Çerçeve yasa: Umut ve soru işaretleri

MHP lideri Bahçeli’nin Ekim 2024’te Öcalan için, "Gelsin TBMM DEM Parti grup toplantısında konuşsun. Terörün tamamen bittiğini ve örgütün lağvedildiğini haykırsın. Bu dirayet ve kararlılığı gösterirse, ‘Umut Hakkı’nın kullanımıyla ilgili yasal düzenlemenin yapılması ve bundan yararlanmasının önü de ardına kadar açılsın” çıkışıyla başlayan, Kürt meselesinde çözüm bekleyenlerin “Çözüm Süreci”, iktidarın ise “Terörsüz Türkiye” dediği süreçte ilk somut adım atıldı ve PKK üyelerinin cezalarının ertelenmesinin, örgütün silah bıraktığının teyit edilmesinin ana eksenini oluşturduğu ‘çerçeve yasa’ teklifi TBMM’ye sunuldu.
"Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi" ismiyle ve 360 vekilin imzasıyla TBMM Başkanlığı'na sunulan teklif, 7 Ağustos Cuma günü Adalet Komisyonu’nda, 9 Ağustos Pazar günü de Genel Kurul'da görüşülerek Meclis'ten geçecek. Görüşmelerin hafta sonu tamamlanamaması halinde düzenlemenin en geç 11 Ağustos Salı günü Meclis'ten geçirilmesi hedefleniyor.
Tasarı hazırlanırken Abdullah Öcalan’un durumu üzerinde dikkatle durulmuş. Zira teklif 2005’ten önce işlenen ve müebbet ceza hükmü verilen suçları kapsamıyor. Dolayısıyla Öcalan bu tekliften yararlanamayacak. Peki kimler yararlanacak?
Toplam 15 yıl veya daha az hapis cezası alanların infazı 5 yıl, 15 yıldan fazla hapis ya da müebbet ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alanların infazı da 10 yıl süreyle, infaz hakimi kararıyla ertelenecek.
Milli Güvenlik Kurulu tarafından PKK/KCK ile bağlantılı her türlü oluşumun kendini feshettiğini ve silahların tamamen bırakıldığını tespit ve teyit etmesi şartı aranacak. Bu şartların yerine getirilmesi durumunda, "örgütü kurma veya yönetme, üyelik, bilerek ve isteyerek yardım, propaganda, örgüt faaliyeti kapsamındaki suçlar ve terörün finansmanına ilişkin suçlar" ile ilgili soruşturma, kovuşturma ve kesinleşmiş mahkûmiyet hükümleri ertelenecek. Erteleme olduğu için aynı suçu işlememeleri şartı aranacak.
Bu haliyle “Kürt meselesinin esastan çözümüne yönelik” bir çerçeve olduğunu söylemek zor. Daha çok örgüt üyelerinin cezaevlerinden tahliyesi ve PKK/KCK’nin feshinin kayıt alınmasına yönelik bir düzenleme.
Elbette ki çok önemli bir adım. Özellikle bu meselenin ağırlığını yıllardır üzerinde taşıyanlar, evlatlarını, eşlerini kaybedenler, askere giden çocuklarından gelecek haberi endişeyle bekleyen ya da dağdaki evlatlarından haber almayı umut edenler için artık bir “nefes alma” dönemi kapıda. Umutlu olmak için çok sebep var. Umalım ki atılan adım bu kez menzile varsın ve bu meselenin “silahlar üzerinden” konuşulduğu dönem -her açıdan- sona ersin.
Bununla birlikte az evvel de bahsettiğim gibi elimizde şu an örgüt üyelerinin olağan hayata dönmesine yönelik bir yasal teklif var. Kürt meselesinin çözümü için nasıl adımlar atılacağı henüz belli değil. Mesela anadil konusunda adımlar atılacak mı, Kürt halkının bilhassa kamusal hayatta eşit biçimde yer almaya dair beklentileri karşılık bulacak mı, bu konulara AKP ve MHP nasıl yaklaşıyor? Bunları bilemiyoruz.
Öcalan daha önceki açıklamalarında “Kürt olgusunun tüm boyutlarıyla Cumhuriyetin yasallığına dahil edilmesi ve bunun için güçlü bir geçiş süreci temel alınmalıdır” diyordu. Son açıklamalarında bu konuda tutumunu eskisi kadar dile getirmedi ve TBMM’ye gitmeden önce İmralı’ya ulaştırıldığı anlaşılan çerçeve yasa teklifi için “Henüz her şey çözülmüş değildir. Ancak negatif yaklaşmayı gerektiren bir durum da yoktur. Önemli olan, bu adımın doğru anlaşılması ve herkesin sürecin başarısı için sorumluluk üstlenmesidir. Siyasetin çıkaracağı yasa, bu sürecin önünü açacak anahtar niteliğindedir. Demokratik Cumhuriyet’e sonuna kadar kapı aralanmaktadır” dedi.
