2026’dan ne bekleyelim?
Usûldendir, yılın son yazılarında geride kalan yıla bakılır, ama daha çok önümüzdeki yıl bizi nelerin beklediği üzerine tahminler, öngörüler yürütülür.
Türkiye açısından en önemli gündem maddesinin “İmralı Süreci” ve buna bağlı gelişmeler olacağı ortada. Süreç nasıl ilerleyecek, ne tür yasalar çıkacak, ya da sürecin sahibi konumundaki Erdoğan, Bahçeli ve Öcalan bulunacak yasal formüller üzerinde mutabık kalacak mı, ülkedeki muhalefet sürece nasıl yaklaşacak, en önemlisi AKP ve MHP aynı frekansta buluşacak mı? Bunlar en önemli sorular ve sürecin her açıdan zorlu geçeceği de muhakkak. Bilhassa sürecin bir tür ön şartı gibi görülen Suriye hükümeti ile SDG arasındaki “denklem” göz önüne alındığında.
2026’da İBB Başkanı ve CHP’nin Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu’nun yargılanmasına da (tutuklanmasından neredeyse bir yıl sonra) başlanacak. AKP ve MHP çevreleri dışında Türkiye kamuoyunun büyük bölümü İmamoğlu’nun siyasi saiklerle tutuklandığı konusunda hemfikir. CHP duruşmaların TRT’de yayınlanmasını talep etti, hatta Bahçeli bile bu isteğe destek verdi ancak AKP (ya da Erdoğan) Bahçeli’nin talebini dikkate almadı. Bu da geçen yıla dair not edilmesi gereken gelişmelerden biri.
Elbette Demirtaş, Kavala, Gezi tutuklularının durumu var. Hepsi de sadece iktidar öyle istediği için hapisteler. AİHM kararları ısrarla görmezden geliniyor. Demokratikleşme havası yaratacak en küçük bir adımı bile atmaktan kaçınıyor Erdoğan ve AKP. Bu da doğal olarak “süreç, demokratikleşme olmadan nasıl ilerleyecek?” sorusunu önümüze koyuyor.
Ancak asıl gündem maddesinin ekonomik kriz olacağı da aşikâr. Asgari ücret 28.075 TL olarak belirlendi. Emeklileri ise Ocak ayında muhtemelen topu topu yüzde 12’lik bir zam bekliyor. TÜİK enflasyon oranlarında düşüş yaşandığını bildiredursun, yaşadığımız hayat bize tam tersini söylüyor. Dolayısıyla dar gelirlileri daha zor bir yıl bekliyor. Zaten işçi sendikaları grevlere, yürüyüşlere başladılar bile. İlginç olan Hükümetin hiç böyle bir sorun yokmuş gibi davranması. Eskiden hükümetler hiç olmazsa bir kriz yaşandığını kabul ederdi.
Türkiye-Ermenistan ilişkilerinde hareketli bir yıl yaşayabiliriz. Türkiye her ne kadar Ermenistan ile yürüttüğü normalleşme sürecini Ermenistan-Azerbaycan arasındaki ilişkilere bağlasa da Cumhurbaşkanı Erdoğan 2026’da “Sembolik” adımlar atılacağını söyledi. Ermenistan Başbakanı Paşinyan ise “İkili diyalog çerçevesinde artık sembolik ve hatta sembolik olmayan, daha kapsamlı ve somut adımların atılması gereken bir aşamaya gelinmiştir” dedi.
Bu arada 2026 Ermenistan için seçim yılı. Tüm bu sembolik ve sembolik olmayan adımların ve Hükümet ile Eçmiadzin arasındaki süregiden gerilimin Ermenistan iç siyasetine nasıl yansıyacağını sadece biz değil Türkiye, Azerbaycan ve elbette başta ABD olmak üzere Batı dünyası da yakından izleyecek. Çünkü hayata geçirilmeyi bekleyen ve üzerinde mutabık kalınan bir Trump Rotası projesi de var ortada.
Geleneği bozmayalım. 2026’nın tüm insanlığa, bilhassa da ülkemize ve bölgemize barış, huzur ve elbette refah getirmesini temenni edelim. Herkese iyi seneler.

