‘PKK-Hizbullah çatışması tüm Türkiye’ye yayılabilir’

PKK-Hizbullah arasındaki gerilimi ‘Türkiye’de Siyasal İslam’ kitabının yazarı, 25 yıldır Türkiye’de yaşayan ve Ortadoğu’yu yakından takip eden Britanyalı saygın gazeteci Gareth Jenkins’le konuştuk.

Fotoğraf: BERGE ARABIAN

FATİH GÖKHAN DİLER
fgdiler@agos.com.tr

Eski adıyla Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) güncel adıyla İslam Devleti’nin (İD) Eylül ayı sonunda Rojava’nın Kobanê kantonunu kuşatmasıyla beraber, PKK ve İD’e yakın kişiler arasındaki gerilimin Türkiye’ye de yansıdığını gördük. Bölgede savaş ilerleyip Kobanê kentinin düşme ihtimali ortaya çıkınca HDP ve KCK sokak çağrısı yaptı ve bunun üzerine Türkiye’nin birçok ilinde olaylar meydana geldi. PKK-İD arasındaki gerilimin, bu sokak olaylarının bir bölümüne, PKK-Hizbullah eksenli bir çatışma olarak yansıdı. 90’ların başında yaşanan PKK-Hizbullah çatışması yeniden gündeme geldi ve olaylarda hayatını kaybeden 40’tan fazla kişiden bazıları bu çatışmaya kurban gitti. PKK-Hizbullah arasındaki gerilimi ‘Türkiye’de Siyasal İslam’ kitabının yazarı, 25 yıldır Türkiye’de yaşayan ve Ortadoğu’yu yakından takip eden Britanyalı saygın gazeteci Gareth Jenkins’le konuştuk. 

  • 2008’de ‘Türkiye’de Siyasal İslam’ kitabını yayımladığınızda, PKK-Hizbullah çatışmasına da değinerek, Türkiye Cumhuriyeti’nin esas Hizbullah’ı tehdit olarak algılaması gerektiğini söylemiştiniz. O dönem ne görünürde bir PKK-Hizbullah çatışması vardı, ne de ‘çözüm süreci’. Bugünse başlayıp belki de biten bir çözüm süreci, Hizbullah’ın siyasi organı Hüda-Par ve PKK-Hizbullah çatışması var. Nasıl değerlendiriyorsunuz?      

Hizbullah’ın siyasi parti kurmuş olması bana göre çok iyi bir gelişme, çünkü bu şu demek: “Artık şiddete başvurmayacağım, siyaset yapacağım.” PKK’ysa çok laik bir örgüt ve üst yönetim kademelerinde bu durum hâlâ oldukça geçerli… Hizbullah’a baktığımız zaman hem dindar, hem de siyasi ve kültürel olarak bir Kürt kimliği taşıyor. Hizbullah yetkilileriyle görüştüğüm zaman bu görüşüme biraz karşı çıkıyorlar, “Biz milliyetçi değiliz” diyorlar. Bölgeye baktığımız zaman Kürtlerin oldukça dindar bir halk olduğunu görürsünüz. O dönem de bu çıkarımı, yani Hizbullah’ın Türkiye için daha tehlikeli olabileceği çıkarımını yaptığımda, sebebi buydu. Hizbullah, dindarlıkla Kürt kimliği gibi iki unsuru bir araya getiriyor.

  • Hüda-Par/Hizbullah’ın bölgede nasıl bir karşılığı var?

Hüda-Par yetkilileriyle yerel seçimden önce konuştuğumda, bana siyasi arenada hemen bir karşılık beklemediklerini, siyaset yapmaya yeni başladıklarını ve yüzde 1 oyun bile kendileri için başarı sayılacağını söylemişlerdi. 2011 yılında Peygamber Sevdalıları Platformu’nun Diyarbakır’da düzenlediği “Kutlu Doğum” etkinliğine katılmıştım. Esas etkinlik İstasyon Meydanı’ndaydı. Polise göre meydanda 200 bin, Hüda-Par’a göreyse 1 milyon kişi vardı. Bu rakam biraz abartı olsa da bana kalırsa en azından 300-400 bin kişi vardı. O meydanda olanların hepsi Hizbullah sempatizanı değildi tabii ki, ama bu insanlar bakıyorlar ve bu örgütün dindar olduğunu ve onlara hitap ettiğini görüyorlar. Bu bağlamda Hüda-Par’a destek büyüyebilir. Benim düşünceme göre, PKK gibi köken olarak Marksist bir örgüt; böyle dindar bir toplumdan, bu denli büyük bir destek alabiliyorsa bu devletin berbat politikaları yüzünden. Çünkü Kürt toplumuyla PKK’yı yan yana getirdiğimde bağdaştıramıyorum.

