Avrupa bu hafta Ermenistan’a taşındı desek yeridir. Avrupa Siyasi Topluluğu’nun 8. Zirvesi, Ermenistan’ın başkenti Yerevan’da yapıldı. Bu zirveler genel olarak Avrupa Birliği üyesi olmayan ülkelerde yapılıyor. Siyasi bir yaptırım ya da karar alma özelliği yok bu topluluğun. Maksat, Avrupa çeperindeki ülkeleri “Avrupa ekseninde” tutmak ve simgesel de olsa önemli mesajlar vermek.
Bu zirve vesilesiyle İngiltere, Fransa, İtalya gibi ülkelerin devlet ve hükümet başkanları Ermenistan’daydı. NATO Genel Sekreteri de öyle. Avrupa dışından Kanada davetliydi. En dikkat çekici gelişmelerden biri ise Rusya ile yıllardır savaş halinde olan Ukrayna’nın lideri Zelenskyy’nin Yerevan’da boy göstermesi oldu.
Bu şu açıdan önemli: Ermenistan daha üç yıl öncesine kadar Rusya ile hayli yakın ilişkiler içindeydi. Hâlâ da bu ilişki tamamen kopmuş değil. Ermenistan, Rusya’nın liderliğini yaptığı Avrasya Ekonomik Birliği'nin bir üyesi ve Moskova'nın Ermenistan topraklarında yatırımları, askeri üssü bulunuyor.
Ancak bilindiği gibi 2020 ve 2023’teki Azerbaycan saldırılarından sonra Ermenistan, Rusya ile ilişkileri “soğutma” kararı aldı. Paşinyan hükümetine göre Rusya, ittifak içinde olduğu Ermenistan’a gerekli yardımları yapmamıştı. Paşinyan bu süreçte AB ile daha da yakınlaşmanın yollarını aradı.
Rusya, Ermenistan’ın bu çizgisini derin bir kuşkuyla ve tabiri caizse “Yine bize işiniz düşer” havasıyla karşıladı. Paşinyan da zaten Putin ile ilişkileri tamamen koparmamaya gayret etti, sık sık Moskova’yı ziyaret etti. Rusya da “Ermenistan’da önemli yatırımlarımız var, ayrıca pek çok Ermeni Rusya’da ticari faaliyet yürütüyor” türünden hatırlatmalarda bulundu.
Ancak Putin’in çok da üst perdeden konuşacak hali yoktu zira Ukrayna işgali nedeniyle başı yıllardır belada. Rusya Ukrayna’da istediği sonucu alamadı ve yakın vadede alacak gibi görünmüyor. Dolayısıyla “arka bahçesi” olarak gördüğü Güney Kafkasya’da gerek Ermenistan gerekse Azerbaycan üzerinde eski etkisi yok. Zaten Azerbaycan doğalgaz ve petrol rezervleriyle ulaştığı ekonomik güç açısından artık Rusya’ya çok da ihtiyaç duymuyor.
Bu tablo içinde Ukrayna lideri Zelenskyy’nin Ermenistan’a gelmesi muhtemelen Moskova’yı daha da kızdırdı ama sert bir çıkış için uygun bir zamanlama yoktu çünkü Avrupa neredeyse tamamen Yerevan’daydı.
Ermenistan’ın AB ile yakınlaşması şüphesiz olumlu bir gelişme. Öncelikle Yerevan, 2020 ve 2023 mağlubiyetlerinden ve Azerbaycan’ın hiç durmayan taleplerinden ve tehditlerinden kurtulmak için “güvenli bir liman” arayışında.
İlkini ABD Başkanı Trump sayesinde sağladı. Ermenistan topraklarından geçecek koridor için ABD’nin “patronluğu”, Bakü’nün de onayıyla imzalandı. Dolayısıyla Ermenistan, Ankara ve Bakü’nün “Zengezur Koridoru” ismini verdiği Syunik bölgesi üzerindeki Azerbaycan tehdidini bertaraf etmiş oldu.
Şimdi Ermenistan açısından artık AB ile siyaset ve “iş” yapma zamanı. Zaten Avrupa Siyasi Topluluğu Zirvesi ile eş zamanlı yapılan ilk AB –Ermenistan zirvesi de bu açıdan çok önemli.
Zirve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, AB Konseyi Başkanı Antonio Costa ve Başbakan Nikol Paşinyan’ı biraraya getirdi. Ursula von der Leyen’in bu zirvedeki sözleri not edilmeli.
von der Leyen, Avrupa'dan Orta Asya'ya ve Hazar Denizi'ne giden en kısa yolun Ermenistan'dan geçtiğini vurguladı ve “Ermenistan yeni ticaret yolları için bölgesel bir merkez haline gelebilir" diye konuştu.
Yeni çağda ticaret ve ulaşım pek çok siyasi sorunu çözüyor. Nasıl ki petrol fiyatları fırlayınca Trump İran savaşını bitirdiyse, Ermenistan’ın merkezinde olduğu ulaşım ağları da Güney Kafkasya’da -şimdilik- bir sükunet yarattı, Ermenistan-AB ilişkilerine hız kazandırdı.
Umalım ki bu yakınlık sadece “ekonomik” güdülerle sınırlı kalmasın ve Ermenistan’ın AB üyeliği “siyasi” açıdan da hız kazansın, Yerevan’da demokratikleşme adına atılan adımlar karşılık bulsun.
Hrant Dink ta yıllar önce “Ermenistan belki de Türkiye’den önce AB üyesi olabilir” demişti. Bu öngörünün gerçekleşmesi en azından şu aşamada mümkün görünüyor.


