E-gazete/Arşiv
Bayiler
İletişim
Abone Ol
Giriş Yap
Հայ
Eng
Ara
Ermeni Toplumu
Yazarlar
Kitap/Kirk
Hrant Dink
Agos Gündem
Türkiye
Ermenistan
Dünya
Yüzler/Hikâyeler
İnsan+Hakları
Bir Zamanlar
Kültür Sanat
Yaşam
Ara
☰
☰
Geleceğe Bakmak
Sayfa 1
Fethiye Çetin
9 Temmuz 2026
‘Kara mizah’ dedikleri bu olsa gerek
Hrant Dink’in sözlerini hatırlatayım: "Ben sanığım, bir sanıktan daha fazla kimin yargıyı etkileme hakkı olabilir ki? Ama bakın şu komikliğe ki, sanık bu kez yargıyı etkilemeye çalışmaktan yargılanıyor."
Fethiye Çetin
1 Temmuz 2026
Utancı dönüştürmek
"Çıplak arama hiçbir koşulda meşrulaştırılamaz. Bir işkence ve insanlık onuruna saldırı yöntemidir, zamanaşımına uğramayan bir suçtur. Fatoş Pınar Türker, bu arada sadece cinsel şiddet suçunun değil soruşturma savcısının yaptıklarının da anlatımına tanık ettiği gibi bu savcının ihlal ettiği haklarının, adaletsizliğin onarılması sorumluluğuna da ortak eder bizi."
Fethiye Çetin
24 Haziran 2026
“Türkiye Cumhuriyetini soycu/ırkçı bir temele dayandıran karar”
"Bütün bilgilerime, ortada bir şeylerin döndüğünü görmeme, sezmeme rağmen davanın Hrant’ın da beraatiyle sonuçlanacağına inancımı karar anına kadar yitirmemiştim. Avukatlık biraz da kendi içinde umudu sürekli diri tutma, kurutmaya çalıştıklarında yeniden yeşertme mesleğidir bence. Umudun tükendiği an mesleğin de bittiği andır."
Fethiye Çetin
17 Haziran 2026
“Bu arada, Hrant Dink’i beraat ettirecekler herhalde”
"Yukarıdaki cümle, Ergenekon davası sanığı Habip Ümit Sayın’ın 12 Temmuz 2005 tarihinde, Binbaşı Ogan Türkmen’le yaptığı MSN görüşmesinin çözümünden..."
Fethiye Çetin
12 Haziran 2026
Ne olmuştu?
Altı çizilen ve özellikle yanına yıldız konan ve çerçeveye alınan cümleler, Hrant’ın beraat etmesini gerektiren önemli cümlelerdi. Belli ki hâkim, bilirkişi raporunu okumuş, kararında yararlanacağı cümleleri işaretlemişti. Ancak bu çalışmasına rağmen hâkim neden karar veremiyordu?
Fethiye Çetin
4 Haziran 2026
Tanıklığım
"Hrant ve Agos aleyhine her türlü yayını serbest kılan ve teşvik eden irade, lehe gelen bilirkişi raporunun haber yapılmasına dahi tahammül edemiyordu. Hrant’ın ‘Türk düşmanı’, ‘hain’ ve ‘suçlu’ olması üzerine kurgulanan senaryoyu hayata geçirmek için oluşturulan havada çatlak ya da şüphe yaratacak yayınları en başından engellemeye çalışıyorlardı."
Fethiye Çetin
30 Nisan 2026
Karartılan deliller, kör noktalar, kara delikler IV
Fethiye Çetin
23 Nisan 2026
Ahırdaki piyano
"İçim parçalandı, kitaplarıyla, piyanolarıyla, kiliseleriyle koca bir kültür yok edilmiş, Ermenilerin yoğun olarak yaşadıkları Kale ve Tepe mahallelerinde her şey yıkılmış, bütün izler yok edilmiş, yeni evler ve binalar yıkımın üzerinde kurulmuştu."
