1 Eylül Türkiye Barış Günü!
Barış dünyanın her yerinde epeydir ayağa düşmüş bir insanlık hâli. Ama bütün gevezeliğe rağmen memleketin barışa olan lâkaytlığı özellikle dikkate değer. Dünya Barış Günü bile dünya ile aynı gün değil! Salı günü yine bir dolu etkinlik yapıldı, coşku alanlardan taştı. Hiçbir ciddî kurum da çıkıp düzeltme gayretini göstermedi. Her şeye rağmen keşke her gün barış günü olsa, ama nerede o günler?
Böyle bir gün daha var o “değersiz yalnızlık” hikâyesinde: 14 Mart! Dünyada Matematik Günü, memlekette Tıp Bayramı. Kim bilir daha kaç tane kendimize has ama dünyaya yaban günler vardır…
Barış Günü neden diğer memleketler gibi 21 Eylül’de değil de 1 Eylül’de kutlanıyor? Kaynaklarda, üstelik sadece Türkçe olarak bulabileceğiniz açıklamalara bakılırsa Sovyetler, Nazi Almanyasının Polonya’yı işgâlini dünya âleme ibret olsun diye anmaya karar vermişmiş, her nedense memleketin “sol” siyaset erbabı da bunu böyle kabullenmişmiş. Neresinden tutsan elinde kalacak bir açıklama.
Daha Soğuk Savaş bitmeden, üstelik de Afganistan’ın işgâlinden hemen sonra Doğu-Batı gerginliğinin dorukta olduğu 1981’de, Sovyetlerin daimî üye olduğu BM Güvenlik Konseyi’nde oybirliğiyle alınan karar uyarınca 21 Eylül Dünya Barış Günü olarak idrak ediliyor, kırk beş senedir!
21 Eylül ayrıca her yıl farklı bir tema etrafında kutlanıyor, bu yılınki “Barışa Yatırım Yap – Herkes İçin, Her Yerde, Her Gün”. Bakalım önümüzdeki 21 Eylül’de bu çerçevede bir faaliyet olacak mı? Bugüne kadar hiç olmadı, herhalde yine olmaz.
***
Yaygın barış gevezeliğine rağmen dünyanın iliklerine işlemiş olan barış dili değil savaş dili. “Savaş, bir daha asla” şiarıyla bildiğimiz mahallelilerimiz Avrupalıları alalım. 20 yy. başında on milyonlarla ifade edilen zayiat yetmedi, yirmi yıllık bir “teneffüs” arasından sonra yine on milyonların ölümüne sebep olan, üstelik yine Avrupa çıkışlı ikinci bir topyekûn savaş daha yaşandı. Bu dehşet verici sicile rağmen bugün kıtada kimse savaşmamayı garanti edecek durumda değil. Zira unutmakla mâlul insan ve savaş yüzü görmemiş yeni kuşaklar için barış heyecanlı bilgisayar oyunlarından gayri bir şey ifade etmiyor.
Memleket ise Avrupa’da olduğu gibi toprağında ve yakında büyük savaş felâketi yaşamadı, ikinci savaşa girmedi, kendini korudu. Savaşı pek hatırlamaz.
Gerçekten de bu toprakların savaş hafızası daha eskilere gidiyor. Müdahil olunan savaşların cereyan ettiği toprakların büyük bölümü artık başka memleketlerde. Bu topraklarda yaşanan savaşların zayiatı ise Avrupa’daki kadar değil. Ve elbet çekilen, çektirilen acıların hesabı ne verildi ne soruldu. Zira savaş hafızasının ‘Gayrimüslimler’ ve ‘Dersim Alevîleri’ dosyaları harddisc’ten çoktan silindi.
Ciddî askerî ve sivil kayıp verilen Balkan Harbi ve Cihan Harbinin hafızası asırlıktır. Bu savaşların çoğu artık Türkiye toprağında olmayan cephelerde cereyan etmiş. Oralardan buralara hicret etmek zorunda kalanlar ayak uydurma pahasına kötü hatıraları silmişler. Anadolu’yu birebir ilgilendiren silahlı çatışma Çanakkale, Doğu Cephesi’ndeki gelgitler ve Kurtuluş Savaşı.
Devletin yeni destanı, Ermeni Soykırımı’nın yüzüncü yılına karşı piyasaya sürülen Çanakkale’de Osmanlının kayıp sayısı iddia edildiği gibi 250.000 değil 58.000 muharebe, 20.000 de hastalık zayiatıdır. Kurtuluş Savaşı rakamı ise 10.000 ölü civarıdır. Tarihçiler Enver Paşa’nın marifetiyle gerçekleşen ve 60.000 zayiata sebep olan Sarıkamış faciası dışında Doğu Cephesi’nin asker ve sivil kayıplarıyla ilgili ciddî veri olmadığını belirtirler. Ama her hal ve kârda, kılıçtan geçirilen Ermenilerin bilahare intikamına maruz kalmış Vilayet-i Sitte’deki (altı vilâyet: Bitlis, Diyarbekir, Erzurum, Harput, Sivas ve Van) sivil kayıplar neredeyse o vilâyetlerin nüfusuna eşit olan abartılı 500.000 rakamından çok uzaktır.
Sonuçta geriye, toplumsal hafızadan silinen korkunç etnik temizliklerin hayaleti kalıyor. Hayalet savaş bilincine yetmez. Aksine Gayrimüslimlerin, Alevîlerin ve daha yakında Kürtlerin maruz kaldığı tarifsiz adaletsizlikler, yerde kalmış kanlar, mezarsızlar ve azap içinde Anadolu’nun üzerinde dolaşan ruhlarla hesaplaşmadıkça savaş sanal bir oyundan başka bir şey ifade etmeyecek, şiddet ve savaşın esiri olmaya devam edilecek.


