Ermenistanlı çocuklar Türkiye için nasıl bir tehdit?
Ermenistanlı öğrencilerin Türkiye’deki Ermeni okullarında öğrenim görmesi konusundaki sorun devam ediyor. Bu konuda bir buçuk ay evvel yazdığım yazıda sorunun tarihi ve hukuki arka planına dair kısa bilgi vermiş ve bir devletin çocukların kendi dillerinde eğitim almasını neden engellediğini, bunun arkasındaki motivasyonu sorgulamış ve bir cevap da vermiştim.
Konuyu bilmeyenler için hızlı bir özet yapmak gerekirse, Ermeni, Rum ve Yahudi okullarının (yanlış bir mantıkla) tâbi olduğu Özel Öğretim Kurumları Kanunu bu toplulukların okullarında sadece o gruba mensup Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan çocukların öğrenim görebileceğini hükme bağlamıştır. Fakat, 2012’de çıkarılan yönetmelikle bu hüküm esnetilmiş Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmayan çocukların da asil değil ama misafir öğrenci olarak bu okullara devam edebilmesinin önü açılmıştı. Geçtiğimiz Ağustos ayına kadar Ermenistanlı öğrenciler bu yönetmeliğe dayanarak Ermeni okullarına devam edebildiler fakat o andan itibaren MEB müfettişleri okullara yeni misafir öğrenci alamayacaklarını, olanların da kayıtlarını devlet okullarına veya özel okullara almaları gerektiğini bildirdiler.
Ben söz konusu yazıyı yazdıktan sonra başka bir gelişme daha oldu. AKP İstanbul Milletvekili Sevan Sıvacıoğlu, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’le meseleyi görüşmüş ve kendisine bu konuyla ilgili “yeni bir düzenleme olmadığı, mevcut olan yönetmelik doğrultusunda okulların eğitim ve öğretim faaliyetlerine devam ettiği” söylenmiş. Gelgelelim, bu açıklamadan sonra müfettişler okullara gitmeye ve baskı kurmaya devam etmişler. Netice olarak, tedirgin olan bazı okul idarecileri yeni “misafir öğrenci” kaydı almayınca okul çağında çocuğu olan aileler mağdur oldular, çocukların da kendi dillerinde eğitim görme hakkı çiğnenmiş oldu.
Geldiğimiz noktada konunun taraflarına sorulması gereken sorular var. Bunların başında da devlet yetkilileri geliyor tabii. Örneğin, devletin mezkur yönetmelik çıktıktan 14 yıl sonra neden böyle bir engellemeye ihtiyaç duyduğu sorusunu daha önce de sormuştuk ama hâlâ muhatapları tarafından cevaplanmış değil. Devletin bu konudaki çekincesi ve sebebi nedir? Neden devlet, Ermenistan vatandaşları çocukların diğer özel okullarda eğitim görmesinde bir sakınca görmüyor da Ermeni okullarında okumasını istemiyor? Eğer sebep mevcut kanunsa, son 14 yıldır da bu kanun vardı ve bir sorun çıkmadan bu öğrenciler bu okullara devam ediyordu. Zaten neden kanunda böyle bir kısıtlama var ki? En başta onu sorgulamak lazım. Kaldı ki, niyet olduktan sonra kanunu değiştirmek de çok zor değil. 3-4 kelime eklemenize veya bir cümleyi silmenize bakar.
Ayrıca, neden bütün bu işler şifahi yürütülüyor? Bildiğim kadarıyla okullara misafir öğrenci alamayacaklarına dair gelen resmi bir yazı yok. Her şey müfettişlerin sözlü talimatlarıyla yürütülüyor. Bu da bir belirsizlik yaratıyor ve okul yönetimlerini tedirgin ediyor.
Okul yönetimleri için de söylenebilecekler var. Tarihsel manada korkutulmuş, sindirilmiş bir topluluğuz. Bu sebeple, okul idarecilerimizin karşılarında devletin müfettişini görünce tedirgin olmaları anlaşılır. Onların nasıl bir baskı altına alındığını tahmin edebiliyorum ama Ermeni okulunda idareci olmanın bir parçası da bu baskıya göğüs gerebilmektir. Dolayısıyla, okul idarecilerimizin kendilerine ulaşmış resmi bir yazı yok ise Ermenistanlı öğrencileri en azından 2012 yönetmeliğine göre misafir öğrenci olarak almaktan çekinmemeleri gerekir.
AKP milletvekili Sıvacıoğlu’na ise şunları sorabiliriz: Bakanla görüşmenizden sonra sorun olmadığını, mevcut uygulamanın devam edeceğini söylemiştiniz ama ondan sonra da müfettişlerin okullara gidip misafir öğrenci almama konusunda talimat verdikleri ve baskı kurdukları söyleniyor. Bu konunun takipçisi oldunuz mu? Devam eden müfettiş ziyaretlerine dair okul idarecileriyle bir temasınız oldu mu? Size bu konuda bir değişiklik olmayacağını söyleyen bakanla tekrar bir görüşmeniz oldu mu? Sorunun devam ettiğini ilettiniz mi? Bu konuda tekrar bir girişimde bulunmayı düşünüyor musunuz?
Son olarak gelelim Ermenistan devletine. Bu çocuklar ve aileleri sizin vatandaşınız, onların durumunun ve haklarının takibi herkesten önce size düşer. Her ne kadar Türkiye ile karşılıklı olarak daimi diplomatik temsilcilikler mevcut değilse de senelerdir “normalleşme” adı altında resmi temaslar devam ediyor. Bu konuyu hiç gündeme getirip, muhataplarınızla ele aldınız mı? Yoksa bu, diğer konuların veya sorunların yanında, sizin için “haddinden fazla küçük bir mevzu” mu? Ya da belki en önce şunu sormak lazım: Konudan haberdar mısınız?


