Seçim bitti sular biraz duruldu. Şimdi ilk bilanço vakti. Ermenistan demokrasisinin nereye evrilebileceğini, Erivan’ın Bakü’nün “tâlimatını” yerine getirip getiremeyeceğini, memleketin AB, ABD, Rusya ve Diaspora denklemlerini kısa kısa değerlendirelim.
Paşinyan hükümet kurdu ancak anayasa değiştirecek, mecliste referandum kararı aldırabilecek çoğunluğu yok, üstelik karşısında gayet sert bir muhalefet var. Bu durumun hem içerde hem dışarda sonuçları olacak.
İçerde, Rusya ve dış borç kökenli malî kaynağın büyük altyapı projelerine yönlendirilerek geniş çapta istihdam yaratılması bekleniyor. 2022 başından itibaren zaten ayyuka çıkmış inşaat ve bireysel tüketime koşut olarak emareleri epeydir görülen otoriterliğin artması Ermenistan’ın istikbali gibi duruyor.
Dış ilişkilere gelirsek, 15 Mayıs’ta Azerbaycan’ın Ankara sefiri mâlumu ilâm ettiydi: “Ermenistan-Türkiye normalleşmesiyle Ermenistan-Azerbaycan normalleşmesi süreçlerini paralel yürütüyoruz. Ermenistan Anayasasında Azerbaycan’a yönelik toprak iddiası var. 7 Haziran’da seçimden sonra anayasayı değiştirecekler, bir referandum yapacaklar. Toprak iddiası ortadan kalktıktan sonra, ABD’de paraf edilen Azerbaycan-Ermenistan barış anlaşması imzalanacak. Ondan sonra Ermenistan-Türkiye ve Ermenistan-Azerbaycan sınırları açılacak”.
Meclis çoğunluğu yeterli olmayan Paşinyan hükümetinin bu “tâlimatı” yerine getirmesi mümkün değil. Ya Bakü “nasılsa Ermeniler Karabağ’ı geri alamaz” diyerek talebinden vazgeçecek, ya da ısrar edecek ve bu durumda Erivan ile kalıcı barışı onaylamayacak, Ankara’nın normalleşmesini de engelleyecek, ki bu, Bakü’nün müflis Türkiye üzerindeki etkisini düşününce gayet muhtemel. Paşinyan Bakü’yü ikna etse bile bunun karşılığında Azeri işgâli altındaki 240 km2’lik Ermeni toprağından vazgeçmesi gerekebilir. Karabağ travmasının derinleşmesi de bunun tuzu biberi olacaktır.
AB, ABD, Rusya ve Diaspora denklemlerine gelince Paşinyan, Soykırım, Ararat Dağı ve Dağlık Karabağ meselelerinde verdiği tek taraflı tavizler ve aldığı handiyse inkârcı tutumlar nedeniyle Diasporayı epeydir gücendiriyor. Gözlemciler bu politikanın sürmesi hâlinde zaten epeyce azalmış olan desteğin iyice kuruyabileceğine işaret ediyor.
Batı ile olan ilişkilerde, ABD’nin her yerde olduğu gibi parça başı -ad hoc- ve tamamen ticarî yordamlarının ağırlığı tartışılır. Nahçıvan ile Azerbaycan arasında Ermeni toprağından geçecek olan Zangezur Yolu, Trump sponsorluğunda hayata geçecek ve iki hattâ üç ülke arasındaki normalleşmeye önayak olacak. Güya! Bu girişimin siyasî, askerî ve teknik anlamda istikbâli konusunda derin şüpheler mevcut. ABD’nin ise Ermenistan’a bundan fazlasını vermeye hazır olduğunu söylemek de mümkün değil.
Gelelim en büyük yanılsamaya, ülkenin AB ilişkisine. Avrupa’nın, tamamen Rusya karşıtlığı nedenli “Ermenistan’ın AB ufku” masalı Mayıs başında Erivan’da cereyan eden Avrupa Siyasî Topluluğu denen, bağlayıcılığı olmayan sohbet muhabbet forumunda tavan yaptı. Kısaca söyleyecek olursak, ülkenin şimdi veya ilerde AB’ye üye olması mümkün değil. Aksine Avrupalılar bu meseleyi kaşıdıkça Rusya’nın daha fazla gerilmesi ve Ermenistan’a haddini bildirmeye yeltenmesinin altyapısı oluşuyor. Zira pek çok hayatî konuda Rusya’ya göbekten bağlı olan Ermenistan’ın bu bağı AB ile ikame etmesi öngörülebilir gelecekte mümkün değil. Dolayısıyla AB Ermenistan’a, yerine getiremeyeceği taahhütler vererek iyilik değil kötülük yapıyor.
Ve Rusya’nın ağırlığına bakalım. Rusya Gazprom’un Ermenistan’daki şirketi vasıtasıyla ülkenin enerji ihtiyacının üçte ikisini doğrudan veya dolaylı karşılıyor. Ermenistan’ın yıllık yaklaşık 2,7 milyar metreküp olan toplam gaz ithalatının %82,5'i doğrudan Gazprom çıkışlı. Ve en canalıcısı Rusya bu gazı piyasa fiyatının çok altında bir fiyata veriyor. Avrupa’da 600 dolar, Türkiye’de 300 dolar olan 1000 m3 gazı Ermenistan 177,5 dolara alıyor! Keza ülkenin batısında Türkiye sınırına yakın Medzamor nükleer santralinin yakıtı Rusya’dan, petrol ürünlerinde de Rusya ana tedarikçi. Bu en kritik bağımlılık ve şakaya gelir tarafı yok.
Pek dillendirilmeyen diğer bağımlılık Batı’nın Rusya yaptırımlarının Ermenistan üzerinden delinmesi (ve Batı’nın buna bile bile göz yumması) yoluyla ülkeye giren muazzam miktarda kaynak. İnşaat ve tüketim patlamasının ana kaynağı bu.
Hâsılı kelâm AB’nin tatlı sözleri Rusya gerçeğini bertaraf edemeyeceği gibi ülkenin görece istikrarını da tehlikeye atma riski taşıyor.