Fethiye Çetin
17 Nisan 2026
Karartılan deliller-Kör Noktalar-Kara delikler (III)
Fethiye Çetin
9 Nisan 2026
Karartılan deliller-Kör Noktalar-Kara delikler (II)
Hrant Dink cinayeti sonrasında dikkatimi en fazla, özel olarak korunan şahıslar, üzerine gidilmeyen somut olgular, ısrarlı taleplere rağmen araştırılmayan, üstü örtülen bulgular ile önce sızdırılıp sonra hemen buharlaştırılan haberler çekti ve bunları zaman zaman yazmaya, anlatmaya çalıştım. Bildiklerimden hareketle sezgilerim beni, buzdağının görünmeyen, gösterilmeyen, gizlenen kısmına bakmaya yöneltti. Tam o kör noktaya gelindiğinde, kulaklar duymaz, gözler görmez, diller söylemez oluyordu sanki.
Fethiye Çetin
2 Nisan 2026
Nice yıllara Agos
Agos’tan besleniyor, kamuoyuna, en azından hukukçulara duyurmaya, çözüm önerileri geliştirmeye çalışıyorduk. Agos’un benim hayatımda başka bir nedenle de önemli bir yeri var. Amerika’daki akrabalarımla Agos sayesinde buluştum. Hrant’ı, Diran’ı, Baron Seropyan’ı saygıyla anıyorum ve yazıyı Agos’un kuruluş toplantısında konuşan Luiz Bakar’ın sözleriyle bitirmek istiyorum: “Aslında bu insanlar tesadüfen geldi bir araya ama Hrant olmasaydı olmazdı.”
Fethiye Çetin
25 Mart 2026
Karartılan deliller, kör noktalar-kara delikler (I)
O gün devlet Agos’un önündeydi. Polisiyle, jandarmasıyla, istihbaratçısıyla devlet oradaydı. Ama Hrant Dink’in can güvenliğini sağlamak ve yaşama hakkını korumak için değil, tetikçilerin usulüne uygun olarak işini yaptığından ve güvenli bir biçimde kaçtığından emin olmak için oradaydılar.
Fethiye Çetin
4 Mart 2026
‘Cemiyet-i Mukaddes’ten ‘Kutsal Devlet’e
Devlet için silah çekmek’ özendirilen, teşvik edilen bir şeydir ve bu kökleri çok gerilere giden utanç duyulması gereken bir gelenektir. Bırakınız utanç duymayı ve katilleri yargılamayı bu ülkenin bir başbakanı çıkıp hepimizin gözlerinin içine bakarak “devlet için kurşun atan da yiyen de şereflidir” demedi mi? Kendilerine şeref bahşedilen katiller, uyuşturucu dahil olmak üzere her türlü pis işi yaparak ceplerine dolarları doldurup bazen parayı bölüşme işinde anlaşmazlığa düşüp birbirlerini öldürmediler mi? Bütün bunlar, bütün bu suçlar gözümüzün önünde işlendi. Hepimiz gördük, hepimiz biliyoruz. Ama önemli olan ne gördüğümüz değil bu görülenlerle ne yaptığımızdır. Sahi biz ne yaptık?
Fethiye Çetin
25 Şubat 2026
“Biz sizlerin nasıl adam öldürdüğünüzü biliriz”
Peki neden Mustafa Kemal, Halil Paşa denen adama “Biz sizlerin nasıl adam öldürdüğünü biliriz” diyor? Çünkü Meşrutiyetin ilk yıllarında İttihatçılar Mustafa Kemal’e suikast planlıyor ve ilk önce Yakup Cemil’e teklif ediyorlar. Yakup Cemil Mustafa Kemal’i sevdiği için bu işi kabul etmiyor ve öldürme kararını da gizlice Mustafa Kemal’e bildiriyor. Bunun üzerine suikast işini Halil Bey’e veriyorlar.
Fethiye Çetin
18 Şubat 2026
“Babam bana niye söylemedi?”
Sizi bilemem ama ben, Nihan Hassan’ın kitabını okurken sık sık Javier Cercas’ın kitapları ile benzerlikler kurmaktan alamadım kendimi. Hani hakkında; “hikâye anlatmıyor, hikâyelerin nasıl kurulduğunu ifşa ediyor” denilen Cercas’ın kitaplarını… Kitabını, “Bir yandan kurgu olmayan, diğer yandan ise kronik, deneme, biyografi, otobiyografi ve daha birçok şeyin karışımı olan melez bir roman” diye tanımladığını Ebru Dedeoğlu’nun söyleşisinden öğrendiğim Cercas’ın romanlarını…
Fethiye Çetin
6 Şubat 2026
“Kahraman katiller resmi geçidi”
"Bu sistem birbirinden güzel ve değerli evlatlarını katletmekle kalmıyor, yakınlarını her gün yeni bir formuyla sahnelediği psikolojik teröre maruz bırakıyor. Sevdiklerinin katillerini medyada magazinleştirilerek ya da siyasetçilerin bunlarla ilişkilenme biçimlerinde sürekli karşılarında görmek onlara uygulanan acımasız bir şiddet biçimi değil miydi? Şimdi de filmleri yapılıyor, şiddet katmerleşiyor. Mağdura hiç saygıları yok."
