Türkiye’de gazetecilik ve televizyonculuk alanlarında sayılı isimler arasında yer alan ve emeklilik döneminde resim yapmaya başlayan Zeki Sözer, “İlklerin İnsanı Zeki Sözer” sergisiyle sanat yolculuğunu ziyaretçilerle buluşturuyor.
Sözer'in resimleri, 6 Ağustos'ta Gümüşsuyu'ndaki Brieflyart Galeri'de sanatseverlerle buluştu. Ağırlıklı olarak pastel çalışmaların yer aldığı sergi, sanatçının yaşamını anlatan fotoğraflarla birlikte 21 Ağustos'a kadar ziyaret edilebilecek.

Türkiye medya tarihine yolculuk
Sergide Zeki Sözer’in hayatı kişisel arşivi, fotoğrafları, anıları ve resimleri üzerinden anlatılıyor. Sergi, gazetecinin resimlerinin ve biyografisinin ötesinde Türkiye medya tarihini de gözler önüne seriyor. Sözer Türkiye’nin siyasal ve medya dönüşümüne yakından tanıklık etmiş bir isim. Sergide yer alan arşiv fotoğrafları, gazete kupürleri, notlar ve kişisel belgeler izleyicilerin de bu döneme tanıklık etmesini sağlıyor.

1 Temmuz 1934’te Karacabey’de doğan Zeki Sözer, ilk ve orta okulu Bursa’da, liseyi ise Manisa’da okudu. Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nden mezun olduktan sonra 1958’de Son Posta Gazetesi’nde gazeteciliğe başladı. Çeşitli gazetelerde çalıştıktan sonra 1965’te BBC’nin davetiyle Londra’ya gidip televizyon prodüktörlüğü eğitimi alarak Türkiye’de mesleğinde bir ilk oldu.
Türkiye’ye döndüğünde 1968’de TRT’nin televizyon yayınına başlamasına öncülük etti. Sözer, TRT’nin haftada bir kez ekrana gelen “ilk haber” programını Örsan Öymen ile birlikte hazırlayıp sundu. Birçok TRT yapımının altına imza atan gazeteci, 1976’da TRT’den istifa etti. Aynı gün Abdi İpekçi’den iş teklifi alan Sözer, Milliyet Gazetesi’nde haber müdürü olarak çalışmaya başladı. Bu işle birlikte Babıali’ye transfer olan gazeteci, Türk basınının “ilk haber müdürü” sıfatını kazandı. Zeki Sözer, Milliyet Gazetesi’nin Avrupa Temsilcisi olarak Frankfurt’ta uzun yıllar çalıştıktan sonra 90’lı yıllarda Milliyet’ten emekli oldu. Emekli olduktan sonra üniversitelerde dersler verdi ve TV8’in kuruluşunda yer aldı.

“Emeklilik benim için yeni bir başlangıç oldu”
Emeklilik döneminde de üretmeye devam eden Zeki Sözer, resim yapmaya nasıl başladığını ve sergi fikrinin nereden çıktığını Agos’a anlattı:
“2000’li yılların başında resim yapmaya başladım. Moda'da ünlü ressam Javad Soleimanpour'un öğrencisi oldum, onun kursuna katılma şansına eriştim. Bir yılın ardından eşimin rahatsızlığı nedeniyle kursu bıraktım. Daha sonrasında herhangi bir ustadan ders almadan kendi başıma, internet yardımıyla, resmin tüm branşlarına ve okullarına girip çıkarak denemeler yapıyorum. Naif bir ressam bunun eğitimini almış biri değildim. Hayatım gazetecilikle geçti ama emeklilikte de boş durmadım. Nitekim sadece resim yapmak değil. Üniversitelerde dersler verdim, tiyatroda oynadım, müzik çalışmalarına katıldım. Okuyorum, yazıyorum, bu arada Türkiye'de radyonun ve televizyonun bir bakıma tarihçesi niteliğinde “Halkın Sesinden İktidarın Borazanına” isimli bir kitap yazdım.

“Hiçbir günümü boş geçirmek istemiyorum”
Gazeteci arkadaşım Nazım Alpman ve birkaç gazeteci dostum gelip resimlerimi gördüler. Bunların sergilenebilir olduğunu söylediler. Bana kalırsa benim sergilenecek, sergiye çıkacak bir resmim yok. Ben profesyonel bir ressam değilim. Bu sergi emeklilere bir bakıma da tavsiye niteliğinde. Emekli olduktan sonra hiçbir günümü boş geçirmek istemiyorum. Günlerim çok da çabuk geçiyor. Gün yetmiyor. Doksan üç yaşına bastım ama hiçbir günüm boş geçmiyor bunlarla çok mutluyum.”
Zeki Sözer’den not:
“Benim çok dostlarım var, hem Moda’dan hem meslekten: Ara Güler başta olmak üzere Garbis Özatay, Hrant Dink… Hrant Dink’i ben “Çözüme Doğru” programında TRT'de ağırladım. Moda gönüllüleri ile tiyatro yaparken de çok yakın bir ilişkimiz oldu. Prova çalışmalarımızı Aramayan Uncuyan okulunda, Daron Acemoğlu’nun mezun olduğu okul, yaptık. Şu anda da Sayın Prof. Dr. Toros Alcan ile dostluğumuz devam ediyor. Yani gazeteniz benim için yabancı değil. Bunları da söylemeyi bir borç bildim.”



