E-gazete/Arşiv
Bayiler
İletişim
Üye Ol
Üye Girişi
Հայ
Eng
Ara
Ermeni Toplumu
Yazarlar
Kitap/Kirk
Hrant Dink
Agos Gündem
Türkiye
Ermenistan
Dünya
Yüzler/Hikâyeler
İnsan+Hakları
Bir Zamanlar
Kültür Sanat
Yaşam
Ara
☰
☰
Pınar Öğünç
İşçilerin yüz yılına bakmak
19. yüzyılda farklı sektörlerde, zanaatlerde, tarımda, derken sanayi alanında ücretli emek ilişkisi yaygınlaşmaya başladıkça her imparatorluk gibi sınıflı bir toplumun üzerinde yükselen Osmanlı'da sermaye de, işçi sınıfı da çok cemaatli, çok dinli ve çok dilli bir yapı arz ediyordu. Burada anılması şart bir kopuş var Çetinkaya'ya göre: “ulus-devlet inşası, uluslaştırma süreci ve etnik temizlikler, soykırımlar ve mübadele gibi yöntemlerle farklı cemaatlerin çeşitli yollarla imhası”. Bu siyasal proje işçi sınıfından, işçi sınıfı hareketinden önemli unsurlarını koparmak, sosyalist ve Marksist akımların önünü kesmek anlamına da geliyordu.
30 Ocak 2025
“Bu arşivi teslim etmek ve özgürleşmek istiyorum”
Kendi tercih ettiği şekliyle politik belgesel fotoğrafçı Ali Öz şu an bir yayın organı için çalışmıyor. Ama çok uzun zamandır onun Türkiye'nin toplumsal ve siyasi hayatını kaydetmesi için bir yerde sözleşmeli çalışması gerekmiyor. Ali Öz'ün fotoğraf arşivi neredeyse elli yıla yıla yayılan Türkiye tarihinde emeğin hikâyesini belgeleyen, ayın zamanda her nevi toplumsal eylemi kaydetmiş karelerle dolu. Gazeteciliği iş gibi değil de hayatının merkezindeki temel uğraş olarak gören Öz açısından daha ağır basan motivasyon hangisi acaba: Politik sorumluluk mu, mesleki bir iştah mı, belgeleme arzusu mu?
16 Ocak 2025
Haklar açısından kaygı verici bir yıl
Türkiye, bir dönemi işkence ve kötü muamelenin geride kaldığına inanarak, bu vitrine kendisi de ikna olarak yaşadı. Oysa sadece bu yıl TİHV’e işkence ve kötü muameleye maruz kaldığı iddiasıyla 692 kişi ve yakını başvurmuş. Bu sadece mağduriyet halinde bir insan hakları kurumuna başvurmayı düşünenlerin, buna gücü ve imkânı yetenlerin sayısı. Keza toplanma ve gösteri özgürlüğünün de çokça yok sayıldığı bir yıldı 2024. İHD Dokümantasyon Birimi’nin verilerine göre kolluk güçlerinin barışçıl eylemlere müdahalesi neticesinde en az 4.368 kişi işkence ve kötü muamele ile gözaltına alındı.
2 Ocak 2025
Küresel fabrikanın topraklarında
Son birkaç yıl, gerçek manzarayla yüzleşmediği için tarım ülkesi olmakla övünmeye devam eden Türkiye için tarım başlığında konuşulabilecek her sorunun derinleştiği, katmerlendiği bir dönem oldu. Tarım arazileri büyüme fetişinin ana damarı görülen enerji, maden, inşaat, turizm gibi başka sektörlerin yatırımları için feda ediliyor.
26 Aralık 2024
Utanç hakikaten yer değiştirdi
72 yaşındaki Gisèle Pelicot, mağduru olduğu toplu tecavüze dair yargı süreci boyunca aldığı tavırla o kadar hayranlık ve saygı uyandırdı ki, 2024'ü de aşarak son yıllarda cesaretin simgesi oldu. “Utanç yer değiştirmeli” diyordu, “utanması gereken biz değiliz, onlar. Tecavüze uğrayan hiçbir kadının artık utanç duymasını istemiyorum."