DEM Parti’den gelen mesajlar da bu yönde. DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları “Bizim açımızdan bu yasa bir kök yasadır. Bundan sonra demokratikleşmeyle ilgili adımlar atılması, Türkiye’deki bütün farklı halkların ve inançların sorunlarına çözüm üretecek yeni yasaların çıkarılması bakımından bir kök yasa niteliği taşımasını diliyoruz” dedi.
MHP’li Feti Yıldız da yeni adımlar atılacağını vurguladı ancak daha çok teknik düzenlemeler üzerinde durdu ve şöyle dedi: “Bundan sonra Siyasi Partiler Kanunu, Seçim Kanunu, İnfaz Hukuku'nda mutlaka değişiklikler yapılacaktır".
AKP’li Ömer Çelik ise “PKK, KCK terör örgütünün Türkiye, Irak, İran, Suriye bütün Avrupa'daki illegal unsurlarla sona ermesi, silahlı terör unsurunu demokrasimiz üzerinde bir yük olmaktan çıkaracak. Bu silahsızlanmayla birlikte bu tehdidin sona ermesiyle bu sürecin başarıya ulaşması için gayret etmeye devam edeceğiz. Hiçbir üçüncü göze gerek yok” diye konuştu.
Özetle iktidar kanadında az evvel bahsettiğim Kürt meselesinin çözümünde “esasa” girmeye dair pek ipucu yok.
Beri yandan tüm bunlar olurken iktidar tarafından yargı eliyle CHP genel başkanlığından uzaklaştırılan YENİ Parti’nin (aynı zamanda ana muhalefet partisinin) Genel Başkanı Özgür Özel hakkında dokunulmazlığının kaldırılması için yeni fezleke hazırlanıyor, İstanbul’da ve ülke çapında CHP’li belediyelere yönelik operasyonlar hız kesmiyor, son olarak Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş ve Etimesgut belediye Başkanı Erdal Beşikçioğlu tutuklanıyor.
Yine beri yandan Selahattin Demirtaş hâlâ hapiste tutuluyor, Osman Kavala da yıllardır zindanda. Gezi direnişi gerekçe gösterilerek hapse atılan Çiğdem Mater ve Mine Özerden önce İzmir’e sonra da Silivri’ye naklediliyor, Bahçeli’nin bile talep ettiği “Ahmetler” (görevden alınan belediye başkanları Ahmet Türk, Ahmet Özer) görevlerine iade edilmiyor. Bir de elbette Barış Akademisyenleri var. 10 yıl önce barış çağrısı yaptıkları için KHK ile ihraç edilen 406 akademisyen. 385'inin iade başvurusu reddedildi, 10 yıldır mücadelelerini sürdürüyorlar.
Bu tablo içinde Özgür Özel bence yerinde bir değerlendirme yaptı teklif TBMM’ye geldikten sonra. YENİ Parti henüz kurumsal bir açıklama yapmadı ama Özgür Özel gazeteci Murat Yetkin’e yaptığı açıklamada şunları söyledi:
"Siyasi yaklaşımımızda bir değişiklik yok, ancak usul ve üslup açısından son derece yanlış bir iş. Elbette milletvekilleri, parti grupları Meclis Komisyonu’nda metne katkı sağlayabilirler, eleştirilerini söyleyebilirler. Ancak teklif metnini sır gibi saklayıp boş kağıtlara imza alıp diğer siyasi partiye yolladıktan yarım saat sonra Meclis Başkanlığına teslim etmek meselenin ruhuna aykırı.”
Özel şöyle devam etti: “İçinde bulunduğumuz komisyon raporunun 6’ncı ve 7’nci kısımları vardı süreçle ilgili. Bu teklif 6’ncı kısımla ilgili. O zaman da söylemiştik; bu işlerin 6 ve 7’nin peşpeşe değil, iç içe yürümesi lazım. 6 Ceza Kanunuyla ilgili, 7 demokratikleşmeyle ilgili, Anayasa Mahkemesi, AİHM kararlarına uyulmasından kayyım uygulamasının sonlandırılmasına ve çok sayıda demokratik açılımın düzenlenmesine kadar. Bu konudaki hassasiyetimiz, şerhimiz devam ediyor.”
Velhasıl ilk adım atıldı ve artık elimizde bir metin var. Bundan sonrası elbette en az bu adım kadar önemli. Demokratikleşmeyle desteklenmeyen, siyasi tutsakların özgürlüklerine kavuşmadığı, tüm Türkiye’ye nefes aldırmayan bir “Çerçeve Yasa”, gayet açık ki eksik kalacaktır.



