İRAN'DA PROTESTOLAR 17. GÜNDE
"Zalim bir rejimle, boş ellerle savaşıyoruz"
İnsan Hakları Haber Ajansı’nın İran’daki protestoların 16. günü olan 12 Ocak’ta yayımladığı raporda teyit edebildikleri son rakamlarına göre, toplam 646 kişinin hayatını açıkladı. Bu rakam, 505 protestocu (aralarında 9 çocuk), 133 askeri ve kolluk kuvveti personeli, bir savcı ve protestoya katılmayan yedi sivil vatandaşı içeriyor.
İran hükümeti tarafından internetin toptan kapatılması nedeniyle İran'daki protestolara dair sağlıklı bilgi alınamasa da, 28 Aralık'ta ekonomik sıkıntılar nedeniyle başlayan ve giderek artan protestolarda ölü sayılarının yükseldiği tahmin ediliyor.
İnsan Hakları Haber Ajansı, şimdiye kadar 579 ölüm vakasını incelediğini ve Tahran'daki Behesht Zahra Mezarlığı'nda hayatını kaybedenlerin ailelerinin toplanıp slogan attığı haberleri doğrultusunda protestoların devam ettiğini aktarıyor. İran genelinde 187 şehirde düzenlenen 606 gösterinin ardından haberleşme imkanları kapatıldı. İnternet 100 saattir yok, telefon görüşmeleri ve diğer iletişim araçları genellikle çalışmıyor.
HRANA'nın protestoların 16. gününün sonuna kadar derlediği ve doğruladığı son verilere göre:
• 505 protestocu öldürüldü.
• Bunların arasında dokuz çocuk (18 yaşın altında) tespit edildi.
• 133 askeri ve kolluk kuvveti mensubu öldürüldü.
• Bir yargı mensubu (savcı) hayatını kaybetti.
• Ölenlerden yedisi protestoya katılmayan sivil vatandaşlardı.
Bu rakamlara göre, teyit edilen ölüm sayısı 12 Ocak akşam saatlerinde 646'ya ulaştı. Ayrıca, HRANA'ya halen inceleme ve doğrulama aşamasında olan 579 ölüm vakası daha bildirildi. Bugüne kadar gözaltına alınanların toplam sayısı 10.721'ye ulaştığı tahmin ediliyor.
Salı günü akşam saatlerine doğru ise Reuters, İranlı bir yetkiliye dayandırdığı haberinde ülkedeki protestolarda 2 bine yakın kişinin öldüğünü aktardı. Fakat bu rakam teyit edilemedi.
Norveç merkezli İran İnsan Hakları Örgütü’yse (IHR) gösterilerde emniyet güçlerine ilişkin ölü sayısını belirtmeden dokuzu çocuk 648 eylemcinin öldüğünü açıklamıştı. Fakat bugün İranlı bir yetkili, Britanya merkezli Reuters’a protestolarda yaklaşık 2 bin kişinin öldüğünü, sivillerin ve güvenlik personelinin ölümünden ‘teröristleri sorumlu tuttuğunu’ söyledi.
8 Ocak’tan bu yana süren internet kesintisi, İran’dan bilgi edinmeyi ve gelen bilgilerin teyit edilmesini zorlaştırıyor. Uluslararası medya kuruluşlarının çoğu İran’dan yayın yapamıyor.
BBC Farsça'dan
Öte yandan BBC Türkçe, daha önce kapatılan BBC Farsça muhabirlerinin haberini Türkçe'ye çevirerek yayımladı. BBC'nin haberine göre ismini değiştirdikleri bir görgü tanığı, "Kendi gözlerimle gördüm. Doğrudan protestoculara ateş açtılar. İnsanlar durdukları yere düştü" dedi.
Kendisi de giderek kötüleşen ekonomik zorlukları protesto edenlerden biri olan kişi, güvenlik güçlerinin kentindeki silahsız protestoculara Kalaşnikof tüfeklerle ateş açtığını söyledi, "Zalim bir rejimle, boş ellerle savaşıyoruz" dedi.