Fethiye Çetin
29 Ocak 2026
“Yeni” ırkçılık
"Özellikle son günlerde yaşanan Kürt düşmanlığının boyutları akıl ve izanla açıklanabilecek gibi değil. Bazı kişiler cinnet hali yaşıyor gibi saldırıyorlar Kürtlere. Suriye Kürtlerine yapılan saldırıları protesto etmek isteyenlere devlet güçlerinin uyguladığı şiddet akıllara durgunluk verecek düzeyde."
Fethiye Çetin
15 Ocak 2026
“Eğer yakalanmasaydık İstanbul’da Ermenileri öldürecektik”
"Biz bu şahısların yakalarına yapışamadık, onlardan hesap soramadık ama hep merak eder dururum; bu adamlar, Hrant Dink öldürüldüğünde ne düşündüler, belki naif bir soru olacak ama az biraz da olsa suçluluk duygusu ya da vicdan azabı duydular mı?"
Fethiye Çetin
8 Ocak 2026
Gücü - Gücü Yetene Devri
ABD çok tehlikeli sularda yol alıyor, tüm dünyayı ardından sürüklüyor. Buna yüksek sesle itiraz etmek boynumuzun borcudur. Zira bu gelişme, tüm dünya ölçeğinde ve yereldeki barış çabalarını da olumsuz etkileme potansiyeli taşıyor ki bu da bizi çok yakından ilgilendiriyor.
Fethiye Çetin
11 Aralık 2025
İyiyi kuracak deneyimler
Geçen ay Avlu Sanat Galerisi’nin davetlisi olarak Eskişehir’deydim. Karşılıklı sohbet şeklinde geçen söyleşi sırasında katılımcılardan biri söz aldı ve şöyle bir soru sordu: “Eskişehir’de yaşayan Ermeni var mı, biz bulamadık da varsa tanımak isteriz” Samimiydi, hani varsa bir Ermeni, komşu olmayı, tanışmayı ister bir hali vardı ama söylediği şeyin kendisi başlı başına çok trajikti. Çok yakıcı ve travmatik bir tarihe tutulmuş bir ayna gibi gerçeği bütün çıplaklığıyla yansıtmıştı ortama.
Fethiye Çetin
4 Aralık 2025
“Kafesim geniş ve ben de uysalca volta atıyorum içinde”
12 Eylül’de, hakkınızda tutuklama kararı verilmişse eğer Mamak Askeri Cezaevindeki ilk işkence mekânı, ilk karşılama, ilk saldırı alanıdır bu kafesler. Arada cezalandırma amacıyla da konduğunuz, tahliyenize karar verildiğinde de içine tıkıldığınız yerdir. Gelen geçenin gözünün önünde, hiçbir mahremiyetin bulunmadığı bu yerde kendinizi seyirlik bir obje gibi hissedersiniz.
Fethiye Çetin
26 Kasım 2025
Kürt hak mücadelesinin dirençli evlatları: Kürt avukatlar
Korkunun, dehşetin, şiddetin alabildiğine egemen kılındığı, özellikle Kürt illerinin yangın yerine dönüştürüldüğü 2015 yılının Ağustos’unda, silahlı çatışmaların ortasında; kaosun tam orta yerinde vurdular Tahir Elçi'yi.
Fethiye Çetin
19 Kasım 2025
Usul esasa mukaddemdir
Soruşturmayı yürüten savcı, “asrın yolsuzluk davası”, “ahtapotun kolları” gibi söylemlere ki bu söylemler cumhurbaşkanına ait bile olsa izin vermemeli, gizlilik kararının gereklerini insan hak ve onurunu koruyacak şekilde uygulamalı, yargılamanın medyada yürütülmesine engel olmalıdır. Bu türden söylem ve yayınlar, insan hak ve özgürlüklerini, adil yargılanma hakkını ihlal ettiği gibi savcıları ve yürüttükleri soruşturmayı da anlamsızlaştırır, soruşturma sürecini de işlevsiz kılar.
