Bazı insanlar mesleklerini seçer; bazılarını ise hayat, hatta kader seçer. Ermenistan'ın saygın orkestra şeflerinden Robert Mlkeyan'ın yaşam öyküsü de tam olarak böyle bir hikâyeyi anlatıyor. O, yalnızca bir şef değil, müziği dua, sanatı ise insan ruhuna ulaşmanın en güçlü yollarından biri olarak gören bir kültür insanı.
"Tanrı'ya bana müzisyen olma ve ruhani olanla buluşabilme yeteneğini verdiği için şükrediyorum." Bu sözler, Mlkeyan'ın sanat anlayışını özetlemeye yetiyor.
Bu yıl 65 yaşını geride bırakan maestro, Ermenistan'ın kalbi sayılan Yerevan'da dünyaya geldi. Anne ve babasının özenli eğitimi sayesinde müzik okuluna kabul edildi ve keman eğitimi aldı. Ancak babasının en büyük arzusu, oğlunu bir gün senfoni orkestrasının şef kürsüsünde görmekti.
Mlkeyan'a göre hayatındaki hiçbir gelişme tesadüf değildi. Her şey ilahi bir takdirin, bir kaderin parçasıydı. Babası artık bu dünyada olmasa da, onu gökyüzünden yönlendiren görünmez bir rehber gibi hep yanında kaldı.
Bu yol onu Saint Petersburg Konservatuvarı'na götürdü. Opera, senfoni ve koro şefliği alanlarında aldığı üst düzey akademik eğitim, ileride kuracağı sanat yaşamının temelini oluşturdu. Ardından Ermenistan'a dönerek Gomidas Devlet Konservatuvarı'nda, değerli eğitimci Emin Haçatryan'ın öğrencisi oldu. Bugün bile hocasını anlatırken yüzünde beliren sıcak gülümseme, o yılların kendisi için ne kadar kıymetli olduğunu gösteriyor. Ona göre bu karşılaşma da hayatın sunduğu ilahi armağanlardan biriydi.
1992 yılında depremin yaralarını sarmaya çalışan Gümrü'ye davet edildi. Burada senfoni orkestrası ve oda korosunun yönetimini üstlendi. Kısa sürede yalnızca bir orkestra şefi değil, şehrin kültürel yeniden doğuşunun öncülerinden biri hâline geldi. Disiplini, yüksek sanatsal ölçütleri ve bitmek bilmeyen çalışma azmi sayesinde Gümrü Senfoni Orkestrası, 1993'te devlet statüsü kazandı. Maestro, 2000'e kadar orkestrayı yönetirken kentin müzik yaşamına kalıcı bir kimlik kazandırdı. Bugün hâlâ Yerevan'dan orkestranın her başarısını gururla izlediğini söylüyor.
Bu dönemde kurduğu "Hay Folk" vokal topluluğu da kısa sürede Ermenistan'ın en dikkat çeken müzik topluluklarından biri oldu. Yurtiçinde ve yurtdışında verdiği konserlerle büyük beğeni topladı. Ancak Robert Mlkeyan'ın sanat yaşamındaki en önemli dönüm noktalarından biri kuşkusuz 2000 yılında kurduğu Ermenistan Devlet Oda Korosu oldu. Bugün ülkenin en saygın müzik kurumlarından biri kabul edilen topluluk, yalnızca Ermenistan'ın değil, dünya koro müziğinin de dikkat çeken temsilcileri arasında yer alıyor. 2008'de devlet korosu statüsüne kavuşması da bunun doğal bir sonucu oldu.

Mlkeyan'ın gönlünde ayrı bir yere sahip olan topluluk ise "Diramayr Hayastan" (Meryem Ana Ermenistan) Korosu'ydu. Tanınmış hayırsever Rahibe Arusyak'ın isteği ve desteğiyle yeniden hayata geçirilen bu koro, onun için yalnızca bir müzik topluluğu değil, sevgiyle büyüttüğü büyük bir aileydi. Maestro, korodaki genç kızlardan söz ederken onları "kendi çocuklarım" diye tanımlıyor.
