Türkiye'de kuduz tartışması 3
Kuduz haritasını nasıl doğru çizebiliriz?

2026 yazında Diyarbakır'da üç yaşında bir çocuk kuduzdan hayatını kaybetti. Birkaç ay önce de Ergani'de bir genç aynı hastalığa yenilmişti. Kuduz, belirtiler başladıktan sonra tedavisi olmayan ama öncesinde aşıyla neredeyse tümüyle önlenebilen bir hastalık. Ondan korkmak yersiz değil. Ne var ki bu korku, Türkiye'de son yıllarda hastalığın kendisinden daha hızlı yayılan bir şeye dönüştü. Kuduz artık yalnızca bir hastalık değil, bir yönetme biçimi. Bir mahalleyi karantinaya alan, sokakları boşaltan, kimin nereye girip çıkacağına karar veren bir rejim. Bu yazıda o rejime bakmak, kuduz korkusunun bizi hangi kararlara sürüklediğini sormak istiyorum.
Karantina artık istisna değil, rutin
2026 boyunca gazeteler neredeyse aynı haberi tekrar tekrar yazdı. Ocak ayında Bitlis Adilcevaz'da bir köy, haziran ve temmuzda Van'ın Edremit ilçesinde yedi mahalle, İpekyolu'nda bir mahalle, Çaldıran'da altı ay boyunca bir mahalle karantinaya alındı. Kalıp hep aynı. Bir hayvanda kuduz saptanıyor, mahalle karantina bölgesi ilan ediliyor, hayvan hareketleri durduruluyor, sahipsizlerle temas yasaklanıyor, toplama başlıyor. Bir istisna olması gereken karantina, tekrarlana tekrarlana gündelik bir yönetim aracına dönüştü. Artık olağanüstü bir tedbir değil, kentin sıradan bir hali.
Karantinanın kendisi meşru bir halk sağlığı aracıdır. Bir salgın odağını çevrelemek, yayılmayı durdurmak için vardır. Sorun aracın kendisinde değil, ne zaman, kime, hangi refleksle uygulandığında. Çünkü bu kalıpta neredeyse her seferinde, karantinanın hemen ardından gelen şey aşılama değil toplama oluyor. Odak bir çiftlik hayvanında ya da ölü bir köpekte saptanıyor, ama tedbir bütün bir sokak nüfusunun kısıtlanmasına, kimi zaman ortadan kaldırılmasına dönüşüyor.
Suçlu ne yaban hayvanları ne köpekler
Asıl çelişki de burada. Sağlık Bakanlığı'nın kendi tanımına göre köpek, kedi, tilki, çakal ve kurt hastalığın ara konakçısıdır. Yani hastalık, tek bir suçlu türün değil, bütün bir ekosistemin içinde dolaşıyor. Yaban hayvanından çiftlik hayvanına, oradan kediye, köpeğe ve insana geçiyor. Türk Veteriner Hekimleri Birliği'nin verileri de kuduzun bu döngüsel yapısını gösteriyor. Kuduz mihrağı 2014'te 529 iken 2026'da 90'a inmiş, yaklaşık yüzde 84'lük bu düşüşü sağlayan da yaban hayatına havadan bırakılan aşılı yemlerdir. Vakalar çoğunlukla kurttan, çakaldan, tilkiden büyükbaşa, oradan kediyle köpeğe geçiyor. Yakın aylarda Ardahan ve Iğdır'da kuduz büyükbaş hayvanlarda saptandı.
Aynı devletin başka bir ağzı ise bambaşka bir harita çiziyor. İçişleri yetkilileri, kuduzun yaban hayatına sıçramasında sahipsiz sokak köpeklerinin önemli rol oynadığını öne sürüp, ülkedeki bir milyon iki yüz elli bin sokak köpeğinin toplanmasını bu gerekçeye bağlıyor. Aynı veriden iki zıt sonuç çıkıyor. Veterinerlik otoritesi hastalığı bir ekosistem döngüsü olarak okurken, güvenlik bürokrasisi oku doğrudan sokak köpeğine çeviriyor. Oysa kuduz bir suçlu değil, bir döngü. Ne yaban hayvanı ne sokak köpeği bu döngünün sorumlusu. Her ikisi de onun hem taşıyıcısı hem kurbanı. Döngüyü kıran şey, bir türü hedef almak ya da yaban hayatıyla teması kesmeye çalışmak değil, o türleri aşılamaktır. Nitekim mihrak sayısını yüzde 84 düşüren de yaban hayvanlarını yok etmek değil, onları ağızdan aşılamak oldu. Şehirdeki kediyi köpeği toplamak ise salgını durdurmaz. Yalnızca aşılı ve bağışık bir nüfusu dağıtır, boşalan yere bağışıklığı bilinmeyen hayvanların girmesine yol açar. Bir türü hedef gösteren her harita, aradığı güvenliği ıskalar.
