Geçtiğimiz yıl, dünyanın en önemli tıp dergilerinden biri olan New England Journal of Medicine’da, çok sayıda bilim insanı ve farklı kurumlardan uzmanın katkısıyla bir değerlendirme makalesi yayımlandı. (1)
Makalede çocukların sentetik kimyasallara yaygın biçimde maruz kaldığı, bu maruziyetin çeşitli çocukluk çağı hastalıklarıyla ilişkilendirildiği, çocukları kimyasallardan korumaya yönelik yaklaşımlarının yetersiz kaldığı ve çocukların korunması için kimyasal madde kullanımına düzenleme getiren sistemde kapsamlı değişikliklere ihtiyaç olduğu belirtiliyor.
Sentetik kimyasal, doğada kendiliğinden oluşan bir maddeyi ifade etmekten ziyade, insanlar tarafından kimyasal süreçler kullanılarak üretilmiş veya doğal olarak bulunmayan bir kimyasalın laboratuvar ya da endüstriyel ölçekte sentezlenmiş biçimini ifade eder.
“Sentetik” kelimesi üretilen kimyasal maddenin “toksik” olduğu anlamına gelmez. Bir kimyasalın sentetik olması onun mutlaka zararlı olduğu anlamına gelmediği gibi, doğal olması da güvenli olduğu anlamına gelmez. Toksisite, maddenin dozuna, maruziyet yoluna, maruziyet süresine, kimyasal özelliklerine ve organizmanın özelliklerine bağlı olarak değerlendirilir. Ancak makalede çocukların sağlığı açısından zararlı etkilerle ilişkilendirilen sentetik kimyasalların toksik özellik taşıdığı söylenebilir.
Makale çok önemli tespitler içeriyor o nedenle geniş bir özet ve değerlendirme yapacağım.
Kayıt sistemi ve güvenlik testleri yetersiz
Makaleye göre dünya genelindeki kimyasal envanterlerinde yaklaşık 350.000 kimyasal madde ve kimyasal karışım bulunuyor. Ancak bu devasa sayının yanında, söz konusu kimyasalların çocuklar üzerindeki olumsuz etkilerini ve zararlarını gösteren bilimsel veriler neredeyse yok denecek kadar az.
Örneğin, piyasadaki sentetik kimyasalların %20’sinden daha azının toksisite açısından test edildiği, bebek ve çocuklar üzerindeki toksik etkiler bakımından test edilenlerin ise daha da az olduğunu belirtiliyor. Çocukların gündelik hayatta birden fazla kimyasal maddeye maruz kalması da riskleri belirlemeyi güçleştiriyor.
Bu düzeydeki veri eksikliği, bir kimyasalın piyasada bulunmasının veya hakkında toksikolojik verilerin mevcut olmasının, çocukların sağlığı açısından oluşturabileceği risklerin yeterince bilindiği anlamına gelmediğini göstermektedir.
Çocuk sağlığındaki ağır bilanço
Makalede, sentetik kimyasalların ve plastik üretimindeki devasa artışın, çocuklarda görülen kronik hastalıklar üzerindeki kritik etkileri de inceleniyor.
Sentetik kimyasallar, çocuklarda günümüzdeki temel hastalık ve ölüm nedenleri olan bulaşıcı olmayan kronik hastalıkların (Noncommunicable diseases - NCD) artışıyla doğrudan ilişkili. (2)
Makalede de son 50 yılda çocuklarda bu hastalıkların görülme sıklığında yaşanan büyük artışların toksik kimyasallara maruz kalmakla yakından ilişkili olduğu vurgulanıyor.
Bu konuda öne çıkan bazı değerlendirmeler şöyle:
· Çocukluk çağı kanserlerinin görülme sıklığı son yarım yüzyılda %35 oranında arttı.
· Erken yaşta DDT (diklorodifeniltrikloroetan) gibi kimyasallara maruz kalmak, kadınlarda ilerleyen yaşlarda meme kanseri riskini artırıyor.
· Erkek üreme organındaki doğum kusurlarının görülme sıklığı iki katına çıktı. Özellikle anne karnında fitalatlara (3) maruz kalmanın erkek üreme sistemi gelişimi bozukluklarıyla ilişkili olduğu bulundu.
· Nörogelişimsel bozukluklar (4) artık her 6 çocuktan 1'ini etkiliyor, otizm spektrum bozukluğu ise her 36 çocuktan 1'inde teşhis ediliyor.
· Anne karnında fitalatlar, bromlu alev geciktiriciler ve organofosfatlara (tarımda kullnılan toksik kimyasal maddeler) maruz kalmanın bilişsel işlevlerde ömür boyu süren düşüşe yol açtığı kanıtlandı. Ayrıca düşük seviyelerde kurşuna maruz kalmak, çocuklarda IQ kaybı ve sessiz beyin hasarına neden oluyor.
· Pediyatrik astım hastalığının görülme sıklığı (prevalansı) üç katına çıktı.
· Pediyatrik obezite hastalığının görülme sıklığı yaklaşık dört katına çıktı ve bu durum çocuklar ile ergenler arasında tip 2 diyabet vakalarında keskin bir artışı tetikledi.
· Erken yaşta PFAS (per- ve polifloroalkil maddeler) maruziyeti; bağışıklık sistemi bozuklukları, dislipidemi (kan dolaşımında trigliserit ve kolesterol seviyesindeki bozukluklar) ve tiroid hastalıkları ile ilişkilendiriliyor.
