Avrupa Siyasi Topluluğu Zirvesi'nin 8. toplantısının Ermenistan’da gerçekleşmesi ve Türkiye’nin de katılım göstermesi, haftanın en önemli gelişmesi. Belki de şöyle demek mümkün: AB – Ermenistan ilişkileri hiç olmadığı kadar yakın. Durum böyle olunca İstanbul’dan telefonla Yerevan’a uzandık ve tabloyu iktidardaki Sivil Sözleşme Partisi milletvekili Hasmig Hakobyan ile konuştuk.
Avrupa Siyasi Topluluğu Zirvesi’nin Ermenistan açısından önemini nasıl anlatırsınız?
Yerevan, Avrupa'nın kalbi hâline geldi. 50’ye yakın ülkeden 500 heyet üyesini ağırladık. Aralarında AB üyesi devletlerin liderleri ve diğer heyetlerin başkanları bulunuyordu. Şunu da belirteyim ki, pek çok ülkenin lideri Ermenistan’a ilk kez geliyordu. Macron bu ziyaretinin yanı sıra devlet ziyareti olarak da Ermenistan'daydı. Bu, en üst düzey ziyaret biçimidir ve bildiğiniz gibi Ermenistan'a çok yönlü destek ve işbirliğini öngören stratejik bir belge imzalandı.
Belge neleri kapsıyor?
Başbakan Paşinyan konuşmasında şakalar eşliğinde şunu söyledi: "Eğer biz stratejik belge ve bildiri imzalamadan da birlikte büyük işler yaptıysak, bu tür belgeleri imzaladıktan sonra neler yapabileceğimizi hayal edin!" Ermenistan ve Fransa'dan çok sayıda yetkili karşılıklı olarak ortak belgeler imzaladı. Bu belgeler, örneğin Ermenistan Eğitim ve Bilim Bakanlığı, Yüksek Teknolojiler Bakanlığı, Bölgesel Yönetim Bakanlığı ile Fransa'nın ilgili makamları arasındaki işbirliğini kapsıyor; Ermenistan'da tünel yapımı ve bankacılık sisteminde işbirliği gibi konuları içeriyor. Madenataran için de (El Yazmaları Kütüphanesi) işbirliği konusunda bir mutabakat muhtırası imzalandı. Bu bildiri, Ermenistan ile Fransa arasında çok yönlü ve belgelenmiş kapsamlı bir işbirliğini öngörüyor.
Avrupa Parlamentosu Genel Kurulu'nda Ermenistan'a ilişkin bir karar oylandı. Kararda, "AB-Ermenistan ilişkilerinin gelişimini ve Ermenistan'ın demokrasi, hukukun üstünlüğü ile reformlara olan bağlılığı memnuniyetle karşılanmaktadır" dendi, vize serbestisi diyalogu ile ve 'Dayanıklılık ve Büyüme' programının hayata geçirilmesini olumlu değerlendirildi. 'Dayanıklılık ve Büyüme' programı nedir?
Bu, AB'nin Ermenistan Cumhuriyeti'ne yaklaşık 270 milyon euro bütçeyle sağladığı bir destek paketidir; çeşitli alanlara yöneliktir. Örneğin Ermenistan'ın demokratik reformlarına, insan haklarının gelişimine; farklı mesleki beceri geliştirme alanlarına yönelik reformlara destek sağlanmaktadır. Bu program, yerinden edilmiş kişilerin uzun vadeli entegrasyonunu da kapsıyor. Örneğin konut güvencesi programa dahildir. Aynı zamanda enerji sektörüne yatırımı da içeriyor. AB, Ermenistan Cumhuriyeti'nin enerji sektörünü çeşitlendirme ve güvenlik çabalarına destek veriyor. Bunların yanı sıra ulaşım altyapısı yatırımları, havacılık sektörü, nükleer güvenlik, ihracat çeşitlendirme desteği ve diğer pek çok alan da kapsama dahildir.
AB, Ermenistan'ın vize serbestisi sürecindeki ilerlemeyi kayıt altına aldı. Bundan sonrası için gereken reformlar hakkında konuşabilir miyiz?
Güçlü bir siyasi irade ortaya konuldu ve bu süreç son derece olumlu değerlendirildi. Umarım sonunda olumlu bir sonuç alırız ve vizeler serbestleştirilir. Zira Ermenistan, bu eylem planını aldıktan kısa bir süre sonra talep edilen tüm yasal ve siyasi yükümlülüklerin büyük bölümünü ya hayata geçirmiş ya da planlamıştır.
Ermenistan hükümeti, 28 Nisan'da Ermenistan'daki biyometrik pasaport ve kimlik kartı sisteminin yeni çalışmalarını tanıttı. Dikkat çekici olan, Ermenistan'ın yeni pasaportlarında Khor Virab (Ermenistan’da Hıristiyanlığın kurucusu Aziz Krikor Lusavoriç’in hapsedildiği kuyu) manzarasında Ağrı Dağı'nın görünmemesi. Bu durum muhalefetin tepkilerin tepkilere yol açtı.