19 Aralık 2024
Filistinlilere yönelik soykırımı belgeleyen rapor
Uluslararası Af Örgütü, İsrail'in 7 Ekim 2023'ten sonra Gazze'deki Filistinlilere yönelik politikalarını, eylemlerini inceledi, belgeledi ve uluslararası hukuk normları çerçevesinde yaşananın ve halen yaşanmakta olanın adını koydu: Soykırım. Yayınlanan 300 sayfalık bu yeni ve kendi niteliğinde ilk olan rapor, hayatta kalan Filistinlilerin, Gazze'deki yerel yetkililerin, sağlık çalışanlarının, insani müdahalede yer alan STK çalışanlarının aralarında olduğu 212 kişiyle görüşmeye, muhtelif görsel ve dijital verinin analizine, yayınlanmış haber ve raporlara ve İsrail devletinin çeşitli kurumlarını temsil eden yetkililerin beyanlarına dayanıyor. “Soykırım niyetinin” tespitine yol veren “İnsan Değilmiş Gibi Hissediyorsun-İsrail’in Gazze’de Filistinlilere Yönelik Soykırımı” başlıklı raporu Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi Direktörü Ruhat Sena Akşener ile konuştuk.
12 Aralık 2024
Çoklu krizlerin ortasında eğitim
Bu yılın ayırıcı özelliklerinden biri zorunlu eğitim çağında olmasına karşın eğitim dışında kalan çocuk sayısının son üç yılın en üst seviyesinde olması. Gelir eşitsizliğinin son 18 yılın en yüksek seviyesine çıkması ise eğitimde ekonomik krizin ağırlığının işareti. Her 100 çocuktan 42’si yoksul. ERG'nin raporu 6-17 yaş aralığında eğitim dışındaki öğrenci sayısının bir önceki yıla göre yüzde 38,4 arttığını ortaya koyuyor.
6 Aralık 2024
Polis barikatından instagram paravanına: Suriçi'nin hafızasızlığa çıkan yeni haritası
Hem bizzat tanıklıklarım, hem tanıkları dinlemek üzerinden gazeteciliğin bana sağladığı hafızayı harita gibi kullanarak Suriçi'nde dolanıyorum. Yüz gün süren çatışmanın ardından yıllarca kapalı tutulan bazı sokakların en son 2019'da gördüğüm polis barikatları, paravanlar kalkmış. Kalkmış ama birçoğu ne eskiye, ne yeniye, mekânı zamanda donduran boşluklara açılmış sanki. Gezinirken Sur'un eski sakinlerini dinliyorum. Biri inşaat işçisi, evi yıkılınca başka bir ilçeye göçmüş. Ne manidardır ki, şimdi inşaatlarda iş çıkarsa eski mahallesine çalışmaya geliyor. Bir diğeri evi, dükkânı, alet edevatı Sur'da dümdüz edilmiş bir tesisatçı. Onlar yeni Sur evlerinde topluca takside girmişler,
28 Kasım 2024
“Türkiye'nin sorunu yaşlanma değil, yoksullaşarak yaşlanma”
"Politikacılar aile diyor ya, Türkiye'de anne, baba, çocuk ve yaşlılardan oluşan o konvansiyonel aile yok. Aile dönüşüyor, aile zaten hiçbir zaman steril bir ortam da olmadı. Bunun dışında Türkiye bütün bakımı bu konvansiyonel aile üzerinden vermeye çalışıyor. Tek başına yaşayan insanlar nasıl destek alacak? Çocuğunu yitirmiş yaşlılar ya da farklı yaşamayı seçmiş yaşlılar ne olacak? Topluma kör bir politika bu. Doğurganlığı arttırmakla da ilgisi yok, bebek sayısı artınca yoksul yaşlıların sayısı azalmayacak çünkü. Bir de mevcut yaşlıların yanında şu an esnek istihdamda çalışan gençleri, geçici, gezici işlerde, tarım sektöründe çalışmak zorunda bırakılan çocukların yaşlılığını düşünelim. Üstelik emeklilik de gittikçe yoksullaşmak demek Türkiye'de."
