Filistinli Arap Soykırımı ve Batı’nın nihaî çözüm hayali
Yahudi Devleti, hükümeti, ahalisi, ordusu ve işgalci kolonlarıyla, Avrupa Yahudiliğine Nazilerce geçen yüzyıl uygulanan “nihaî çözüm” yani kökünü kurutma politikasını Filistinli Araplara uygulamak üzere kolları sıvamış sanki. Nihaî çözümün mucidi Avrupalılar ise havaya bakarak ıslık çalmadıkları zaman bizzat soykırımcı olarak işin içindeler.
Kâhir ekseriyeti Batı kökenli 800.000 işgalci kolon ile İsrail Ordusu askeri 32.000 civarı ABD ve Avrupa vatandaşı, bu devasa suçun faillerinden. ABD kökenliler yaklaşık 12.200 askerle açık ara en büyük grup, Fransa yaklaşık 6.200, Rusya 5.000’in üzerinde, Ukrayna yaklaşık 5.000, Almanya 3.000’in üzerinde, diğer Avrupalılardan da bol miktarda katil var.
Esasen Batı bütün Filistinlilerin İsrailce yok edilmesi ve toprağın külliyen Yahudileştirilmesi projesini içine sindirmiş gibi. Filistin Devleti’nde altı milyona ilâveten İsrail Devleti’ndeki iki milyon Filistinli Arap, toplam sekiz milyon insanın yok edilmesinden bahsediyoruz. Nihaî çözüm gerçekleşebilir mi bilmiyoruz ama gidişat o yönde. Rakamlar tüyler ürpertici.
Ekim 2023’ten sonra Gazze’de öldürülen Filistinli Arap en az 73.000; mâlum çok daha yüksek tahminler mevcut. Yaralanan en az 140.000. Batı Şeria’da öldürülenler 1.000’in üzerinde. Ve katliam hem Gazze’de hem Batı Şeria’da hız kesmiyor.
Gazze’de en az bir kez yerinden edilmeyen neredeyse yok. Batı Şeria’da yaşam alanlarından sürme ve gasp hız kesmiyor.
Altyapılara ve ekonomiye verilen zararlara gelince, modern zamanlarda benzeri olmayan bir tahribata tanığız. Birleşmiş Milletler kuruluşu UNCTAD’ın raporu çok yeni olmasa da çok ayrıntılı.
Pek çok uydu analizi ve BM araştırmalarına göre 190.000’in üzerinde bina hasar gördü veya yıkıldı. Gazze’deki yapıların yaklaşık yüzde 60–80’i kullanılamayacak derecede hasarlı veya yıkık.
Gazze’de tarım arazilerinin yüzde 90’ı zarar görmüş veya erişilemez durumda. Batı Şeria’da bölgenin kadim zeytinlikleri, zeytinin tadını bilmeyen kudurmuş işgalciler tarafından sürekli kesiliyor veya sökülüyor. Hasar onbinlerle ifade ediliyor.
Gazze’de su temini ve su arındırma altyapısının yaklaşık %90'ı hasarlı veya çalışamaz halde.
Gazze’de okul binalarının yaklaşık yüzde 95’i yıkık veya ağır hasarlı. Yüzbinlerce genç yıllardır eğitim göremiyor. Üniversite ve yükseköğretim kurumlarının büyük bölümü hasarlı.
Gazze’de hastanelerin büyük kısmı hasarlı, birçok sağlık merkezi işleyemez halde.
BM’nin 1949’da Filistin’e yardım amacıyla kurulan uzman ajansı UNRWA’nın hastane, okul gibi 900 tesisi kullanılamaz durumda. UNRWA binalarına sığınmışken öldürülen sivil sayısı 850’nin üzerinde, yaralanan 2.500’den fazla. Öldürülen personel 300 civarında.
Toplumsal zararlara bakarsak, Gazze’de neredeyse kullanılabilir cami kalmadı; bütün tarihî yapılar ve kültürel miras alanları zarar gördü.
Gazze’de oluşan moloz miktarı yakın tarihteki en büyük kentsel yıkımlardan biri olarak değerlendiriliyor.
Ve bu veriler, İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki en ağır yıkımlardan biri olarak nitelenen İsrail’in Gazze saldırısının insanî ve fiziksel maliyetinin yalnızca bir bölümünü gösteriyor. Zira savaş alanı bağımsız basına kapalı ve muhtemelen soykırımın ifşa olmasını engellemek üzere hiçbir zaman açılmayacak.
Bu korkunç bilançoya rağmen Avrupa ve Amerika hâlâ soykırıma soykırım demiyor. Bu büyük suçun uzmanı kurumlar ve bilim insanları suçun alenen soykırım olduğuna hükmetmiş olsalar da. Soykırımın icraatı sinemaskop olarak yayında olsa da. Gazze’deki uyduruk ateşkes sonrasında hayatta kalanların yavaşça yok olmalarını hedefleyen, planlı programlı, kıtlık ve sağlık hizmeti yokluğuna rağmen.
Bu vurdumduymazlık, bu küstahlık tesadüfî olamaz. Açıkça, yüz yılı aşkın bir zamandır süren Filistin meselesine nihaî bir çözüm arayışı bu. Filistinli Arapların öldürülerek ve Ürdün ile Mısır’a tehcir edilerek o “tanrıların sadece onlara bağışladığı” topraklarda, şimdiden anayasal kayda geçmiş bulunan homojen Yahudi Devleti hayalini nihayete erdirmek üzere kollar sıvanmış vaziyette.
Bu korkunç hesap Ocak 1942’de Berlin Wannsee Konferansını akla getiriyor. Avrupa’daki yaklaşık 11 milyon Yahudi’nin düzenli bir şekilde yok edilmesinin karara bağlandığı “Nihaî Çözüm” (Endlösung) toplantısına Nazi rejiminin en üst düzey sorumluları katılmıştı. Sonrası mâlum.
Batı, İsrail’le benzer bir anlaşma kotardı mı bilmiyoruz ama bugün itibariyle İsrail’in icraatı ve Batı’nın tasvibi böyle bir zımnî protokole işaret ediyor.
Hadi bakalım!


