Bugün klasik Türk müziği repertuvarında yer alan pek çok eseri biliyor, dinliyor ve icra ediyoruz. Peşrevler, saz semaileri, şarkılar… Peki bu eserlerin günümüze ulaşması gerçekten bir tesadüf mü? Ya birileri zamanında bunları yazıya geçirmemiş olsaydı?
Hampartsoum Limondjian ya da Saray çevrelerinde anıldığı adıyla Baba Hamparsum, müzik tarihinin ilginç figürlerinden biridir. İstanbul’un Pera semtinde 1768 yılında doğdu. Ermeni kilise müziği geleneği içinde yetişti, fakat zamanla Osmanlı saray çevresindeki müzik hayatının da tanınan isimlerinden biri hâline geldi.
Onu asıl önemli kılan şey ise geliştirdiği Hampartsum nota sistemidir. O dönemde Osmanlı müziği büyük ölçüde sözlü gelenekle aktarılıyordu, yani eserler ustadan talebeye meşk yoluyla öğreniliyordu. Bu durum, repertuvarın zamanla kaybolma riskini de beraberinde getiriyordu.
Besteci bir padişah olan Selim III döneminde Hampartsum’un geliştirdiği bu nota sistemi, saray tarafından da destek gördü ve uzun yıllar boyunca klasik Türk müziği eserlerinin yazıya geçirilmesinde kullanıldı. Böylece yüzlerce peşrev, saz semaisi ve şarkı unutulup gitmek yerine kayda geçirilmiş oldu.
Hampartsum notası yaklaşık bir asır boyunca Osmanlı müziğinin başlıca yazım sistemi olarak kullanıldı. Batı notasının yaygınlaşması ise ancak 19. yüzyılın sonlarında gerçekleşti.
Bu sistem bugün kullandığımız beş çizgili Batı notasından oldukça farklıydı. Sesler porte üzerinde değil, çeşitli sembollerle yazılıyordu. Bu notasyonun kökeni, Ermeni kilise müziğinde kullanılan “khaz” adı verilen eski müzik işaretlerine dayanıyordu. Her sembol belirli bir sesi ve müzikal hareketi ifade eden özel bir işaretti. Bugün bile Ermeni Apostolik Kilisesi bazı ilahilerin yazımında bu geleneği sürdürmeye devam ediyor.
Limondjian yalnızca bir nota sistemi geliştirmekle kalmadı, bestecilikle de ilgilendi. Ermenice sözlerle, Türk müziğinin makam sistemi içinde bestelediği 31 Ermeni ilahisi günümüze kadar ulaştı.
Bunun dışında, 18. yüzyıl Türk müziği repertuvarının önemli bir bölümünü altı kitaptan oluşan bir koleksiyonda toplayarak Sultan III. Selim’e sundu. Bu koleksiyonun orijinallerinden yalnızca ikisi günümüze ulaşmış durumda ve bugün İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı kütüphanesinde korunuyor.
1768 yılında İstanbul’da doğan Hampartsum Limondjian, 71 yaşında Hasköy’deki evinde hayatını kaybetti ve dönemin Ermeni mezarlıklarından biri olan Surp Agop Ermeni Mezarlığı’na defnedildi. Bu mezarlığın bulunduğu alan bugün büyük ölçüde Taksim’deki Gezi Parkı ve çevresinin içinde kalıyor.
Bugün klasik Türk müziği repertuvarına baktığımızda aslında yalnızca bestecileri değil, o eserlerin kaybolmasını engelleyen insanları da hatırlamak gerekiyor…




