Hukukun ayaklar altına alındığı dünyadan iki iyi haber

9 Ekim’de bu yılki Nobel Barış Ödülü’nün Güney Afrikalı hukukçu Navanethem “Navi” Pillay’a verildiği açıklandı. Diğer iyi haber de Avrupa Parlamentosunun “Düşünce Özgürlüğü için Saharov Ödülü”nün bu yıl Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne (UCM) ve kurumun tüm yetkililerine ortaklaşa verilmesi.
Filistin Soykırımı konusunda başından beri son derece ilkeli ve kayda değer çıkışlarıyla tanınan bir kadın hukukçunun Nobel Komitesi tarafından onurlandırılması gayet anlamlı. Batı’nın yüz kızartıcı inkârcılığını da hesaba katınca ödülün değeri katlanıyor. Üç yıldır süren Soykırım esnasında Komite bu faciaya uzaktan yakından değen bir seçim yapamamıştı. Geç olsun da güç olmasın diyelim.
Pillay’a ödül, barışın ve devletlerarası hukukun geliştirilmesine yönelik çalışmaları, Güney Afrika’daki sabık Apartheid Rejimine karşı mücadele eden aktivistleri savunması, 2008–2014 yıllarındaki BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri görevi esnasındaki çabaları ve savaş suçları, insanlığa karşı suçlar ile soykırım faillerinin hesap vermesi için sürdürdüğü faaliyetlere binaen verildi.
Ve elbette ödülün açıklanmasının ardından bekleneceği üzere bir dolu tartışma yaşandı. Bu, 10 Aralık’ta ödülü kabul konuşmasından sonra da büyük olasılıkla sürecektir.
Evvelen Pillay ödülü adalet mağdurlarına adadı ve uluslararası suçlardan sağ kurtulanlar ile uluslararası adaletin savunucularını andı.
Barış Ödülünü saplantı hâline getirmiş olan dünyanın en başbelâsı Trump, ödülü ve sahibini yok saydı ve bir kez daha “dünyanın her yerinde savaş bitirme kralı” olmasından ötürü esas kendisine verilmesi gerektiğini iddia etti. Pillay ise ödülün açıklanması sonrasında durmayan alkışlar dinmezse ödülü Trump’la paylaşabileceği şakasını yapmak durumunda kaldı!
Trump yönetimi Pillay’ın açıklandığı gün UCM’ye yönelik yeni yaptırımlar açıkladı ve bu defa ilk kez yalnız mahkeme görevlilerini değil, kurumu topyekûn yaptırım kapsamına aldı. ABD’de dört insan hakları kuruluşu da UCM’ye yönelik bu ağır yaptırımlar nedeniyle Trump yönetimine dava açtı.
UCM’nin ortadan kalkması için elinden gelen her şeyi yapan azılı düşman İsrail ise Pillay’in Gazze hakkındaki BM soruşturmasına liderlik etmiş olması nedeniyle ödülünü eleştirildi. İsrail soruşturmanın bulgularını reddediyor, Nobel Komitesi ise ödülü Pillay’in tüm kariyerini ve uluslararası hukuka yaptığı tüm katkıları dikkate alarak verdiğini belirtiyor.
***
Düşünce Özgürlüğü için 2026 Saharov Ödülü dolayısıyla Avrupa Parlamentosu Başkanı Roberta Metsola 15 Ekim’de genel kurulda ödül sahibini açıklarken şunları söyledi: “Avrupa Birliği, çok taraflılığa ve uluslararası kurumlara saygı ilkesi üzerine kuruldu. Avrupa Parlamentosu, Saharov Ödülü’nü Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne ve yetkililerine vererek Mahkemenin uluslararası hukuku ve adaleti koruma konusundaki önemli çalışmalarını takdir etmektedir.”
Mâlum, UCM küresel vicdanı yaralayan ve cezasız kalmış suçlarla itham edilen kişileri soruşturur ve gerekli görüldüğünde yargılar. Bu suçlar, soykırım, savaş suçları ve insanlığa karşı suçlardır.
Mahkeme, cezasızlıkla mücadelede küresel ölçekte önemli bir aktör. Uluslararası ceza adaleti yoluyla, suçlardan sorumlu kişilerin hesap vermesini sağlamayı ve bu suçların yeniden işlenmesini önlemeye yardımcı olmayı amaçlar. Son çare olarak başvurulan bir mahkeme niteliğindeki UCM, ulusal mahkemeleri tamamlayıcı görev üstlenir.
Roma Statüsü adı verilen devletlerarası antlaşmayla yönetilen UCM, dünyanın ilk daimî devletlerarası ceza mahkemesidir. Ödül UCM’nin soruşturmalar, kovuşturmalar, yargılamalar ve tutuklama emirlerinin çıkarılması veya onaylanması başta olmak üzere yürüttüğü çalışmaları öne çıkarıyor.
Avrupa Parlamenterleri UCM’de görev yapan yetkilileri küresel yaptırımlara ve müdahalelere karşı korumak ve mahkemenin faaliyetlerini tam bağımsızlık içinde sürdürmesini sağlamak amacıyla Avrupa Komisyonu’na, AB’nin “engelleme düzenlemesi” (Blocking Statute), olarak bilinen tüzüğü devreye sokması için defalarca çağrıda bulundu. Nitekim 18 Ağustos itibariyle ABD yaptırımları 18 yargıçtan 9’unu kapsıyor. Sözkonusu yaptırımlar ABD’ye seyahat yasağı ve yargıçların günlük hayatlarını dar etme üzerine kurulu. Avrupa Parlamentosunun Araştırma Servisi, 19 Ekim 2026 tarihli değerlendirmesinde, tüzüğün ekinin ABD’nin UCM’ye yönelik yaptırımlarını kapsayacak şekilde değiştirilmesinin gündemde olduğunu belirtiyor.