Makalede dile getirilen en dikkat çekici vurgu, toksik kimyasallara erken gelişim dönemlerinde maruz kalmanın yaşamın ilerleyen dönemlerinde, hatta yetişkinlikte bile ortaya çıkabilen ve ömür boyu sürebilen ciddi sağlık etkileriyle ilişkili olması. Özellikle anne karnında ve doğum sonrası ilk birkaç yıl gibi çocukların gelişimsel açıdan hassas olduğu dönemlerde, kısa süreli ve düşük düzeyde toksik kimyasal maruziyeti bile yaşam boyu sürecek hastalık ve engellilik risklerini artırabiliyor.
Bu dönemlerde maruziyetin etkilerini belirleyen yalnızca alınan kimyasalın miktarı, yani doz, değil, maruziyetin gerçekleştiği zaman (gelişim sürecinin hangi aşamasında olunduğu) da büyük önem taşıyor.
Araştırmalar, yaşamın erken gelişim dönemlerinde toksik kimyasallara maruz kalmanın cinsel gelişimde değişikliklere, doğurganlığın azalmasına ve yaşam boyu astım, obezite, diyabet, kardiyovasküler hastalıklar, nörolojik hasar ve kanser gibi sağlık sorunlarının riskinde artışa yol açabildiğini gösteriyor.
Kamusal çalışmaları çocuklar odağında yapılandırmak
Ortaya konan bu tatsız tablo, çocukları erken yaşam dönemlerinde toksik kimyasallardan koruma mücadelesinin yalnızca çocukluk çağında ortaya çıkabilecek kısa vadeli sağlık sorunlarını önlemeye yönelik olmadığını açıkça gösteriyor. Bu mücadele aynı zamanda bireyin doğumdan yetişkinliğe ve yaşlılığa uzanan yaşamı boyunca sağlığını etkileyebilecek risklerin azaltılmasını ve toplum sağlığının korunmasını da kapsıyor.
Gelişim dönemindeki çocukların toksik kimyasallara maruz kalması, yalnızca o dönemdeki büyüme ve gelişmeyi etkilemekle kalmayabilir; erken yaşam dönemindeki maruziyetler, yaşamın ilerleyen dönemlerinde kanser, diyabet, üreme sağlığı sorunları ve nörolojik işlevlerde bozulma gibi çeşitli sağlık sorunlarının riskini artırdığı günden güne daha çok belirginlik kazanıyor. Bu nedenle sağlık politikalarından çevre yönetimine, gıda güvencesi ve güvenliğinden kentleşmeye, atık yönetiminden eğitime kadar toplumsal yaşamı biçimlendiren bütün kamusal politikaların çocukların sağlığını ve gelişimini gözeten bir yaklaşımla yeniden ele alınması bir tercih değil, önemli bir kamusal sorumluluktur.
Çocukların geleceğini ilgilendiren bu meselenin tek bir hamleyle çözülemeyecek kadar çok katmanlı ve karmaşık olduğu açıktır; ancak her şeyden önce bu konuda güçlü bir kamusal irade ve tartışma zemini yaratılması gerekiyor.
Ne yazık ki çocukların sağlığı ve geleceği, bugün ülkemizdeki politik gündemin ve kamusal tartışmaların çeperinde bile yer alamıyor.
Oysa ülke geleceğini çocukları dikkate almadan tasavvur etmek ciddi bir siyasal yanılgıdır; bir bakıma, politik bir ayıbımızdır.
NOTLAR
(1) NEJM Dergisindeki makale: The Consortium For Children's Environmental Health, Wirth DA, Cropper M, Axelrad DA, Bald C, Bhatnagar A, Birnbaum LS, Burke TA, Chiles TC, Geiser K, Griffin C, Kumar P, Mandrioli D, Park Y, Raps H, Roger A, Smith TR, States JC, Straif K, Tickner JA, Wagner W, Wang Z, Whitman EM, Woodruff TJ, Yousuf A, Landrigan PJ. Manufactured Chemicals and Children's Health - The Need for New Law. N Engl J Med. 2025 Jan 16;392(3):299-305. doi: 10.1056/NEJMms2409092
(2) Bulaşıcı olmayan hastalıklar ile ilgili daha detaylı bilgi için: https://www.who.int/news-room/fact-sheets/detail/noncommunicable-diseases
(3) Fitalatlar farklı ürün ve malzemelerde kullanılabilir. Başta PVC olmak üzere çeşitli plastiklerde esnekliği artırmak amacıyla kullanılır. Ayrıca gıda ile temas eden bazı malzemelerde, kozmetik ve kişisel bakım ürünlerinde, oyuncak ve çocuk ürünlerinde, zemin kaplamaları, kablolar ve yapay deri gibi ev ve yapı ürünlerinde de kullanımı yaygındır. Fitalatların özellikle çocuk ürünleri ve bazı tüketici ürünlerindeki kullanımı, çocuk sağlığı açısından oluşturdukları riskler nedeniyle birçok ülkede kısıtlanmıştır.
Detaylı bilgi için bakınız: Ursel Heudorf, Volker Mersch-Sundermann, Jürgen Angerer, Phthalates: Toxicology and exposure,Internationa l Journal of Hygiene and Environmental Health, Volume 210, Issue 5, 2007, Pages 623-634, ISSN 1438-4639, https://doi.org/10.1016/j.ijheh.2007.07.011.
(4) Nörogelişimsel bozukluklar, beynin ve sinir sisteminin gelişimi sırasında ortaya çıkan ve kişinin öğrenme, dil, iletişim, dikkat, davranış, hareket, bilişsel işlevler veya sosyal etkileşim gibi alanlarını etkileyebilen bozukluklardır.
Detaylı bilgi için: Pallanti S, Salerno L. Neurodevelopmental Disorders (NDDs): Beyond the Clinical Definition and Translational Approach. Children (Basel). 2023 Jan 3;10(1):99. doi: 10.3390/children10010099