21 Kasım 2024
Siz bu satırları okurken kesiyorlar
Siyasi iktidara sırtını yasladıkça gürbüzleşen holdingin son yıkıcı darbesi. Çanakkale Bayramiç'e bağlı Hacıbekirler köyünde yapılmak istenen “Halilağa Bakır Ocağı Kapasite Artışı, Cevher Zenginleştirme Tesisi ve Atık Depolama Tesisi" için 5200 dönümlük alanda ağaçlar kesilerek hazırlık başladı. 9 Kasım günü Ege'nin, Trakya'nın, Anadolu'nun farklı yerlerinden kalkan minibüsler, otobüsler, araçlar yolun iki yanına park ediyor. Bir insanın bir ağaç için nefesi tıkanarak ağlaması, bu coğrafyanın mitik geçmişini, Homerik metinleri getiriyor akla. Acıların insan bedenlerinden Zeus'un bulutlarına kadar yükseldiği, intikam yeminlerinin, öfkenin dağlara sığmadığı tragedyalarda olduğu gibi, kadınlar bağırmaktan iki büklüm olarak “ağaçlarımızı kesmeyin” diye haykırıyor.
14 Kasım 2024
Çözümsüzlüğün özellikle seçildiği otoriter “çözümler”
Bu gelgitli siyaseti soğukkanlılıkla anlamlandırmak, kalıcı bir çözümün, onurlu bir barışın en küçük ihtimalini heba etmek istemeyenler açısından önemli. “Otorı̇ter Çatışma Yönetı̇mı̇ Açısından 2015 Sonrası Değı̇şen Dı̇namı̇klerı̇yle Kürt Sorununa Bakmak” başlıklı rapor bazı taşları yerine oturturken kaynaklık edecek bir bakış açısı sunuyor. Rapor, otoriter yönetimlerin çatışma süreçlerini özellikle “çözümsüzlük” aşamasında tutmayı kendileri açısından bir tür çözüm olarak aldığı, bunu da sadece askeri güçle değil bir dizi siyasi, mekânsal ve ekonomik politikalarla destekleyerek hayata geçirdiği temel fikrine dayanıyor. Çatışmanın altında yatan yapısal nedenler özellikle ele alınmıyor, çözüme yönelik her tür demokratik alan tehlike olarak alınıyor, uluslararası aktörlerin dahli kabul edilmiyor. Neoliberal politikalarla eşgüdümle işletilebiliyor, yolsuzluk bir araç olarak kullanılabiliyor.
7 Kasım 2024
Sermaye garların yolunu bir kez daha keserken
Laflar laflara karışıyor. Bavullara tekerlek icat edilince biten demiryolları hamallığı... Merkez Bankası açılırken Avrupa'dan gelen altınları taşıyan trenler, hamallar... Kamusal alanların, kamu yararı kavramının öldürülüşü... Tugay Bey endüstriyel mirası da, sermayenin planlarını da emek üzerinden okuyor hep. Zamanında ortaya atılan gökdelenli rant projesi hayata geçemediyse bunda garlara bu çerçeveden bakarak direnenlerin, hem yargı yolunu hem de sokakları zorlayanların önemi büyük. 668 hafta ne demek! Haydarpaşa Dayanışması bu pazar 668. kez bir araya gelecek ve Haydarpaşa Garı'na dair bu yeni projeye karşı seslerini yükseltecek.
31 Ekim 2024
Türkiye'de ırkçılıktan konuşmak
Sadece Türkiye'de değil, tüm dünyada yükselen sağ, güçlenen “faşist enternasyonel” ile birlikte “Irkçı değilim ama...” diye başlayan ürkek ton aşılarak “malum ırk” çıkışlarının havada uçuştuğu, “ırkçılık hakkının elinden alınmasına” isyan edilen bir noktaya geliyor; gündelikleşmiş, mizahla karılmış, hedef kitleden görünmezlik değil yok olmasını talep eden bir doz normalleşiyor. İstos Yayın'ın the London School of Economics'in desteğiyle 19-20 Ekim tarihlerinde düzenlediği “Türkiye'de Irkçılık” konulu konferans tüm bunları masanın görünür yerine çekme ve tartışma niyeti taşıyordu.
