Kurşun çocuk sağlığını olumsuz etkileyen en önemli çevresel toksik madde.
Çocuklar kurşuna temel olarak eski ve bakımsız evlerdeki kurşun bazlı boyaların dökülmesiyle oluşan tozlar, eski su tesisatlarından içme suyuna karışan sızıntılar, çevresel kirliliğin yoğun olduğu bölgelerde havaya ve toprağa bulaşan kurşunun solunması ve küçük çocukların el-ağız (pika) davranışı nedeniyle kurşunlu toz ve toprağı doğrudan yutmaları ve kurşun kirliliğinin yoğun olduğu bölgelerde yetiştirilen gıdaların tüketilmesi yollarıyla maruz kalırlar.
Çocukların vücutlarına giren kurşun yetişkinlere kıyasla çok daha fazla emilir. Buna ek olarak, yetersiz beslenme sonucu oluşan demir, kalsiyum ve çinko eksikliği kurşunun bağırsaklardan emilimini daha çok artırır.
Yoksulluk (düşük gelir), çevresel kirliliğin yoğun olduğu bölgelerde yaşamak ve yetersiz beslenme sorunlarının bir araya gelmesi kurşun maruziyetini artırıcı etki gösterir. Bu durum en çok çocukları etkiler ve çocukların beyin gelişimi ve zekâsı üzerinde yıkıcı bir sonuç doğurur.
Kurşun maruziyeti çocuklarda, gelişmekte olan beyin-sinir sistemine zarar vererek geri dönüşsüz nörogelişimsel bozukluklara, zekâ seviyesinde düşüşe (kalıcı IQ kayıplarına) ve akademik performans düşüşlerine yol açar. Kurşuna maruz kalmanın, ilerleyen yaşlarda dikkat ve konsantrasyon sorunları, davranışsal sorunlar ve sosyoekonomik statüde düşüş gibi gelişimsel ve sosyal sorunları tetiklediği uzun yıllardır dile getiriliyor.
Kurşun riski haritaları oluşturmak
Dünya genelinde gelişim çağındaki çocukların kurşun zehirlenmesine maruz kalması en önemli halk ve çevre sağlığı sorularının başında geliyor.
Pek çok ülke toprak, su ve havada, yetiştirilmiş/işlenmiş gıda ürünlerinde ve çeşitli tüketici ürünlerinde kurşun kalıntısı olup olmadığını belirlemeye yönelik düzenli kontrol ve izleme faaliyetleri yapıyor.
Örneğin ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) tarafından yürütülen "Closer to Zero" (Sıfıra Daha Yakın) programı, bebeklerin ve küçük çocukların gıdalar yoluyla maruz kaldığı kurşun, arsenik, kadmiyum ve cıva gibi nörotoksik ve kanserojen ağır metalleri mümkün olan en düşük seviyeye (ideali olan sıfıra) indirmeyi hedefleyen proaktif ve dinamik bir halk sağlığı eylem programı uyguluyor.
ABD Tarım Bakanlığı (USDA) ile Çevre Koruma Ajansı (EPA) iş birliğinde hazırlanan kentsel ve kırsal strateji programı gıdalar, sular ve çevresel ortamlarda kurşun kalıntısını belirlemeye dayalı sıkı bir kontrol-izleme faaliyetinin yanı sıra tarımsal üretim sürecinde yetiştirilen bitkilerin topraktan kurşun almasını engelleyecek tarım tekniklerinin geliştirilmesini de içeriyor. Buna ek olarak başta su kaynakları olmak üzere çevresel ortamlarda kirliliği önleme/giderme faaliyetlerini de kapsıyor.
Kurşun kirliliği açısından riskli bölgeleri belirlemek
Çocukların kurşuna maruz kalmasını azaltacak/önleyecek çalışmalar yürütmek için öncelikle ülke genelinde il, ilçe ve mahalle bazında kurşun maruziyeti açısından riskli bölgelerin (sıcak noktalar) tespit edilmesi gerekiyor.
Bu tespiti yapmak zor değil.
Kurşun kirliliğine yol açan endüstriyel faaliyetler ile trafik yoğunluğunun fazla olduğu mahaller, eski ve bakımsız binaların olduğu semtler, yoksulluk ve gıda güvencesizliği sorunu yaşayan haneler kurşun maruziyeti açısından sıcak noktaları oluşturuyor.
ABD’de yapılan bir çalışmada, sadece bina yaşı ile yoksulluk (gelir durumu) dikkate alınarak hazırlanan bir harita ülke genelinde kurşun maruziyeti açısından riskli bölgelere dair bir ön fikir veriyor.
Görselde mavi renkle belirtilen bölgeler kurşun maruziyeti açısından riski düşük bölgeleri temsil ediyor. Renk tonu maviden kırmızıya doğru kaydıkça (1 ila 10 arasındaki bir renk skalasında) kurşun maruziyeti riski de artıyor.
Bu çalışmaların ülkemizde de yapılması gerekiyor.
Türkiye’de her vatandaşın girip kendi mahallesindeki kurşun maruziyeti riskini görebileceği, devlet eliyle hazırlanmış şeffaf ve interaktif bir ulusal "Kurşun Risk Haritası" bulunmuyor. Ancak yerel yönetimler, özellikle de İzmir ve İstanbul gibi il genelinde ya da belirli ilçelerde az ya da çok bina yaşı ve yoksulluk tablosunu yansıtan verilere sahip belediyeler bu haritalama çalışmasını yapabilir.
Örneğin 30 Ekim 2020 tarihinde İzmir’de yaşanan deprem sonrası, binaların yaşını ve deprem açısından güvenli olup olmadığını belirlemeye yönelik çalışmalardan elde edilen bilgiler bu amaçla kullanılabilir. İzmir Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde yürütülen çalışmalar kurşun maruziyetinde önemli bir risk faktörü olarak nitelenen eski konut stoğunu belirlemek açısından önemli bir potansiyel içeriyor.
