Yurtdışındaki İstanbullu Rumların Evrensel Federasyonu (İREF), 6-7 Eylül 1955 pogromunun 71. yıldönümü dolayısıyla TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’a dilekçe gönderdi. İREF, olayların Meclis gündemine getirilmesini, açık bir dille kınanmasını ve İstanbullu Rum cemaatinin varlığını sürdürmesini sağlayacak somut adımlar atılmasını talep etti.
17 Ağustos 2026 tarihli dilekçede, çeşitli uygulamalarla göç etmeye zorlanıp İstanbul’dan uzak yaşamaya mecbur bırakılmış, sayıları 100 binden fazla İstanbullu Rumu temsilen İREF tarafından TBMM’ye başvurulduğu belirtildi.
Dilekçede, 1923 Lozan Antlaşması kapsamında Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları olarak doğup büyüdükleri ve vatanları olarak bildikleri topraklarda yaşamaları gereken İstanbullu Rumların yüzde 99 gibi büyük birçoğunluğunun bugün Türkiye dışında yaşadığı ifade edildi.
İREF, 6-7 Eylül 1955 gecesi yaşanan olayların olumsuz sonuçlarının halen etkin olduğunu belirterek, Rum cemaatinin fertlerinin büyük bölümünün 1964 yılında Lozan Nüfus Mübadelesi Sözleşmesi'ne göre İstanbul’da yaşama izni olan Yunan vatandaşlarının sınır dışı edilmesiyle göç etmek zorunda kaldığını kaydetti.
Dilekçede, 1955 yılının 6-7 Eylül’ünde yaşanan olayların da büyük bir kırılma yarattığı, Cumhuriyet döneminde sayıları 100 binden fazla olan Rumların sayısının artık binin altına düştüğü ve cemaatin günden güne azalarak yavaş yavaş yok olmaya mahkûm bırakıldığı ifade edildi.
Erdoğan’ın 6-7 Eylül açıklamaları hatırlatıldı
İREF, son 20 yılda devletin zirvesi, hükümet mensupları ve birçok siyasi liderin azınlık toplumlarına karşı yapılan ayrımcılıkları ve özellikle 6-7 Eylül 1955 pogromunu eleştirmiş dikkat çekti.
Dilekçede, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başbakanlığı döneminde 2010 yılında yaptığı açıklamaya da yer verildi. Erdoğan, “Devletin binlerce yıl birlikte yaşadığımız azınlıklara hoyratça davrandığını ifade ettim. 6-7 Eylül pogromunun yakın tarihimizin omuzlarımıza yüklediği ağır bir yük olduğunu ilk kez ben dile getirdim” demişti.
Dilekçede ayrıca Erdoğan’ın 2024 yılında 27 Mayıs darbesinin yıldönümünde yaptığı açıklamalara yer verilerek, 6-7 Eylül pogromunun Türkiye Cumhuriyeti’nin 20. yüzyılın son yarısında yaşadığı travmatik olayların başlangıç noktası olduğu belirtildi.
“Doğup büyüdüğünüz topraklara geri dönün”
İREF, son 20 yıllık dönemde hükümet makamları tarafından Türkiye dışında yerleşip yaşamaya mecbur bırakılan İstanbullu Rum cemaatinin yüzde 99’luk en büyük kesimine açık davette bulunulduğunu belirtti.
Dilekçede, “Türkiye’ye, doğup büyüdüğünüz topraklara geri dönün, burası hepimizin ortak yurdu” çağrısının yapıldığı ifade edildi.
Federasyon, son 15 yıl zarfında hükümet makamlarına somut öneriler sunduklarını ancak bunların çok küçük bir kısmının gerçekleştiğini kaydetti.
Yassıada davasına ilişkin eleştiri
Dilekçede, 27 Mayıs 1960 askerî darbesinden sonra açılan Yassıada davasına da değinildi.
Yassıada davası sanıklarının temyiz hakkının tanınmadığı bir olağanüstü hâl mahkemesinde yargılandığı belirtilen dilekçede, birçok ciddi hukukçunun mahkemenin tarafsızlığını sorguladığı ifade edildi.
Dilekçede, olayları tasarlayan ve provokasyonları yapan gerçek faillerin yerine siyasi karalama amaçlarının güdüldüğü savunuldu. Özellikle 6-7 Eylül 1955 pogromunu kapsayan Yassıada davasının 2007 yılında yayımlanan tutanaklarının, mahkemenin tarafsız ve önyargısız olmadığını açıkça ispat ettiği belirtildi.
TBMM’den iki talep
İREF, 6-7 Eylül 1955 pogromunun 71. yıldönümü dolayısıyla TBMM’den iki temel talepte bulundu.
Federasyon, olayların Meclis gündemine getirilmesini ve Meclis tarafından açık bir dille kınanmasını istedi. İREF ayrıca, olaylara maruz kalan, canına ve malına kastedilen, doğup büyüdüğü vatan topraklarını ve aile ocaklarını terk edip çok yüksek bir oranda göçmeye mecbur kalan İstanbullu Rum cemaatine devlet adına ilk kez resmi olarak destek verilmesini talep etti.
İkinci talep kapsamında ise TBMM’nin yasama yetkisiyle, 6-7 Eylül 1955 pogromundan dolayı Rum cemaatinin maruz kaldığı yaraların tedavisi ve haksızlıkların giderilmesi yolunda Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yürütme organlarına somut tedbirler alma çağrısında bulunması istendi.
İREF, günden güne azalan ve yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olan Rum cemaatinin İstanbul, İmroz-Gökçeada ve Bozcaada’da varlığını ve yaşamını devam ettirebilmesini sağlayacak olumlu adımlar atılmasını talep etti.
Ayrıca geçmişte azınlıklara uygulanan politikalar nedeniyle Türkiye’den göç etmiş ve tekrar vatanlarına dönüp yerleşmek isteyen Rum cemaati mensuplarına destek verecek uygulamaların hayata geçirilmesi ve yürütme organlarının bu yönde teşvik edilmesi istendi.
Dilekçe, Yurtdışındaki İstanbullu Rumların Evrensel Federasyonu adına Başkan Nikolaos Uzunoğlu ve Genel Sekreter Nikolaos Anagnostopoulos tarafından imzalandı.