24 Ekim 2024
Zamana bakmak, zamana bırakmak
11 Kasım'a kadar sürecek olan Çanakkale Bienali'nin mekânlarından biri Türkiye'nin arkeoloji alanına odaklanmış en önemli kütüphanelerinden sayılan Korfmann Kütüphanesi. Merdivenleri çıktıktan sonra, arkeoloji kitaplarıyla dolu salonda o gülüşmelerin kaynağı olan yaşları yedi ile on yedi arasında değişen altı kızı bulmak ve içlerinden birinin “Arkeolog ne demek?” diye soruşuna denk gelmek, hayatın kimi zaman önünüze düşürdüğü, şükran duyulacak anlardan. Bir zamanlar bu kattan başka çocuk sesleri geliyordu. Troya kazılarına başkanlık yapan Manfred Osman Korfmann'a adanmış bir kütüphane olmadan önce burası tütün deposuydu ama asıl hemen yanda 1669'da kurulan Surp Kevork Kilisesi’ne bağlı Sübyan Okulu olarak inşa edilmişti. Açılış için Çanakkale'ye gelen Blandy ve Achiampong, paylaştıkları politik dertler üzerinden işler yapıyor. Bilimsel bilginin, teknolojik ilerlemenin kök saçaklarına yerleşmiş kolonyalizme, popüler kültürün görsel simgelerine sinmiş ırkçılığa dokunan deneysel videolar, performanslar...
17 Ekim 2024
Vahşi madenciliğe karşı
5 Ekim'de Çanakkale'nin Cumhuriyet Meydanı'nda galiba şimdiye kadar madenciliğe karşı yapılan en geniş katılımlı mitingde köylüler sahneye çıktığında çok heyecanlıydılar.
10 Ekim 2024
Kadınlar iki kat yoksullaşırken
Kadınlar, emek piyasasında cinsiyet temelli ayrımcılığı; iş aramadan çalışma koşullarına, ofis hayatından işsizlik süreçlerine her safhada enselerinde hissediyor. İlerleyen yaşla birlikte çeşitlenen mağduriyetler ise milyonlarca kadını etkilemesine rağmen hepten görünmez halde. Kadın İşçi (www.kadinisci.org) yayın çizgisini kadın emeği odağına oturtan kıymetli bir habercilik yapıyor. Sitenin ardındaki Kadın İşçi Dayanışma Derneği, bir süre önce “50 Yaş Üstü Kadınların Ücretli Emek Alanında Karşılaştıkları Cinsiyet Temelli Ayrımcılıklar Ve Çözüm Önerileri” başlıklı bir raporu duyurarak bu alanın görünmezliğine el attı. Peki 50 yaşını aşmış kadınlar ne yapıyor?
3 Ekim 2024
Hangi suç, kimin cezası, neyin adaleti?
2021'den sonra faaliyete geçen S Tipi ve Y Tipi Ceza İnfaz Kurumları ya da Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu olarak tarif edilenlerse büyük kısmı tek kişilik hücrelerden oluşan, hem mimari yapıları hem de uygulamaları nedeniyle tecritin hüküm sürdüğü yapılar. Gökyüzü havalandırmada dahi görünmüyor, tüm iletişim megafon ve butonlarla sağlandığı için tamamen insansızlaştırıcı, açık görüş her mahpus için ayrı olduğundan daha da yalnızlaştırıcı. Bu yüzden “kuyu” olarak anılıyorlar. İnsan Hakları Derneği'nin konuyla ilgili raporunda bu koşulların yaratacağı psikiyatrik rahatsızlıkların yanı sıra kısa, orta ve uzun vadede neden olacağı fiziksel hastalıklara dair de uyarıda bulunuluyor.
26 Eylül 2024
Bir mezar taşıyla canlanan tarih
İstanbul'a 100 km uzaklıkta, Çatalca'ya bağlı Karacaköy'de geleneksel mimariyle inşa edilmiş, yapıldığı geçmiş yüzyıllardan bugüne yorgunca bir yüzle bakan eski bir ev. Zemin döşemesini yenilemek isteyen evin sakinleri alt katta çalışırken birden hayretle ara veriyorlar, üzeri Yunan alfabesiyle yazılmış bir mezar taşı beliriyor yerden. Anlamı çözüldüğünde şu çıkıyor ortaya: “Tanrının hizmetkârı Chrysoula Rodaki burada yatmaktadır, Mart 1887”. Bundan sonrası yönetmen Kerem Soyyılmaz'ın anneanne ve dedesinin evinin eski sahiplerinin peşine düştüğü bir yolculuk. O evde en fazla zaman geçiren teyzesi ve kuzenleri de eşlik ediyorlar bu yolda ona. Birçok başka ödülün yanı sıra geçen yıl Adana Altın Koza Film Festivali’nde En İyi Belgesel Film Ödülü’nü alan “Rodakis'i Ararken” 22 Eylül'e kadar sürecek olan Ayvalık Film Festivali'nin programında yer alıyor.