İran'ın 1979'daki İslam Devrimi'yle devrilen son şahının sürgündeki oğlu Rıza Pehlevi'nin çağrıları sonrası 8 ve 9 Ocak'ta düzenlenen protestolara çok sayıda kişinin katıldığı görüldü. İran'ın dini lideri Ali Hamaney, 10 Ocak'ta yaptığı açıklamada, "İslam Cumhuriyeti geri adım atmayacaktır" dedi.
Tahranlı genç bir kadın 8 Ocak'ta yaşananların "kıyamet gününü" andırdığını söyledi: "Tahran'ın ücra mahalleleri bile protestocularla doluydu. İnanamayacağınız yerler dolup taşmıştı. Ancak Cuma günü (9 Ocak) güvenlik güçleri sadece öldürdü, öldürdü ve öldürdü. Bunu kendi gözlerimle görmek beni o kadar rahatsız etti ki, bende moral kalmadı. Cuma günü kanlı bir gündü."
Tahranlı genç, Cuma günkü cinayetlerden sonra insanların dışarı çıkmaya korktuğunu, birçok kişinin artık ara sokaklarda ve evlerinde slogan attığını söyledi. Tahran'ın bir savaş alanına dönüştüğünü, protestocuların ve güvenlik güçlerinin sokaklarda mevzilenip siper aldıklarını belirtti ve ekledi: "Savaşta her iki tarafın da silahı vardır. Burada insanlar sadece slogan atıyor ve öldürülüyor. Bu tek taraflı bir savaş."
'İran'da ne yaşandığını tasavvur etmek zor'
BBC Farsça Servisi'ne konuşan görgü tanıkları, dünyanın İran'da gerçekten neler yaşandığını tasavvur etmenin zor olduğunu ve şu ana kadar uluslararası medya tarafından bildirilen ölü sayısının tahminlerinin sadece bir kısmını yansıttığını söylüyor.
12 Ocak'ta Norveç merkezli İran İnsan Hakları Örgütü (IHRNGO), ülkede dokuzu 18 yaşın altında olmak üzere en az 648 protestocunun öldürüldüğünü açıkladı. Bazı yerel kaynaklar ve görgü tanıkları ise farklı şehirlerde öldürülenlerin sayısının birkaç yüz ile binlerce kişi arasında değiştiğini söylüyor. BBC halen bu rakamları bağımsız olarak doğrulayamıyor.
İran medyası ise protestolar sırasında 100 güvenlik görevlisinin öldürüldüğünü ve "isyancılar" olarak nitelendirdiği protestocuların çeşitli şehirlerde onlarca cami ve bankayı ateşe verdiğini iddia ediyor.
BBC'ye konuşan hemşire ve sağlık görevlileri, çok sayıda ceset ve yaralı protestocu gördüklerini söyledi. Sağlık çalışanları, birçok şehirde hastanelerin dolup taştığını, özellikle başlarından ve gözlerinden ağır yaralananları ise tedavi edemediklerini belirtti.
Ölümler var, ancak teyit edilemiyor
Bazı görgü tanıkları, cesetlerin "üst üste yığıldığını" ve ailelere teslim edilmediğini bildirdi. Pazar günü aktivistlerin yönettiği Telegram kanalı Vahid Online'da yayımlanan videolar, Tahran'daki Kahrizak Adli Tıp Merkezi'nde çok sayıda ceset olduğunu ve birçok ailenin ya yas tuttuğunu ya da cesetleri teşhis etmeye çalıştığını gösterdi. Bir diğer videoda, tesis içinde ve dışarıdaki sokakta siyah torbalar içinde çok sayıda ceset görülüyor. Bunlardan sadece bazılarının kimlikleri tespit edilebilmiş. Bir videoda içinde çok sayıda ceset bulunan deponun içi gösterilirken, bir diğerinde bir kamyonun boşaltıldığı ve içinden cesetlerin çıkarıldığı görülüyor.
Meşhed'deki bir mezarlıkta çalışan bir morg görevlisi, Cuma sabahı gün doğmadan önce başlarından vurulmuş 180-200 arasında kişinin cesetlerinin getirildiğini ve bu kişilerin hemen gömüldüğünü söyledi.