Koronun en unutulmaz anlarından biri 2015'te Roma'da yaşandı. Papa'nın yönettiği ayinde seslendirdikleri ilahiler büyük yankı uyandırdı. Bir yıl sonra Papa, Ermenistan'ı ziyaret ettiğinde aynı koronun Gümrü'deki ayinde de görev almasını özellikle istemesi, Mlkeyan'ın çalışmalarının uluslararası alanda ulaştığı saygınlığın güçlü bir göstergesiydi.
Robert Mlkeyan'ın müziği yalnızca notaların kusursuz icrası değildir. Onun yönetimindeki eserler çoğu zaman bir dua gibi yükselir. Dinleyiciyi farkına varmadan kendi çağından koparıp, Hıristiyanlık öncesi dönemlere kadar uzanan tarihsel bir yolculuğa çıkarır. Dinleyici, ruhani ve dünyevi olaylar arasında dolaşırken geçmiş ile bugünün soyut kavşağında bulur kendini. Çünkü ruhani olanın kaynağı da yaşamın kendisidir.
Mezmurlar, ilahiler, dini ezgiler ve halk müziği... Mesrop Maşdots'tan Nerses Şnorhali'ye, Naregatsi'den Gomidas Vartabed'e uzanan kültürel mirası yalnızca korumakla kalmaz, onu çağdaş bir yorumla yeni kuşaklara aktarır. Sanatçı olmanın ötesinde bir aydın olan Mlkeyan, Ermeni kültürel mirasının korunmasını ve dünyaya tanıtılmasını yaşamının temel sorumluluklarından biri olarak görüyor.
Robert Mlkeyan, Hannover'de düzenlenen EXPO 2000 Dünya Fuarı kapsamındaki Ermenistan Günleri'nin müzik programının sanat yönetmenliğini üstlendi. Mlkeyan yönetimindeki, otuz kişiden oluşan Ermenistan Devlet Oda Korosu, dünyanın birçok ülkesinde ve saygın konser salonlarında sahne aldı. Bergamo'daki Donizetti Opera Tiyatrosu'nda, Saint Petersburg'daki Beyaz Salon'da, Strasbourg Avrupa Konseyi Konser Salonu'nda ve tarihi öneme sahip birçok katedralde verdiği konserlerle uluslararası alanda büyük beğeni topladı.
Koronun seslendirdiği Dikran Mansuryan'ın ''Ars Poetica'' adlı eseri, dünyaca ünlü ECM Records tarafından yayımlandı ve uluslararası müzik çevrelerinden büyük övgü alarak, beş yıldızla değerlendirildi. Ayrıca İngiltere'nin saygın müzik yayını The Gramophone'un kataloğuna da kabul edildi. Gomidas Vartaped'in doğumunun 140. yılına adanan, Saghmosavank Manastırı'nda kaydedilen kilise ve halk müziği koro eserlerinden oluşan özel kayıtlar ise Ermeni koro geleneğinin dünya çapında tanınmasına önemli katkılar sağladı. Sanatçının titizlikle yürüttüğü yaratıcı çalışmaları sayesinde bugün müzik kültürü gelişmiş, bilinçli ve eğitimli bir dinleyici kitlesine sahibiz.
O, doğuştan sanatçı.
O, yalnızca iyi bir şef değil, kültürü geleceğe taşıyan bir rehber, müziği evrensel bir dile dönüştüren gerçek bir sanat insanı. Karizmatik maestro, halkın sevgisini ve takdirini tartışmasız biçimde kazandı. Konserlerinin sonunda dakikalarca süren alkışlar, sahne arkasında kendisiyle fotoğraf çektirmek isteyen insanların oluşturduğu uzun kuyruklar ve dinleyicilerin içten teşekkürleri bunun en somut göstergesi.
Yazıyı, Robert Mlkeyan'ın kendi sözleriyle bitirelim: "Yaratıcı'dan tek dileğim, insanların önüne hiçbir zaman yeni engeller çıkmamasıdır. Çünkü insanlık zaten yeterince acı çekiyor... Ve inanıyorum ki bir gün biz de millet olarak yeniden ayağa kalkacağız."