Öncelikle şunu belirteyim ki biyometrik pasaportların varlığı, vize serbestisi açısından son derece önemlidir. Vatandaşlarımız bu yeni pasaportu bu yılın Eylül ayından itibaren alabilecek. Muhalefet açısından söyleyeceklerime gelince. Ermenistan muhalefeti ne kadar iyi bir reform gerçekleştirilirse gerçekleştirilsin hep eleştiri için bir gerekçe bulmaya çalışır. Bu sefer pasaport üzerindeki Khor Virab fotoğrafını bahane ettiler; bu fotoğraf Ermenistan'a doğru bakacak şekilde çekilmiş olduğu hâlde, sanki Ermenistan'dan değil Türkiye'den bakıyormuş gibi göstermeye çalıştılar. Bu histeriyi gerçekten anlamakta güçlük çekiyorum. Biz yeni bir strateji benimsedik. Artık gerçek Ermenistan ideolojisi, 29.743 km² egemen topraklarımızla, komşularımız üzerinde herhangi bir toprak iddiasında bulunmamayı öngörüyor. Bildiğiniz gibi sınır kapılarındaki damga logosundan da yakın zamanda Ağrı Dağı simgesi çıkarıldı; bu konu da aynı tartışmalara yol açtı ve birkaç ay önce de benzer konuşmalar yaşanmıştı.
28 Nisan'da Kars'ta Gümrü-Kars demiryolunun yeniden işletmeye açılması için Ermenistan-Türkiye ortak çalışma grubu bir araya geldi. Sizce demiryolu güzergâhı ne zaman açılabilir?
Ermenistan-Türkiye ilişkileri dinamik bir biçimde gelişmeye devam ediyor; sınırın açılması önünde herhangi bir engel kalmadığını düşünüyorum. Türkiye'nin sınırı açması için atılması gereken başka bir adım yok. Her iki tarafın da bu konuda ortak anlayış içinde olduğu dile getiriliyor. Bildiğiniz gibi daha önce hava sınırları da kapalıydı; şimdiyse THY Ermenistan Cumhuriyeti'ne uçuşlar gerçekleştiriyor. Bunun yanı sıra genel gündemin bir parçası olarak Gümrü-Kars demiryolunun yeniden aktif hâle getirilmesi ve işletmeye açılması yer alıyor. Bu çalışma grubunun toplantıları sürüyor. Tüm bunlar, süreçlerin yürütüldüğünü ve yakın gelecekte Türkiye'nin Ermenistan ile sınırının açılmasını beklemenin gerçekçi olduğunu gösteriyor.
Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile görüştünüz. Ani Köprüsü'nün onarım projesi hakkında söylemek istedikleriniz var mı?
Bildiğiniz üzere Ani Köprüsü'nün bir ayağı Ermenistan Cumhuriyeti'nde, diğer tarafı ise Ani'de bulunuyor. Bu köprünün ortak restorasyonu, sınırın açılmasının ardından Ermenistan ile Türkiye arasında büyük bir turizm potansiyeli sunacak.
Ermenistan, Donald Trump'ın kurduğu Barış Konseyi'nin imzacılarından. Maliye Bakanlığı, kuruluşun tüzüğünde devlet bütçesine ek harcama öngören mali yükümlülük hükümleri bulunduğunu belirtti. Barış Konseyi tüzüğüne göre üye devletlerin her birinin 1 milyar dolar üyelik aidatı ödemesi gerekiyor. Ermenistan bu miktarı nasıl ödeyecek ya da gerçekten ödeyecek mi?
Ermenistan Cumhuriyeti Başbakanı bu soruyu da yanıtlama fırsatı buldu ve ben de görüşünü paylaşmak istiyorum: Ermenistan, Barış Konseyi'nde yer almalıdır. Bu süreçte tüm uluslararası yapıların tüzükleri, üye ülkelerden üyelik aidatı ödenmesini öngörüyor; Ermenistan da bunu ödeyecektir. Ermenistan uluslararası gündemlerin dışında kalmamalı ve çeşitli platformların parçası olmalıdır.
7 Haziran'da Ermenistan'da seçimler yapılacak. Ermenistan'da seçimlere katılım genellikle yüzde 50 civarında. Bu sefer katılımın ne kadar olacağını öngörüyorsunuz ve sonuçlar için bir tahmininiz var mı?
Son dönemde bölgelerde gerçekleştirdiğimiz çeşitli toplantılar, vatandaşlarımızın desteğinin güçlü olduğunu, hatta düşündüğümüzden de fazla olduğunu ortaya koydu. Seçimlere katılımın ne oranda gerçekleşeceğini öngöremem. Elbette vatandaşların daha aktif olması tercih edilir. Tercihlerini oy yoluyla ortaya koymaları önemlidir. Ancak farklı uluslararası kuruluşların Ermenistan’da yaptığı anketlerin gösterdiği üzere, çoğunluğu kazanacağımız güvence altındadır diyebiliriz.