Fethiye Çetin
6 Kasım 2025
“Eğer hapiste değilsen, izinli olarak dışarı çıkmış mahpussun”
Hemen her günün sabahına, evleri basılıp gözaltına alınanların isimleriyle uyanıyoruz. Sonra huzursuz bir bekleyişin ardından gözaltına alınanların tutuklamaya sevk edildiklerini ve tutuklandıklarını okuyoruz. Her tutuklama kararının ardından Imre Kertész’in satırları düşüyor aklıma. Yasal koşulları yokken neden tutuklanıyor bu insanlar diye soruyor, ne kadar uğraşsam da bir cevap bulamıyor, sonunda “tutuklayanların yetki alanı sınırsız da ondan”, “diktatörlükte yaşayan vatandaş eğer hapiste değilse, izinli olarak dışarı çıkmış mahpustur” diyorum.
Fethiye Çetin
29 Ekim 2025
Yaşamı da ölümü de değersizleştirilenler
“Anneannem” kitabımı okuduklarını, Hrant Dink cinayeti davasını takip ettiklerini söylediler. Bir süre ayakta sohbet ettikten sonra kadın elimden tutarak beni daha tenha bir yere sürükledi, “gel ki sana ne anlatayım” dedi. Hep birlikte oturacak bir yer bulduk ve kadın anlatmaya başladı, eksik bıraktığını düşündüğü yerleri de erkek tamamlıyordu. “Ermenileri vurduklarında bizim köyden birisi güzel bir Ermeni gelinini kuma (ikinci eş) olarak almış, bu gelinin bir de oğlu varmış. Kadın oğlunun da hayatını kurtarma sözü alarak kumalığı kabul etmiş. Maryam’mış adı, bütün yakınları öldürülmüş, o oğluyla birlikte bu adamın evine sığınarak hayatta kalabilmiş. Çok geçmeden bir gün Maryam tarlada çalışırken oğlunu öldürüp kuma olarak gittiği evin ahırına gömmüşler, üzerini de kapatmışlar..."
Fethiye Çetin
9 Ekim 2025
10 Ekim Dayanışması
Yasanın açık hükmüne rağmen sanıklar hakkında insanlığa karşı suç fiilinden ceza verilmiyor. Bu suçtan ceza verilecek olursa dosya kesin kararla kapatılamayacak. Dava sonuçlandığında herkes günlük hayatın rutinine dönecek ve yaşananlar unutulacak diye umuluyor. Ancak umulan gerçekleşmiyor. 10 Ekim Dayanışması bu oyunu bozuyor. Katliamın ardından örgütledikleri geniş bir dayanışma ağıyla bir yandan önlerindeki aşılmaz gibi duran yargı duvarı üzerinde ciddi bir tazyik oluşturuyor.
Fethiye Çetin
25 Eylül 2025
Adımlar
Henüz on beş yaşındayken arkadaşlarıyla birlikte alınıp Auschwitz, Buchenwald toplama kampına götürülen Imre Kertész, hayatta kalabilen çok az sayıda insandan biri olarak Macaristan’a döndüğünde, hısımları ihtiyar Steiner ve Fleischman’la tartışmalarını ‘Kadersizlik’ isimli otobiyografik romanında anlatıyor. Satırları, adım adım gelen musibette kendi adımlarımızın payı üzerinde yeniden düşünmemi sağladı. Faşizmin yükselişi ve hayatlarımızı esir alması birdenbire oluşan bir sonuç değil, bu bir süreç. Bu adım adım geleni biz de adımlarımızla mümkün kılmıyor muyuz? Kendi adımlarımızın bu süreçten azade olduğunu söyleyebilir miyiz?
Fethiye Çetin
18 Eylül 2025
Adım adım
Faşizmin yenilgiye uğratıldığı ve bittiği düşünülüyordu. Oysa bugün, sadece ülkemizde değil dünyanın pek çok ülkesinde, ilkeleri insan hakları rejimince belirlenmiş ancak uygulaması devletlerin insafına bırakılmış bir dünyada dünya devletlerinin imzaladığı sayfalarca düzenleme, boş birer yığın olma riskiyle karşı karşıya, BM gibi kurumlar giderek anlamsızlaşıyor, varlık nedenlerini yitiriyorlar. Faşizm bitmiş, kapanmış bir sayfa mı?