19 Eylül 2024
Osmanlı cezaevinde siyasî mahkûm Ermeni bir kadın
Elimizdeki, şimdiye dek bildiklerimiz ışığında “Osmanlı İmparatorluğu topraklarında bir kadın tarafından yazılmış ilk hapishane tanıklığı” olarak nitelenebilir, kaleme aldığı önsözde Lerna Ekmekçioğlu genel olarak Ortadoğu'da bir kadının yazdığı ilk hapishane hatıratı olduğunu da dile getiriyor. Peki kimdi Vartuhi Kalantar? Divan-ı Harp'te yargılanmasına, Hapishane-i Umumi'ye kapatılmasına neden olan neydi?
12 Eylül 2024
“Doğum sancısı gibi bir huzursuzluk var”
Çocukları, 80 yaşındaki insanları çalışmaya mecbur bırakan, gençleri kapkara bir geleceğe doğru bir başına bırakıp kadınları ya evlerine ya kayıtdışı işlere iten, velhasıl işçi haklarının günden güne tırpanlandığı bir saldırının ortasında buna direnenlerin arasında, önünde duranlardan o. 38 yaşındaki Neslihan Acar, depo, liman, tersane ve deniz işçilerini temsil eden bağımsız sendika DGD-SEN'in başkanı. UMUT-SEN'e bağlı diğer sendikaların çatısında filizlenen diğer grevleri, nöbetleri, eylemleri de ekleyince 24 saati bu mücadeleyle akıyor. 10 yaşında tekstilde kendi gibi çocuk işçilerin ölümüne tanık olarak biriktirmeye başladığı öfkesi var, bir de örgütlenme çalışmasında bulunduğu alanlardan ilk temasta eklenenler. Acar'la işçi hareketlerini, bir yandaki hareketsizliğin nedenlerini ve tabii böyle erkek baskın bir işkolunda “bıyıksız” bir başkan olmanın, kadın olarak öncülük etmenin neye benzediğini konuştuk.
5 Eylül 2024
Azınlıkların itildiği psikoloji, psikolojide azınlıkta kalanlar
Psikoloji alanında Kürt meselesi üzerine ilk lisansüstü tez hangi yılda yapılmış olabilir? Bu kadarına şaşırıyorsunuz: 2009. Bu bilgi 2013'ten beri internet üzerinden yayıncılık yapan Onto dergisinin “Azınlığın Psikolojisi, Psikolojinin Azınlığı” başlıklı sayısından. Dokuz makale ve Psychology Kurdî dergisinin ekibiyle yapılan söyleşiden müteşekkil sayı, alan dışı okurlar için de anlamlı, düşündürücü. Rudi Sayat Pulatyan'ın dergideki “Türkiyeli Genç Ermenilerin Kimlik Algıları ve Hrant Dink Suikastı” başlıklı makalesi kendisinden yola çıkarak yazdığı tezine dayanıyor. Haçı saklamak, Ermenice ismin yanında “güvenli” bir Türkçe isim bulundurmak, canlı eğilimlerden.
29 Ağustos 2024
“Turistler evine!” dedirten vahşi turizm
Aşırı turizmin bir diğer hasarı da ekonomik düzeyde. Türkiye'nin turizmle temas eden noktalarında tecrübesi olanlar bilecektir ki bu, hizmet sektöründen sağlığa tüm fiyatları yukarı çeken bir faktör; turizmle geçici olarak şişen yerel ekonomi yılın kalanını bunun hasarıyla geçiriyor. Bu kadar insanın barınması ayrı bir sorun yelpazesi açıyor: Türlü formda turistlere kiralanan konutlar yüzünden genel olarak kira fiyatları yükseliyor. Bu artış kent sakinlerini “turizmsiz” başka bölgelere göç etmeye mecbur bırakan seviyeye ulaşabiliyor. Kitle turizmi, dönemsel olarak o bölgedekiler için bir istihdam alanı gibi görünse de sektör ucuz emek gücünün de ulusal düzeyde “turizmine”, transferine dayandığından aslında yöre sakinlerine çok yansımıyor. Turizm endüstrisi tüm dünyada emek sömürüsüyle, işçi haklarını hatta kimi zaman insan haysiyetini hiçe sayan koşullarla dönüyor
22 Ağustos 2024
“Ölüm dürtüsü ağır basan bir toplumda yaşamak çok zordur”
Hükümetin sokak hayvanlarına “ötanazi” gibi bu mevzu için irrasyonel bir kavramı kullanarak başlattığı tartışma, yasalaşıp Resmi Gazete'de yayınlanır yayınlanmaz Türkiye'nin dört yanından katliam haberleri gelmeye başladı. İşkenceyle öldürülmüş köpeklere ve kedilere dair görüntüler kan dondurucu. Daha da ürkütücü olan bu sahnelerin ardındaki toplumsal rıza ve zaman içinde yol açabilecekleri. Konuyu psikiyatrist ve psikanalist Uzm. Dr. Didem Aksüt ile konuştuk, çünkü buna ihtiyacımız var.