BBC Farsça Servisi'ne konuşan Reşt kentinden bir kaynak, protestoculardan 70'inin cesedinin Perşembe günü şehirdeki bir hastane morguna nakledildiğini söyledi. Kaynağa göre, güvenlik güçleri cenazeleri ailelere teslim etmeden önce "mermiler için ödeme" talep etti.
Tahran'ın doğusundaki bir hastanede çalışan bir sağlık personeli de BBC Farsça Servisi'ne, Perşembe günü yaklaşık 40 buraya getirildiğini söyledi.
Hükümet açıklaması
Ölü ve yaralı sayısı artarken, İran İslam Cumhuriyeti yetkilileri ve devlet medyası, şiddetin sorumluluğunu "yabancı unsurlara", "teröristlere" ve "isyancılara" yükleyerek, medya kuruluşları ve uluslararası örgütler tarafından uydurulmuş olduğu iddialarını vurgulamaya devam ediyor.
Uluslararası tepkiler
• Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, 11 Ocak Pazar günü yaptığı açıklamada, "son günlerde İranlı yetkililerin protestoculara karşı ölümler ve yaralanmalarla sonuçlanan şiddetli ve aşırı güç kullanımına yönelik haberler nedeniyle şoke olduğunu" söyledi.
• BM'nin İran İslam Cumhuriyeti İnsan Hakları Özel Raportörü Mai Sato da BBC Farsça Servisi'ne yaptığı açıklamada, "Ölü sayısı ne olursa olsun, güvenlik güçlerinin ölümcül güç kullanmasının endişe verici olduğunu vurgulamak istiyorum" dedi.
Uluslararası düzeyde, protestoların 16. günü yeni bir tepki dalgasıyla birlikte geldi:
• Avrupalı liderler ve yetkililer, protestoculara karşı kullanılan şiddetin yoğunluğu karşısında "şok olduklarını" ifade ederek, İran hükümetini olaylarla ilgili "uydurma bir anlatı" sunmakla suçladılar.
• Avrupa Parlamentosu Başkanı, İran İslam Cumhuriyeti diplomatik personelinin ve temsilcilerini Parlamento binalarına girişine kısıtlamalar getirdiğini duyurdu. Bu adım, Avrupa Birliği ile İran arasında tırmanan diplomatik gerilimlerin bir işareti olarak değerlendiriliyor.
• Fransa ve İsveç de dahil olmak üzere birçok Avrupa hükümeti, kötüleşen güvenlik durumu nedeniyle Tahran'daki büyükelçiliklerinden gerekli olmayan personeli tahliye etti veya vatandaşlarına İran'ı terk etmelerini tavsiye etti.
• Almanya, Fransa ve İrlanda hükümetleri, protestoculara yönelik “acımasız ve orantısız” baskıyı kınadı ve şiddetin derhal durdurulması ve internet erişiminin yeniden sağlanması gerektiğinin altını çizdi.
• Amerika Birleşik Devletleri'nde üst düzey yetkililer, İran'daki gelişmelere yanıt olarak "çeşitli seçeneklerin" gözden geçirildiğini bir kez daha belirtirken, aynı zamanda diplomatik bir yolun tercih edildiğini ifade ettiler.
Arka plan
İran'da ülke çapındaki protestolar 28 Aralık'ta başladı. Protestoların 13. gününden itibaren İran hükümeti, ülkeyi fiilen bilgi karartması durumuna sokarak, internet ve iletişimde geniş çaplı bir kesinti uyguladı.
Bu bağlamda, ölü sayısındaki gözle görülür artış, kitlesel tutuklamaların devam etmesi, zorla alınan itirafların yayınlanması ve şimdi de Tahran'daki Behesht Zahra Mezarlığı'nda öldürülenlerin ailelerinin bir araya gelmesi, devam eden sivil direniş ve adalet taleplerinin yanı sıra artan baskının da endişe verici bir tablosunu çizmektedir.
(BBC Türkçe, HRANA, AA, Ajanslar)

