Viktor Öcal’ı erken yaşta kaybettik
Bir buçuk yıldır pankreas kanseri tedavisi gören Öcal, İstanbul Üniversitesi İstanbul Hastanesi’nde yoğun bakıma alındı. Öcal, yapılan müdahalelere rağmen 18 Ocak akşamı hayata gözlerini yumdu. Viktor Öcal, 21 Ocak Çarşamba günü Samatya Surp Kevork Kilisesi’nde düzenlenen cenaze töreninin ardından Balıklı Ermeni Mezarlığı’nda bulunan aile kabristanına defnedildi.
1971’da İstanbul’da doğan Öcal, Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Fotoğrafçılık ve Kameramanlık önlisans programları ile tarih bölümlerinden mezun oldu. 1983 yılında Kapalıçarşı Çuhacı Han’da, Varujan Ekmekçiyan’ın yanında çıraklık ederek sanat hayatına başlayan Öcal, Papken Özuzun, Onno Gültaşyan, Civan Arşık, Herman Işıkçı gibi isimlerin yanında çalıştıktan sonra kendi atölyesini açtı. Marmara Üniversitesi ve Gazi Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak el sanatları takı yapım teknikleri, tasarım ve proje dersleri veren Öcal, çok sayıda kişisel sergi düzenledi; çeşitli konferans, seminer ve karma sergilere katıldı. Kültür Bakanlığı Devlet Sanatçılığı’na layık görülen Viktor Öcal, kendi geliştirdiği “negatif heykel” tekniği ile mücevher sanatına yeni bir boyut katmıştı.
Öcal, Hrant Dink için geliştirdiği “Güvercin” çalışmasını 2015 yılında Agos’a verdiği röportajda şu sözlerle anlatmıştı:
“Zamanında Anadolu’dan, Ermeni toplumuyla ilgili fikir danışmaya kim gelse, biz yetkin ağız olmadığımızı söyleyip, Hrant Ahparig’e yönlendirirdik. Aslında bizler de tarihimizi, kimliğimizi öğrenmeli ve anlatmalıydık. Hrant Ahparig’in kaybıyla, bu bir bayrak yarışına döndü ve ben o bayrağı birilerinin devralması gerektiğine inanıyorum. O, halkı için mücadele etti; bizim de bu mücadeleyi kendi alanlarımızda devam ettirmemiz gerekiyor. Bu sebeple ‘Güvercin’ projesini hayata geçirdim. Hrant Ahparig’in cenaze töreninde uçurulan güvercinleri ölümsüzleştirmek istedim. Böylece, başlangıçta iki yüzük hazırlandı; biri yurtdışına, diğeri Rakel Kuyrig’e gitti. O günden beri, ürettiğim her 30. mücevhere, tasarımın bir yerine, Hrant Ahparig’in anısına bir güvercin yerleştiriyorum. Kaç çalışma yaparsam yapayım, bu gelenek ben yaşadığım sürece devam edecek. O güvercinler Hrant Ahparig’i hatırlatacak insanlara. Bu mücevherleri teslim ederken, alıcılarına, mücevherin bir yerinde saklı duran güvercini gösterip, onu anlatıyorum.”