15 Ağustos 2024
Çocuklar “resmen” işçileştirilirken
Acı bir bilanço: İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi'nin erişebildiği olaylardan derlediği verilere göre 2024'ün ilk yedi ayında en az 42 çocuk işçi hayatını kaybetti. Ölen çocuklardan en az dokuzunun MESEM programı kapsamında çalıştığı biliniyor. 2016 ve 2021 yıllarında Mesleki Eğitim Kanunu’nda yapılan değişiklikler, haftada bir gün kağıt üzerinde “eğitimle” çocukların ucuz iş gücü olarak kullanılmasının önü açtı. İşçileştirilen çocuklar çalışırken ölüyor, yaşarken onları bekleyense işçi haklarından azade, yoğun şiddete maruz kaldıkları, fiziksel ve ruhsal olarak yaralandıkları bir hayat. Yıllardır çocuk hakları alanında çalışan ve FİSA Çocuk Hakları Merkezi'nde MESEM'lere yoğunlaşan bir programın parçası olan Ezgi Koman ile konuyu görüştük.
8 Ağustos 2024
Dijital kent aktivizminin potansiyeli
Sosyal medya koca bir kazan, üstelik bir dolu yararsız, kasten manipüle edici mesaj dolu bir kazan. Görünür olmak, sıyrılmak bir mesele olsa da, bunun gereklerini öncelik haline getirmek bu tür dijital aktivizmi kötürüm de kılabilir. Bu anlamda Yaşar Adanalı'nın önerisi herkesin deneyimini buluşturan toplu bir hesabın gücüne yaslanmaktansa daha fazla kent sakininin/ aktivistin bu maksatlı video içerik üretmesi ve bu tazyikle alanda çalışan kurum ve inisiyatifleri iletişim stratejilerini değiştirmeye yönlendirmek. Bir “etki akademisi” gibi çalışacak, topluluk oluşturma perspektifine sahip programlar böylelikle dijital aktivizmi besler hale gelecek.
1 Ağustos 2024
Soykırımın parçası olmayı kabul etmeyenler
Birçok benzeri gibi askerliği yücelten İsrail toplumunda ordunun parçası olmayı reddedenler ve hatta aileleri, büyük dışlanmaya, hakaretler ve tehditler eşliğinde hain muamelesine maruz kalıyor. Orduyla ilişkilerinin kesilmesiyle sınırlı kalmayan, tüm hayata yayılan bir etki bu
25 Temmuz 2024
Karanlık akan nehirler
Büyük Menderes Havzası'nda sekiz günlük bir saha araştırmasının ana izleğini oluşturduğu rapor, belli bir bölgeye odaklanarak derinleşiyor ama bununla kalmıyor. Aynı zamanda bu nehirden dünyanın denizlerine ulaşacak bir bakış açısıyla, örneğin Aydın'ın bir köyünden küresel ölçeğe çekilen hatlarla çevresel yıkımın motifini çıkarıyor. Bilimsel veriler raporu güçlendiriyor fakat veriye boğmadan, kimi zaman bir günce gibi, kimi zaman edebiyattan, psikolojiden çentiklerle anlatıyı bir “hikâyeye” dönüştürüyor.
18 Temmuz 2024
Cezaevi gibi okullarla hesaplaşma
Şükran Demir ve Özgür Ünal'ın birlikte hazırladığı “Şiddet ve Asimilasyon Aracı olarak YİBO” adlı kitap Van, Urfa, Diyarbakır, Dersim, Hakkari, Bitlis, Muş, Batman gibi kentlerde YİBO'da okumuş otuz kişiyle yapılan görüşmeleri esas alıyor. Kitaptaki tanıklıkları bir arada okuyunca, YİBO'larda 1980 öncesiyle sonrasının ayrı konuşulması gerektiği ortaya çıkıyor. Erken mezunlar her şeye rağmen bu okulları bir “eğitim fırsatı” olarak değerlendirebiliyor. Sonrasında ise asimilasyon ve şiddet politikalarında farklı bir seviyeye gelindiği, çocuklardaki travmanın büyüdüğü görülüyor.
