Geçen on yıl içerisinde AGOS’un önüne hedef olarak koyduğu birçok noktada başarılı olduğumuzu gururla dile getirebiliriz. Özellikle iç sorunlarımızın Türkiye kamuoyunun sorunu haline dönüştürülmesinde, bu sorunların ulusal basına taşınmasında, siyasi ve akademik dünyanın yanı sıra tüm toplumun dikkatine sunulmasında önemli başarılar elde ettik.
Şu hususu gönül rahatlığıyla dile getirebiliriz:
“Bugün artık Türkiye Ermeni Toplumu’nun herhangi bir sorunu yok ki, Türkiye kamuoyunun bilgisine taşınmamış olsun.”
***
Diğer bir başarımız ise, yine Türkiye kamuoyu nezdinde 90’lı yılların başında neredeyse bir küfre dönüştürülmüş olan “Ermeni” kelimesini kendi gerçek anlamına ve itibarına ulaştırmamızdı.
Bugün artık, Türkiye Ermeni Toplumu’nun bireyleri kendi kimliklerini çekinmeksizin ifade etmede ve bunun gururunu yaşamada, sanırım AGOS’a çok şey borçlular.
AGOS’un, Ermeni Toplumu’nun içinden Türkiye toplumuna açtığı pencere, sadece içeriyi dışa taşımada değil, dışarıyı da içe taşımada büyük rol oynadı.
Yurttaşlığımızın içine Ermeniliğimizi, Ermeniliğimizin içine de yurttaşlığımızı oturttuk.
Sadece kendi sorunlarımızla iştigal etmedik. Sadece kendi sorunlarımızı Türkiye kamuoyunun dikkatine sunmadık, Türkiye’nin sorunlarını da Türkiye Ermenileri’nin sorunu haline dönüştürdük.
Sonunda hep birlikte şunu çok net algıladık ki, sadece kendi sorunlarımızın çözümüyle cennet yaratamayız. Beraber yaşadığımız insanların özel sorunları, bizlerin sorunları haline dönüşmedikçe, bizlerin de sorunları çözüm bulmuyor. Bulsa da anlamı kalmıyor.
***
AGOS sayesinde, artık tarihimizin yanlış konuşulmasından da yılgınlığa düşmedik. Yanlışlar ve yalanlar telaffuz edildikçe, biz de doğrularımızı dile getirdik.
Susmak, bir köşeye çekilmek ve sadece çaresizce dinlemek işkencesi artık geride kaldı.
Konuşulan yalanları her platformda ve ortamda, cesaretimizle, aklımızla ve duygularımızla cevaplandırdık.
Şu hususu da göğsümüzü gere gere ifade edebiliriz ki bugün eğer Ermeni sorununun bir tabu olmaktan çıkması söz konusuysa ve bu ülkenin içinde tarihi sorgulayan, merak eden ve gerçekleri artık görmeye başlayan ciddi bir kesim oluştuysa bunda AGOS’un varlığının da önemli rolü oldu.
***
Sadece sorunlarımızın, sadece tarihimizin konuşulmasıyla da sınırlı kalmadı başarılarımız.
Toplumsal taleplerimizi ve beklentilerimizi de dile getirerek, bu taleplerimizin gerçekleşmesi için mücadele ettik.
Gerektiğinde siyasi tavır almaktan hiç çekinmedik. Çünkü siyaset bizim de hakkımızdı ve biliyorduk ki siyaset yapmadan toplumun düzelmesini sağlamak mümkün değildi.
Bu bilinçle Türkiye’nin Ermenistan sınırını açması yönündeki taleplerimizi, hep yüksek sesle dile getirdik.
Bu bilinçle Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girmesinin hep yanında olduk.
Bu bilinçle demokrasi taleplerimizi, ifade özgürlüğü taleplerimizi dile getirdik.
***
AGOS’un, Türkiye’deki demokrasi yanlılarının yanında yer alan bu duruşu, onu sadece Türkiye içinde değil Türkiye dışında da ilgi odağı haline getirdi.
Uluslararası basının, uluslararası siyasetin ve uluslararası entellektüel dünyanın sürekli başvurduğu bir referans noktası oldu.
Öyle ki, dünyanın dört bir yanına dağılmış Ermeni dünyasının örgütlü ve örgütsüz kesimlerinin dahi dikkate aldığı, değer verdiği ve muhatap kabul ettiği bir konuma erişti.
Bu noktalara erişti, çünkü ürettiği söylemlerle ve ortaya koyduğu duruşuyla bu kesimleri de derinden etkilemeye başladı.
Özellikle Diaspora Ermenileri’nin en örgütlü, en aktif, ama en sert duruş sergileyen kesimlerinin dahi AGOS’un görüşlerine gösterdiği bu ilgi, kuşkusuz sadece bir meraktan kaynaklanmıyordu.
Bu görüşler ve söylemler onları da derinden etkiliyor ve hatta giderek değiştiriyordu.
***
Peki, kendi dışında kalan dünyayı bu denli etkileyen AGOS’un, Türkiye Ermeni Toplumu’nun iç dünyasında aynı oranda etkili olduğu ve değişime yol açtığını söylemek mümkün mü?
Ayrıntılarına ve nedenlerine haftaya değiniriz ama, itiraf etmeliyiz ki etkili olduysa da bu etkisinin cevabı sayılabilecek değişimi henüz yakalayamadı.
(HAFTAYA: BAŞARAMADIKLARIMIZ)



