Mahallemizde demokrasi olmaya çalışan yegâne memleket Hayastan*. Antidemokratik komşular doğrudan veya dolaylı memleketteki demokratik çabaya ket vurmak için sözbirliği etmiş hâlde. Derler ya, “mahalle kötü”. Bu hercümerce, yangına körükle giden mahalle dışı oyuncu Avrupa Birliği de dâhil.
7 Haziran seçimleri gecesi sabaha karşı 2’de Başbakan Paşinyan’ın basını toplayıp zafer ilân etmesinden itibaren bir nevî “oldu bitti maaşallah” havası estiriliyor. Ne ki sahadaki cereyanlar pek öyle demiyor.
İlkin, Avrupa’dan gelen AGİT bünyesindeki Demokratik Kurumlar ve İnsan Hakları Ofisi, AGİT Parlamenter Meclisi, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi, Avrupa Parlamentosu ve Uluslararası Frankofoni Örgütü gözlemcileri itirazları kat’iyen dikkate almayarak seçimlerin gayet mâkul cereyan ettiğini ilân edip çekip gittiler.
Merkez Seçim Komisyonu ciddî itirazları kaile almaksızın alelacele ve seçimden sadece bir hafta sonra 15 Haziran’da “kesin” sonuçları ilân etti. Komisyon âdil ve özgür seçimlerde görülmemiş bir karar aldı: sorunlu sonuç tutanakları gönderen üç sandıktaki oyları yeniden saydırmayı reddettiği gibi bu sandıklarda seçimin yenilenmesini de kabul etmedi. Paşinyan’ın yakın çalışma arkadaşı, partisinin vekili, eski gazeteci Hovakimyan tarafından yönetilen Seçim Komisyonunun muradı, barajı geçerek meclise girmekte olan dördüncü partinin önünü kesmekti. Zira dördüncü partinin dâhliyle hükümet üst düzey bürokrat atama serbestisinden de yoksun kalacaktı. Ve nitekim muradına erdi, şimdilik…
Muhalefetin önde gelen yedi siyasî oluşumu bu oldubitti karşısında önce Komisyon’a, reddedilince de Anayasa Mahkemesi’ne başvurma kararı aldı. Bu partiler arasında genellikle Paşinyan hükümetiyle uyumlu çizgide olan Babacanyan’ın “Cumhuriyet İçin Demokrasi Savunucuları İttifakı”nın da bulunması, sonuçlara ilişkin kaygıların yalnız geleneksel muhalefetle sınırlı olmadığını ortaya koyuyor.
İtirazlar, seçim sonuçlarının geçersiz sayılması, bazı durumlarda seçimlerin yenilenmesi ya da başka hukukî çözümlerin uygulanması taleplerine ilişkin.
Mahkeme tüm başvuruları tek bir yargılama süreci kapsamında değerlendirmek üzere duruşmayı önümüzdeki cuma saat 11.00’de gerçekleştireceğini açıkladı.
Mahkemenin itirazları, büyük olasılıkla reddedeceği yorumları yaygın. Ne ki bundan sonra suların durulacağını söylemek pek mümkün değil. Muhalefetin, arasındaki tüm anlaşmazlıklara rağmen ilk defa birlikte hareket etme ve hükümeti, ikinci partinin lideri Karapetyan’ın demesiyle “sokak dâhil, her yolla” protesto etme olasılığı yüksek.
Bunlara Eçmiadzin Kilisesi rahatsızlığını, kanayan yara Dağlık Karabağ’ı, Azerbaycan’ın bitmek tükenmek bilmeyen talimatlarını ve Türkiye’nin depreşen Turan rüyası ile Soykırım inkârcılığını ekleyince Hayastan demokrasisinin önünde çoktaraflı bir meseleler yumağı duruyor.
Paşinyan seçim döneminde halka istikbâl olarak “Tarihî Hayastan mı Gerçek Hayastan mı, Diaspora mı Hayastan halkı mı, Soykırım mı Dostluk mu, Ararat mı Aragats mı, Savaş mı Barış mı, Rusya mı Batı mı, Kanaatkârlık mı Tüketim mi” tercihlerini sundu. Bu kutuplaştırıcı ve sorunlu ikilemlerin toplumda etkileri daha yeni yeni ortaya çıkıyor. Tercihlerin dolaylı tarafı olan AB, Azerbaycan, Rusya ve Türkiye ise mütemadiyen yaralara tuz basıyor.
Memleketi, Rusya’ya karşı tamamen kendi tarafına çektiğini zanneden AB kat’iyen tutamayacağı üyelik vaatlerinde bulunmaya devam ediyor.
Azerbaycan geçen yazılarda sözünü ettiğim, anayasadaki Ermeni toprağı Karabağ atfını ilga edecek referandum konusunda, yetersiz meclis çoğunluğundan ötürü yapılamayacağını bile bile, ısrar ediyor. Yetmiyor, 17 Haziran’da Nahçıvan’ın Ordubad kentinde “Batı Azerbaycan’a Dönüş” festivali düzenliyor; orada konuşan Azerbaycan Meclisi Başkan Yardımcısı Askerov, “her Batı Azerbaycanlının atalarının topraklarına geri dönme hakkı vardır” buyuruyor.
AB’nin girişimlerinden iyice huylanan Rusya, eli kolu kendine bağlı Hayastan’a artan dozda baskı uygulamayı sürdürüyor.
Trump Yoluna “Turan Koridoru” adını veren Bahçeli, “Turan Koridoru açılacaktır. Ermenistan ya eski işgal zihniyetinin, diaspora arayışlarının, rövanş heveslerinin peşinde savrulacak ya da bölgenin yeni gerçeğini kabul ederek kalıcı barışın kapısını aralayacaktır” diyerek Türkiye’nin Hayastan’a bakışını bir cümlede özetleyiveriyor.
Böylesine karmaşık siyasî, iktisadî, içtimaî verilerin mahallenin yegâne demokrasisine kalıcı zarar verme potansiyeli az buz değil.
*Hayastan (Ermenistan E.N.)


