İlk işim 2

Mihran'ın bana London Cleaners için kuru temizleme teslimatçısı olmamı teklif etmesi, Toronto'ya yeni gelmiş biri olarak benim için büyük bir şans oldu. 15 yaşında, gençliğimin tadını çıkarmak için kazandığım para yeter de artardı. İlk iş gecem çok yoğundu, çünkü müşteri listesini öğrenmenin yanı sıra kuru temizleme için kıyafetleri teslim edip almam ve tüm düzenli müşterilere kendimi tanıtmam gerekiyordu. Bu, yeni teslimat elemanı olarak aynı cümleleri tekrar tekrar söylemek zorunda kaldığım için monoton bir işti. Bazı müşterileri daha önce asansörde görmüştüm ama hiç konuşmamıştım. Şimdi ise onlarla birebir tanışıyordum. Bir bakıma, çamaşırlarından, kapılarını açtıklarında dairelerinden gelen kokulardan ve bana ödeme yapmak için paralarını almaya gittiklerinde açık kapılardan görebildiğim küçük mobilya veya ev dekorasyonlarından onları biraz daha yakından tanımak ilginçti.
İşimdeki ilk gece, büyük ikramiyeyi kazanmak gibiydi. Bana vaat edilen yüzde 25 komisyon, 30 dolardan fazla çıktı. Ve bu yalnızca, o gece yaptığım üç saatlik iş içindi. Asgari saatlik ücretin yaklaşık iki dolar olduğu bir şehirde yaşadığınızı ve bu miktarın beş katından fazla kazandıran bir işiniz olduğunu hayal edin! Hiç şüphesiz sınıf arkadaşlarım da işlerinde benim kadar çok çalışıyorlardı. Ama ben çok daha fazla kazanıyordum. Düşününce çok adaletsiz geliyor, sınıf arkadaşlarımın ve diğer herkesin de benim kadar cömertçe ödüllendirilmesi gerektiğini inanıyorum. Sonuçta patronlarımız bizden yararlanıyordu. Asıl işi biz yapıyorduk. Benim gibi bir teslimatçı olmasaydı, London Cleaners o binada hiç para kazanamazdı.
İş fiziksel olarak yorucuydu, çünkü her katında 18 daire bulunan 20 katlı binamızın uzun koridorlarında uzun uzadıya yürümek zorunda kalıyordum. Sonunda eve gidip dinlenerek kısa molalar vermeye başladım. Beş dakikalık molalar 10 dakikaya, sonra 15 dakikaya çıktı ve sonunda tüm sınıf arkadaşlarımın hayran olduğu “Happy Days” adlı bir sitcom dizisini keşfettim. Hepsi Fonzy'yi seviyordu. Böylece, salı akşamları “Happy Days”in başlangıcı ve bitişi ile zamanlanmış yarım saatlik molalarım başladı. Aslında tembel değildim. Sadece herkes bu sitcom'u severek izliyordu, ben de kendimi dışlanmış hissediyordum. Molalar ferahlatıcıydı ve dizi biter bitmez işime geri dönüyordum.
İşimin en ilginç yanı müşterilerdi. Kanada'daki sosyal becerilerilerimi onlarla iletişim kurarak kazandım. Beni sevdiklerini hissediyordum, çünkü çalışkandım ve onların isteklerine, şikâyetlerine dikkat ediyordum. Bazıları bir dostluk arayışıyla ya da yalnızlık hissiyle konuşkan davranırlardı. Bazen sohbetleriyle beni uzun süre kapıda tutarlardı. Dinlememek kabalık olur düşüncesiyle kulak verirdim söylediklerine. Ama çoğunlukla ben de onlarla konuşmaktan hoşlanıyordum. İlk kez Şilililer ve Uganda'dan gelen Hintlilerle tanıştım... Pinochet ve Idi Amin'in dehşeti 73 ve 74 yıllarında başlamıştı. Bizim binamız ve genel olarak Kanada, mültecilerle doluydu. Kavramsal sanatçılarla ilk karşılaşmam orada oldu. Aynı şekilde eşcinsel bir tasarımcı ve bir siyasi aktivistle de tanıştım. O güzel bebeği olan, Jamaikalı bekâr bir anneydi. Bir gün bana sömürgecilikle ilgili kalın bir kitap verdi. Zihnimi açacağını söyledi bu kitabın.
Bu ilk işim iki yıldan fazla sürdü. Zamanla müşteri listesi uzadı. Tanıtım yaptım ve işler büyüdükçe binada daha fazla müşteri kazandım. Bina görevlimiz yeni kiracılar binamıza taşındığında bana haber veriyordu. Bir keresinde, Noel civarında, 75 dolar cebime attığımı hatırlıyorum... O geceki satışlar toplam 300 dolardı. Sonunda Mihran ve kardeşi Magar bana evimden yaklaşık 15 dakika uzaklıkta başka bir bina teklif ettiler. Böylece haftada dört gece çalışmaya başladım ve bu biraz yoğun bir tempoydu. Benim sayemde en iyi arkadaşım Hampar da benimkinin yanındaki kendi binasında onlar için çalışmaya başladı. Yıllar içinde London Cleaners'ın müdürü oldu ve yıllar sonra birçok mağazası olan tüm işletmeyi satın aldı. Ben ise lise yıllarım boyunca kuru temizlemecilerde çalışmaya devam ettim, mezuniyetten önce bütün yaz boyunca çalıştığım bir hamburger restoranında iş bulduğumda bile. Hamburger restoranındaki olay ise başka bir hikâye. Üniversiteye başladığımda, Mihran ve Magar'a derslerime konsantre olmam gerektiğini ve onlar için çalışmaya devam edemeyeceğimi söyledim. Böylece binamızda benim yerime geçecek birini buldum. Beyrutlu genç bir Ermeniydi. Sonradan tembel ve sorumsuz olduğu ortaya çıktı. Altı ay içinde binamızdaki işler o kadar kötü gitti ki London Cleaners oradaki faaliyetlerini durdurmaya karar verdi.
Üniversitedeki ilk yılıma başladığımda, Mihran ve kardeşi beni şehir merkezindeki yeni bir binaya atadılar. Haftada iki gece derslerim bittikten sonra kolayca işe gidebiliyordum. İş oldukça rahattı ama gönlüm bu işte değildi. Birkaç ay sonra işi bıraktım. Çalışmalarım, kazandığım paradan daha önemliydi. İşte kuru temizleme kariyerim böylece sona erdi.



