelerini kullandı.
“Yeni diyalog süreci” kapsamında, sürecin Meclis tarafından yürütüldüğünü belirten Bakan Gürlek, yapılması planlanan yasal düzenlemelere ilişkin gündemin ilk önce Adalet Komisyonu'na geleceğini anlattı. Gürlek, buradaki çalışma sonrası konunun TBMM Genel Kurulu'na taşınacağını söyledi. Gürlek, "Bu sürecin tamamen kanun yapılması, tasarrufu, takdiri, yöntemi nereleri kapsayacağı Meclis’e ait" dedi.
Edirne Cezaevi'nde tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'a ilişkin sürecin, ayrı yürüyen bir süreç olduğunu belirten Gürlek, "Kürt meselesinin çözümüne yönelik süreç için Anayasa değişikliğine ihtiyaç duyulur mu?" sorusuna ise şu yanıtı verdi: "O, bence şu an temel kanunlarda değişiklik yapılarak ihtiyaç giderilebilir. Ama genel olarak ben şunu söylüyorum, Anayasa değişikliğini sadece terörsüz Türkiye süreci için değil, genel olarak ülkemizin bir Anayasa değişikliği ihtiyacı var.
Genel olarak bu konuda, Anayasamızda eksiklikler var. 1982 darbe anayasası biliyorsunuz. Yani yamalı bohçaya döndü, sürekli olarak değişiklikler yapıldı. Elbette anayasanın ele alınarak değişiklik yapılması gerekiyor. Ama terörsüz Türkiye süreci için Ceza Kanunu, Ceza Güvenlik İnfaz Kanunu ve diğer kanunlarda değişiklik yapılması yeterli."
Tutuklama kararlarının genelde istisnai bir tedbir olarak verildiğini dile getiren Gürlek, şöyle devam etti: "Şartları aslında belli ama bazen çok rahat kullanılabiliyor. Bazen de toplumda infial oluşturan olaylarda kullanılmıyor diye eleştiriler var. Tutuklamada hakimin takdiri var elbette. Ama tabii kuvvetli suç şüphesi olması gerekiyor. Katalog suçlar olması gerekiyor. Ama şuna dikkat ediyoruz. Yani toplumda infial oluşturan bir olay. Nedir infial oluşturan bir olay? Mesela bir trafikte eşinin, çocuğunun yanında diğer bir araç sürücüsünün onu dövmesi, yumruklaması, bu bize göre toplumda infial oluşturan bir olaydır.
Burada hakimlerimiz tutuklama tedbirine başvuruyor. Ölçülü bir tedbirdir. Bu şekilde tutuklamada hakim takdiri var. Yani biz buna karışamayız. Olaya göre bir şeydir. Genelde tutuklanmayınca toplumda sanki o kişi beraat etti, ceza almadı gibi algı yapıyor. Bu yanlış. Sosyal medyada bu algıların da düzeltilmesi gerekiyor. Çünkü tutuklama bir takdir hakkıdır. Şartları varsa hakim tutuklar. Savcılık da tutuklama isteyip Sulh Ceza Hakimliği reddetmişse, ona itiraz etme hakkı vardır. Hukuk her zaman birbirini denetleyen ve tamamlayan bir sistemdir. Hakimlerimiz uygulamaya dikkat ediyorlar bu konuda."
İmamoğlu tutukluluğu: Vicdanen rahatım
Ekrem İmamoğlu'nun da tutuklu bulunduğu İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik yolsuzluk davası da Gürlek'e soruldu. Gürlek, şunları söyledi: “Bir cumhuriyet savcısının şahıslarla ilgisi yok. Cumhuriyet Savcısı şuna bakar. Ortada bir suç var mı yok mu? Burada şahısların makamları, mevkileri yaptıkları görevler ilgilendirmez. Burada o şahsın Belediye Başkanı olması, sanatçı olması ya da zengin fakir olması Cumhuriyet Savcısının görevi değildir.
O bakımdan yani o şahsın, şahsım hakkındaki açıklamalarını ben önemsemiyorum. Ben sadece Cumhuriyet Savcısı olarak görevimi yaptım. Vicdanen de rahatım. Yargılama aşaması başlıyor. Yani hukukta şu var: Mutlaka her karar denetlenebilir. Hukuk sistemi aslında birbirini tamamlıyor. Yani bir savcı yanlış karar verirse itirazdan zaten üst mahkeme kaldırır. Mahkeme yanlış karar verirse Yargıtay bozar. Biz burada şahıslarla ilgili problem yapmıyoruz. Ortada yolsuzluk ve dolandırıcılık ya da büyük bir ihaleye fesat karıştırma soruşması vardı. Biz dosyanın şahısların isimlerini kapatıp dosyaya baktık. Arkadaşlarımız da bu yönde bir iddianame düzenledi.
Burada şahsın Belediye Başkanı olması ya da isminin Ekrem olması, Veli olması bizi ilgilendirmiyor. Cumhuriyet savcısı kuvvetli suç şüphesi varsa tutuklamaya sevk eder. Makul şüphe varsa soruşturmaya başlar. Daha sonradan da delillerin tamamlanma aşaması olur. İddianamedeki delillerin çoğu somut deliller. MASAK raporları, tanık beyanları, etkin pişmanlık beyanları, para hareketleri, HTS baz istasyon kayıtları. Soruşturma bu şekilde ilerledi. Şahıslarla ilgili bir şeyimiz yok, çekincemiz yok. Savcı olarak o tarihte görevimizi yaptık."
Gazeteciler Bakan Gürlek'e, suça sürüklenen çocuklara ilişkin yapılması planlanan düzenlemeyi de sordu. Gürlek, "Çocuğun işlediği suçtan dolayı aileyi sorumlu tutamayız. Bu konuda bir düzenleme yapmadık ama özellikle bana da çok fazla geliyor, 'ailelere de bir düzenleme yapalım' diye. Bir çalışmamız yok. Ama ailelerin özellikle çocuklara sahip çıkması lazım. Denetlemesi lazım" ifadelerini kullandı.
Çocuk henüz cezaevindeyken topluma kazandırılması noktasında düşünceleri olduğunu anlatan Gürlek, "Aynı şekilde uyuşturucuyla mücadele kapsamında da. Şöyle bir düşüncemiz var, tahliye olmadan altı ay öncesinde, cezaevindeyken Amatem sürecinin başlatılmasını düşünüyoruz" diye konuştu.
Gürlek, yargının hızlandırılması konusunda 12. Yargı Paketi'nde düzenlemeler olacağını da söyledi. 12. Yargı Paketi'nde nafaka hakkı ile ilgili bir konu olmadığını aktaran Gürlek, "Hedef süre, hem ilk derece hem istinafta uygulanacak" şeklinde konuştu.