İzmir bir model oluşturabilir
İzmir Büyükşehir Belediyesi, İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) iş birliğiyle yayımladığı Yapı Envanteri Sistemi kapsamında Bayraklı, Bornova ve Konak gibi ilçelerde binlerce binanın deprem güvenliği açısından durumunu ve ruhsat yaşını belirleyerek bir harita üzerinde erişime açtı.
Bu kıymetli çalışma, ilerleyen süreçte binalardaki kurşun boru ve eski boya riskini mahalle bazlı tespit etmek için hazır bir bilgi niteliği taşıyor. Bu bilgilerin hane bazında yoksulluk ve gıda güvencesizliğini gösteren verilerle birleştirilmesi çocukların kurşun maruziyetini önlemeye yönelik çalışmalar için öncelikle hangi bölgelere yönelmek gerektiğine dair büyük bir fikir verecektir.
Kurşun maruziyetini azaltmak amacıyla yürütülecek çalışmaların sadece yerel yönetimleri değil öncelikle Tarım ve Orman Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı gibi mesele ile doğrudan ilgili kamu kurumlarını ilgilendirdiği elbette çok açık. Ancak mevcut siyasal ahvalde öncelikle çocuk sağlığını ilgilendiren bu önemli meselenin konuşulmasını, kamuoyunun bu mesele hakkında bir fikir sahibi olmasını sağlamak gerekiyor.
İzmir bu önemli sorunun ülke genelinde tartışılmasını sağlamak için öncü çalışmaları başlatabilir.
Bu meselenin çözülebilir olduğunu gösterecek bir örnek çalışmaya büyük ihtiyaç var ve (mevcut siyasal ahvalde) bir yerel yönetim bu konuda aktif bir tutum takınabilir.
Yerel yönetimler ne yapabilir?
Kentteki konut yaşı, mahalle yoksulluk durumu ve gıda güvencesizliği verileri CBS (Coğrafi Bilgi Sistemleri) üzerinde haritalandırılarak kurşun maruziyetinin yoğunlaştığı "sıcak bölgeler" belirlendikten sonra ne yapılacak?
Bu soruya çeşitli ülkelerde uygulanan bazı çözüm önerileri ile yanıt vermek mümkün.
a) Mobil Kan Kurşun Seviyesi Tarama Çalışmaları: Kurşun maruziyeti açısından riskli bölgelerde ilgili sağlık otoritelerinin onayı ve gözetiminde yürütülecek kan kurşun düzeyini belirlemeye yönelik bir çalışmayla somut durumun ne olduğunu belirlemek önemli. İl Sağlık Müdürlüğü ve üniversitelerin halk sağlığı bölümleri ile iş birliği yapılarak, riskli mahallelerde mobil araçlarla ücretsiz çocukluk çağı kan kurşun taramaları organize edilmeli.
b) Konutlarda Güvenli Arındırma: Tespit edilen riskli ve eski binalardaki kurşun bazlı boyalar, (Türkiye kurşun bazlı boya kullanılan ülkelerden biri hala) yerel yönetimlerin desteğiyle uzman ekiplerce kazınmalı veya kapsüllenerek çevreye toz yayması engellenmeli.
c) Su Altyapısının Yenilenmesi: Eski mahallelerin su dağıtım ağındaki ve bina girişi ve içindeki içme suyuna kurşun bulaştırma riski oluşturan borular ve bağlantı elemanlarının kurşunsuz alternatifleriyle değiştirilmesini sağlayacak bir farkındalık çalışması başlatılmalı. Mevcut yasalara göre, içme suyu temini için inşa edilen su tesisatı bina girişine kadar olan kısmı kamu kurumlarının sorumluluğunda, bina içi tesisatın sorumluluğu ise mülk sahiplerine ait.
d) Çevresel Zenginleştirme: Kurşunun çocuk beyninde yaratacağı hasarı hafifletmek için risk altındaki yoksul mahallelerde çocukların bilişsel becerilerini artıracak oyun parkları, kreşler, çocuk kütüphaneleri ve bilim atölyeleri açılabilir.
e) Beslenme Desteği: Gıda güvencesizliği kurşun maruziyetini artırıcı bir etki gösteriyor. Vücudun kurşun emilimini biyolojik olarak azaltmak amacıyla, bu sorunu yaşayan çocuklara kalsiyum, demir ve C vitamini yönünden zenginleştirilmiş gıda desteği sağlanmalı.
Sonuç olarak, çocukları kurşun gibi sinsi ve geri dönüşü olmayan sağlık etkileri yaratabilen bir zehirden korumak hem bir halk sağlığı görevi hem de bir sosyal adalet yükümlülüğüdür. İzmir, sahip olduğu yapı stoku verilerini bilimsel yöntemlerle birleştirerek Türkiye’ye örnek olabilecek önleyici bir koruma programını hayata geçirebilecek bilgiye, kapasiteye ve vizyona sahiptir.
Kurşun maruziyetini azaltmaya yönelik çalışmalar çocukların diğer gelişim bozucu toksik kimyasal maddelerden korunmasına da katkı sağlayacaktır.
Yerel yönetimlerin atacağı bu tür proaktif adımlar, sadece dezavantajlı mahallelerde yaşayan çocukların sağlığını ve bilişsel gelişimini korumakla kalmayacak; aynı zamanda kurşun maruziyetinin önlenmesine yönelik ulusal ölçekte bir ortak mücadelenin ve politik dönüşümün de başlangıcını oluşturacaktır.