Fethiye Çetin
11 Eylül 2025
“O zamanlar Hrant Dink’i korumak cesaret isterdi”
Vatandaşın can güvenliğini, yaşam hakkını korumakla yükümlü üst düzey bir emniyet görevlisi, Hrant Dink’in yaşamı söz konusu olduğunda görevini yapabilmenin cesaret gerektirdiğini söylüyordu. “Neden cesaret istiyordu?” diye sorduğumda, ellerini iki yana açıp başını bir tarafa eğdi ve sustu, “Siz biliyorsunuz” anlamına geliyordu bu hareketi.
Fethiye Çetin
28 Ağustos 2025
"Koruyan El" (2)
Wolfgang Schorlau gerek Anayasayı Koruma Teşkilatı gerekse polis istihbaratının, iki Almanya’nın birleşmesinden sonra da çok sayıda kararlı militan Neonazi’yi muhbir olarak devşirdiklerini de anlatıyor. Bu muhbirler aracılığıyla istihbarat örgütleri, Neonazi sahnesini yakından izliyor, inşasına da katkıda bulunuyorlar. Muhbirin suçun inşasına katıldığı eylemlerde devlet, doğal olarak muhbirini korumak istiyor, açığa çıkmaması için tedbirler alıyor. Hatırlayalım, Hrant Dink cinayetinde muhbirin suçun azmettirilmesindeki rolü ve aktif katılımı, ancak o dönem devlet içindeki odakların iktidar savaşı sayesinde ortaya çıkabilmişti. Muhbir devşirilmesindeki usulsüzlükleri de, muhbirin suçun inşasındaki rolünü de bu şekilde öğrenebilmiş, muhbirin cinayetteki rolü ortaya çıktıktan sonra dönemin Emniyet kadrolarında yaşanan telaşa hep birlikte tanık olmuştuk.
Fethiye Çetin
14 Ağustos 2025
“Koruyan El” (1)
Wolfgang Schorlau’nun ‘Koruyan El’ (İletişim Yayınları) isimli polisiye romanını yeni okudum. Kitabın kapanış notunda şöyle diyor Schorlau: “Bu kitap gerçek bir suç vakasının edebiyat yoluyla kovuşturulmasıdır. Ve korkarım ki bir devlet suçuyla ilgili bir soruşturmadır bu." Kitap gerçekten sarsıcı ama anlatılanlar bize hiç de yabancı değil, kitap boyunca anlatılan hemen her vakayla bizim ülkemizdeki çok sayıda uygulama arasında ister istemez paralellikler kuruyorsunuz. Mesela Hrant Dink cinayetinde o kadar çok delil karartılıyor ki ben bu yazıda soruşturmayı yürüten savcıların henüz dosyada gizlilik kararı varken soruşturmanın ilk günlerindeki tespitlerinden şimdilik sadece ikisine değinmekle yetineceğim.
Fethiye Çetin
7 Ağustos 2025
Yerli ve Milli Hukuk
Ne demek istiyordu Yargıtay Başkanı ve ne talep ediyordu? Yargıtay gibi üst yargı organının başındaki isim, hukuk devletinin dayattığı ve esasen iktidarı sınırlayan hukuk anlayışını batılı hukuk diyerek dışlıyor, yürürlükte olanı yani yasaları reddediyordu. Biraz kabaca bir ifadeyle, bu batılı yasaların bizim topluma uymadığını söylüyordu. Bu yaklaşım bir anlamda yasa dışılığı teşvik etmek anlamına gelebileceği için oldukça riskli. Bir de batılı hukuk diyerek dışlanan hukukun, -bütün eksiklerine, uygulama sorunlarına rağmen- toplumla, kültürle bir uyuşmazlığı olduğundan söz etmek pek de isabetli bir tespit değil. Sorun, yasa-toplum uyuşmazlığı değil iktidar-yasa uyuşmazlığıdır zira.
1
2
Abone Ol!
Agos'a abone olarak destek olabilirsiniz. Abone ol, hediye et, askıya abonelik bırak.
Eng
Հայ
Ara
Agos Gündem
Türkiye
Ermenistan
Dünya
Yüzler/Hikâyeler
İnsan+Hakları
Bir Zamanlar
Kültür Sanat
Yaşam
Ermeni Toplumu
Yazarlar
Çizerler
Hrant Dink
E-gazete/Arşiv
Bayiler
Kitap/Kirk
İletişim
Abone Ol
Giriş Yap