  • Hizbullah neden parti kurdu?

Hizbullah tabanından partileşme yönünde çok baskı geliyordu. Hizbullah’a yakın gençler de her anlamda daha ‘aktif’ olmak istiyordu. Partileşme olmasaydı bu aktif olmak isteyen gençlerden daha büyük baskı gelecekti ve belki de bu kitle sertleşecekti. Ne BDP (HDP), ne PKK ne de AK Parti bizi temsil ediyor diyen bir kitle var. AK Parti’yi biraz fazla ılımlı görüyorlar. HDP de PKK’yla ilişkili ve “Bizim partimiz değil” diyorlar.

  • Geçen haftaya kadar PKK-Hizbullah arasındaki ilişki nasıldı?

20 sene önce Hizbullah’la PKK arasında bir savaş vardı. Geçen haftaya kadar görünürde pek bir şey yoktu fakat arada her zaman bir gerilim devam ediyordu. Yine seçim dönemi Hüda-Par yetkilileriyle konuştuğum zaman, kendilerine yönelik yüzden fazla saldırı olduğunu söylemişlerdi. Bunlar fiziksel saldırı. Bana böyle dediler. Ofisler taşlanıyor, tehdit ve buna benzer şeyler. O dönem kimse ölmedi tabii ve bir çatışmaya dönüşmedi. Ama dediğim gibi gerilim her zaman vardı. Bu son haftalarda da patladı. Benim dünya görüşüm Hizbullah’tan çok farklı, bir kere bunu belirteyim. Ama söylemeliyim ki geçen hafta saldıran Hizbullah değildi. Belki bir sonraki aşamada Hizbullah saldıracak. Zaten misliyle karşılık verileceği yönünde açıklama geldi. Geçen hafta HDP ve PKK’ya yakın kişiler sokağa çıktı, çok kızgınlardı ve Hüda-Par’ın ofisine saldırdılar. Onlara göre Hizbullah IŞİD’i destekliyor ve Hizbullah üyesi gençler Suriye’ye gidip IŞİD için savaşıyor. Hizbullah’ı İslam Devleti’nin Türkiye’deki temsilcisi olarak görüyorlar.

  • Hizbullah’la IŞ(İD) arasındaki ilişki nedir?

Somut bir ilişki yok, ama Hizbullah’a yakın gençler İD’e de sıcak bakacaktır. İD’e bakışları benimkinden çok farklı. Ben İD’e baktığımda tüm o kafa kesme görüntüleri aklıma geliyor, ancak onlar için esas ortada bir ‘İslam devleti’ olması.

  • 1990’larda devlet Hizbullah’ı dolaylı yollardan veya doğrudan destekledi, bugünkü durum ne?

Söylenildiği üzere devletin Hizbullah’ı kullandığına değil, Hizbullah’ın devleti kullandığına inanıyorum. AK Parti’nin İD’in sahip olduğu ideolojiye karşı bir sempati beslediğini hiç zannetmiyorum. Ama bugün PKK’ya karşı Hizbullah-AK Parti şeklinde bir cephe açılmış durumda. Hani derler ya, “Düşmanımın düşmanı dostumdur.” Türkiye’de o kadar web sitesi yasaklandı. Ama İD’i destekleyen internet sitelerine hiçbir şey yapılmadı. ‘Takvahaber’ gibi bir site örneğin… Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, PKK’yla İD’i aynı kefeye koyuyor ama bir yandan PKK’ya yakın haber siteleri yasaklanırken İD’e yakın siteler hâlâ ayakta. Bu küçük bir örnek sadece… Tekrar edeyim, AK Parti’nin İD’İ sevdiğini düşünmüyorum ama bir tehdit olarak görmüyorlar. Çünkü İD ne yapıyorsa Suriye’de veya Irak’ta yapıyor. AK Parti’ye göre bu böyle, İD radikal bir örgüt ama bize dokunmuyorlar diye bakılıyor.

  • Bölgede Hüda-Par’a destek söylediğiniz gibi artıyor mu?

Bir hafta içinde çok değişti. Çünkü şimdi saldıran taraf PKK olarak görünüyor. Bir bakıma da haklılar. Hizbullah bu defa saldıran değil saldırıya uğrayan taraf oluyor. Gazetelerde fotoğraflar, hikâyeler, röportajlar, hepsi yayımlanıyor. Böyle bir vaziyette tabii ki onlara olan destek artacaktır. Bana göre PKK bu açıdan çok büyük bir hata yaptı. Hizbullah bu son haftada çok güçlendi. Bundan sonra da Hüda-Par’a yönelik desteğin artacağını söyleyebiliriz.

