Seçilmiş İstanbul Belediye Başkanı ve CHP’nin Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu’nun hapse atılmasıyla yurt sathında etkili mitingler düzenleyen CHP yönetimi, Parlamento çatısı altında yeni bir hamle için partilerle görüşmeler yapıyor, iktidara ve TBMM’ye çağrıda bulunuyor.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, milletvekilliği düşürülen Can Atalay'ınki dahil Meclis'teki sekiz boş sandalyeye işaret ediyor ve ara seçime gidilmesinin zorunlu olduğunu savunuyor.
Özel bu tezine gerekçe olarak, genel seçimlerin üzerinden 30 ay geçmesini ve bir sonraki seçime de bir yıldan fazla süre olmasını gösteriyor.
Şunları söylüyor Özel:
"Anayasa ‘Boşalan üye sayısı, üye tam sayısının yüzde 5'ini bulduğu hallerde, 30 ay beklenmeden ara seçime 3 ay içinde gidilir' diyor. Şimdi ne 30 aydayız, ne son bir yıldayız. Boşalmış sekiz milletvekilliği var. Bir an önce TBMM'nin boşalan sandalyeler için ara seçim kararı alması ve TBMM Başkanının üzerine düşeni yapması zorunludur"
CHP bu süreçte 22 CHP’li milletvekilinin ayrıca istifa edip 30 vekil için bir ara seçim yapılması formülünü de kısa bir süre için gündeme getirdi ancak bu vekillerin istifası TBMM Genel Kurulu’nun onayına bağlı ve TBMM’de çoğunluk AKP ve MHP’de. Dolayısıyla 22 vekilin istifa ettirilmesi düşüncesinden gerçekçi bulunmaması sebebiyle vazgeçildi.
Özel de zaten, "22 milletvekili istifa ettirip ara seçim yapma işi ilk 30 ay içindir" dedi ama ekledi:
"Kimse şöyle düşünmesin. '22 milletvekili istifa etmezse ara seçim olmaz.' O ara seçim olacak arkadaşlar. Anayasa öyle diyor. Olmazsa Numan Bey de bunu sorumluluğunu taşır, iktidar partisi de anayasanın emrettiği bir ara seçimden kaçma sorumluluğunu taşır."
Özel, böyle diyor ancak iktidar havaya bakıp ıslık çalıyor desek yeridir. AKP Sözcüsü Ömer Çelik, 1 Nisan'da yaptığı açıklamada seçim gibi bir gündemleri olmadığını söyleyerek CHP'yi eleştirdi. Çelik, "Dünyanın içinde bulunduğu tabloya bakın, bunun içerisinde CHP'nin oluşturmaya çalıştığı gündeme bakın. Türkiye ve dünyadaki gerçeklerden kopuk bir CHP var" dedi.
MHP lideri Bahçeli de Özel’in ara seçim çıkışına “CHP kapısındaki sıkışıklığı Türkiye’yi karıştırarak aralamaya heves etmesin. Ara seçim yok. Seçim zamanındadır ve Türk milletinin iradesidir. O iradeye de şimdiden saygı duymak lazım” yanıtını verdi.
Erdoğan da zaten "Ne hükümetimizin ne milletimizin yakın vadedeki siyasi koordinatlarında erken veya ara seçimin yer almadığının bilinmesini istiyorum" dedi, geçtiğimiz hafta.
Ne Bahçeli’nin “Türkiye’yi karıştırma” suçlamasının ne de Erdoğan’ın “milletimizin koordinatlarında erken veya ara seçim yok” demesinin demokraside bir karşılığı var. Kaldı ki “Milletimizin koordinatlarını” seçmenden daha iyi belirleyecek kim olabilir ki?
İktidarın “mini seçim”den kaçma gerekçeleri aslında ayan beyan ortada. Ekonomik kriz her geçen gün dar gelirliler için yaşamı daha da boğucu hale getirirken Kürt meselesinde ya da İmralı Süreci’nde atılan adımların seçmendeki karşılığını da öngöremiyor AKP-MHP ittifakı.
Bu öngörülemez tablo ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırısıyla iktidara bir koz daha verdi. İmralı Süreci neredeyse dondurucuya kaldırılmış vaziyette. Atılan adımların seçmendeki karşılığını bir türlü hesaplayamayan iktidar, savaşı bahane ederek yasal adımları atmakta işi ağırdan alıyor. İmralı Cephesi de belli ki savaşın bölgede hangi taşları yerinden oynatacağını anlamaya çalışıyor.
Ancak iktidarı ara seçimden kaçmaya zorlayan esas sebep kanımca Ortadoğu’daki gelişmelerin yani savaşın Türkiye’de enflasyona etkisinin asıl önümüzdeki aylarda kendini iyice hissettirecek olması. Muhtemeldir ki zaten içinde yaşadığımız ekonomik kriz biraz daha derinleşecek.
Dolayısıyla bırakın erken seçimi ara seçim bile zor. Ama demokratik teamüllere sadık kalacaksak en azından sekiz sandalye için “Halep oradaysa arşın da burada” dememiz gerekir.