11 Temmuz 2024
Tarihin dipsiz çukurları
Bu klasik bir aile tarihi arama hikâyesi sayılmaz. 16 yaşındayken kaybettiği ve özellikle bir sır gibi sakladığı için Ermeni kimliğine dair hiçbir şey bilmediği anneannesini ve tabii onun annesi Maria'yı köyünde, resmi belgelerde, olası kilise kayıtlarında soruşturuyor Uskan. Yaşananların bilincinde olduğundan hiçbir şey bulamamayı doğal sayan bir arayış bu. Adana'nın dar sokaklarında, Apkaryan Okulu'nun harap koridorlarında, kırsalın yaban doğasında, kamerayı bugüne dokunan bir ele dönüştürerek geziyor.
4 Temmuz 2024
Fiili OHAL'in sıradanlaşması
Verilere geleceğiz ama nihayetinde ulaşacağımız yer düşündürücü. TİHV bu süreci “sistematik hak ihlali yapan bir devlet pratiğinden hak temelli bir rejim fikrinin topyekûn terk edilmesine doğru bir gidişat” olarak tanımlıyor. Türkiye’nin de parçası olduğu evrensel hukuk, failler nezdinde caydırıcı olamıyor. Bunun kadar önemli bir sonuç da bu hak ihlallerini toplumun geniş kesiminin tanıklığında gerçekleşmesi ve normalleşmesi. Hatta işkence mekânları dört duvar sınırlarını aşarak en temel demokratik hak ve ifade özgürlüğü taleplerini dile getiren barışçıl gösterilere sıçramış.
18 Haziran 2024
“Tüm bunlar örnek olmalı diye düşündüm”
Ezgi Apartmanı, Rende Sitesi, İsias Oteli, Ebrar Sitesi... Geçen bir buçuk yılda yıkılmasında kusur bulunan binalar üzerinden hukuk mücadelesi veren binlerce kişi var. Süheyl Sümbültepe de onlardan biri. Hatay, İskenderun'daki MCG Tower'da hayatını kaybeden on dört kişinin arasında annesi Cahide ve babası Rafi Sümbültepe, kuzeni Serhan Bozhüyük ve eşi Başak Bozhüyük ile altı aylık bebekleri Mahir vardı. Bu hikâyeyi benzerlerinden ayıran şey, sadece üç yıl önce yapılmasına ve İskenderun'un depremin en şiddetli hissedildiği yerlerden biri olmamasına rağmen on dört katlı bu gıcır gıcır görünümlü yapının tuzla buz olması.
6 Haziran 2024
“Bu kadar güçlü olduğumun ben bile farkında değildim”
44 yaşındaki Nejla Işık gaz, su, cop dinlemeden nöbet tutan o kadınlardan biriydi. Doğduğu, gözü gibi baktığı bu coğrafyanın “cehennem çukuruna” döndürülüşüne şahit oldu, toprak altında kalmasın diye zeytin ağaçlarını elleriyle kesti ağlayarak. 80'lerine gelmiş ailesinin bir üst kuşağıyla ve 20'lerindeki kendi iki çocuğuyla birlikte direnişin hep ön saflarında yer aldı. 31 Mart yerel seçimlerinde İkizköy'ün muhtarı seçilmesiyle ise Işık'ın hayatında yeni bir evre başladı. Akbelen Direnişi açısından anlamı dışında bu yeni dönem, çevre hareketi etrafında dönüşen bir kadının da hikâyesini barındırıyor.
24 Mayıs 2024
1
2
Abone Ol!
Agos'a abone olarak destek olabilirsiniz. Abone ol, hediye et, askıya abonelik bırak.
Eng
Հայ
Ara
Agos Gündem
Türkiye
Ermenistan
Dünya
Yüzler/Hikâyeler
İnsan+Hakları
Bir Zamanlar
Kültür Sanat
Yaşam
Ermeni Toplumu
Yazarlar
Çizerler
Hrant Dink
E-gazete/Arşiv
Bayiler
Kitap/Kirk
İletişim
Üye Ol
Üye Girişi