  • Hüda-Par’dan saldırılara misliyle karşılık verileceği açıklaması geldi. Bir siyasi parti neden şiddet istiyor?

Lider kadrosunun böyle bir şey isteyeceğinden emin değilim. Hüda-Par’ın lider kadrosuyla gençleri arasında bir ayrışma var. Radikal eğilimli gençler aktif olmak istiyorken, lider kadrolar onları tutuyor. Gençlere sürekli sakin olmaları yönünde telkinlerde bulunuyorlardı. Gençler çok sabırsız ve Hizbullah aktif olmayınca El Kaide’yle ya da başka radikal örgütlerle bağlantıya geçmeye çalışıyorlar. Ancak lider kadro kesinlikle siyaset yapmak, o yolda ilerlemek istiyor. Yani Hamas’ı örnek alıyor. Diğer yandan da gençler artık daha çok baskı yapacak. Gençler siyaset yapmayı, ‘durup beklemek’ olarak görüyorlar ve bunu istemiyor. Açıklamanın bence iki hedefi vardı. Biri PKK, diğeri kendi gençliği… Kendi gençlerine, “Tamam, sakin olun, kendi başınıza bir şey yapmayın, biz yapacağız” demek istiyorlar. Saldırılması gerekirse, merak etmeyin biz yapacağız demek istiyorlar. Lider kadronun böyle bir düşüncesi olduğunu düşünmüyorum, parti kurma süreci çok tartışmalı geçti, bu yönde karar alındı ve yeni yeni siyaset yapmayı öğreniyorlar. Bugünkü çok zor bir durum… Partileşme sürecinin başında böyle bir çatışma ortamına girmek istemezlerdi. Ama kendi tabanındaki gençleri kontrol etmek için bu açıklama yapıldı.

  • Hüda-Par, yapılan saldırılara misliyle karşılığı neyle verecek?

Silahlar tabii ki vardı, ama bir yerlerde saklandı. Şimdi tekrar silahlanmak durumda kalacaklar. Kendini savunmak için. Şimdi misliyle karşılık vereceğiz denildiğine göre tekrar bir silahlanma olacak. Türkiye’de silahlanmak da maalesef çok kolay… Kim isterse silah alabiliyor. Hizbullah’ın da bu yönde kendi kanalları var.

  • Hizbullah, Kürdistan düşüncesine nasıl bakıyor?

Hizbullah’a baktığımız zaman hemen hemen hepsi Kürt ama yine de bir ulus devlet peşinde değiller, onlar için önemli olan İslam ümmeti. Dine dayalı bir bakış açıları var. Son on senede fakirlere yardım, Kurân kursları gibi faaliyetlerle tabanını daha çok genişletmeye çalıştı.

  • Siyaset yapmaya çalışıyorlar ama nihayetinde istedikleri nedir? Cihat değil mi?

Eğer gerekiyorsa, Cihat. Eskiden Kürt partileri kapatılıyordu ve bu çok büyük bir hataydı. Gençler siyaset yolunun kapalı olduğunu görerek dağlara çıkıyordu. Aynı şey Hizbullah için de geçerli. Bu yolun açık tutulması lazım, eğer bu olursa o zaman cihat düşüncesi değişebilir veya silahsız, fikri bir cihat fikrine dönüşebilir. Son yaşananlardan sonra bakalım siyaset mümkün olacak mı? Yakında “Devlet nerede?” diye sorulmaya başlanacak. “Devlet bizi neden korumadı?” diyecekler. “Eğer devlet bizi korumazsa, biz de siyaseti bırakır silaha sarılırız” diyecekler.

  • 1979’daki İran İslam Devrimi, dünya genelindeki İslamcılar için bir ‘ilham kaynağı’ olmuştu. İslamcıların seküler bir rejimi yıkabileceği düşüncesi onlar için coşkunluk vericiydi. Bugün IŞ(İD)in yaptığı da aynı şekilde algılanıyor mu?

İD de kesinlikle Türkiye ve başka yerlerdeki İslamcılar için bir ilham kaynağı oldu. Umuyorum ki Hüda-Par siyasi hayatına devam eder ve bu yoldan çıkılmaz. Ama sallantıda olduğu kesin. Eskiden PKK ve Hizbullah büyük ölçüde Güneydoğu’daydı. Şimdi PKK’yı destekleyenler de, Hizbullah sempatizanları da Türkiye’nin dört bir yanında. Çatışma olursa her yerde olacak. Hizbullah’ın liderlik kadrosu Almanya’da ama henüz çatışmanın Avrupa boyutu olmadı. PKK’yı destekleyenler, barış sürecinin geldiği nokta ve Ortadoğu’da oluşan vaziyet yüzünden çok kızgın ve her an her şey olabilir.

Kategoriler

Güncel Gündem