Tek Sağlık yaklaşımı
Kuduz, insan sağlığıyla hayvan sağlığının ve çevrenin birbirinden ayrılamayacağını yüzyıllardır gösteriyor. Bu yaklaşımın bir adı da var: Tek sağlık. Dünya Sağlık Örgütü, Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü ve küresel kuduz ittifakı, 2015'te ortak bir hedef ilan etti. Buna göre 2030'a kadar köpek kaynaklı kuduzdan sıfır insan ölümü sağlanacaktı. Bu hedefe giden yol da bellidir, toplamaktan geçmez: yaban hayatının ağızdan aşılanması, çiftlik hayvanlarının aşılanması, sokaktaki hayvanların kısırlaştırılıp aşılanarak yerinde bırakılması, insanların zamanında ve ücretsiz korunması. Kuduzu yenmiş ülkelerin hepsi bu yoldan geçti.
Türkiye'nin kendi verisi de aynı şeyi söylüyor. Mihrak sayısını yüzde 84 düşüren toplama değil, aşıydı. Yani işe yaradığı denenmiş bir yöntem elimizde duruyor. Buna rağmen her kuduz haberinde ilk refleks yine toplamak, kısıtlamak, sokakları boşaltmak oluyor.
Bu serinin başından beri döndüğüm nokta da bu. Kuduz karşısında bir suçlu aramak ne çocukları kurtarır ne hayvanları. Virüs, bizim çizdiğimiz sınırları, sahipli ile sahipsiz, yerli ile yabancı, insan ile hayvan ayrımlarını tanımaz. Onu ancak bu ayrımların ötesinde, ortak bir koruma kurarak durdurabiliriz. Bir mahallenin gerçek güvenliği, sokaklarının boşaltılmasıyla değil, insanıyla hayvanıyla birlikte aşılanmasıyla gelir. Çünkü hayvanlara sahip çıkmak bir duygu meselesi değil, politik bir tutumdur. Bir toplumun sokaktaki köpeğe, kediye, güvencesiz komşusuna nasıl baktığı, kimin yaşamını değerli saydığının da işaretidir. Sahipsiz sayılanı korumak, aslında hepimizi kuşatan bir adalet fikrini savunmaktır. Diyarbakır'da yitirdiğimiz çocuğun, Ergani'deki gencin ardından yapabileceğimiz en anlamlı şey, korkuyu bir düşmana yöneltmek değil, o koruma zincirini hep birlikte, kimseyi dışarıda bırakmadan örmektir. Kuduzdan da, korkudan da ancak birlikte korunabiliriz.
Hayvan Günlükleri, resmî arşivlerde yer verilmeyen, yaşamı ve ölümü kayıtlara geçmeyen, sessiz bırakılan hayvanların izini takip ediyor. Onları kuşatan şiddet, ihtimam, adalet ve sermaye ilişkilerine, açtıkları sorularına ve onlarla kurduğumuz bağlara kulak veriyor. Sesli katmanı, Dört Ayaklı Şehir Radyosu'ndaki Sesli Fragmanlar'da yaşıyor.
Kaynakça
1. 2026 boyunca uygulanan mahalle ve köy karantinaları için bkz. Bitlis Adilcevaz Kömürlü köyü (9 Ocak 2026, DHA), Van Edremit'te yedi mahalle (25 Haziran 2026, DHA), Van İpekyolu Arıtoprak (26 Haziran 2026, DHA-İHA) ve Van Çaldıran Kilimli (altı ay, 2 Temmuz 2026) haberleri (Hürriyet, Cumhuriyet, Sözcü, DHA, Klimik).
2. Köpek, kedi, tilki, çakal ve kurdun ara konakçı, çiftlik hayvanları ile insanın son konakçı olması için bkz. T.C. Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü, Kuduz sayfası (hsgm.saglik.gov.tr).
3. Kuduz mihrak sayısının 2014'te 529 iken 2026'da 90'a düşmesi, düşüşün yaban hayatına havadan bırakılan aşılı yemlerle sağlanması, Batı Anadolu'da mihrak kalmaması ve Ardahan ile Iğdır'da büyükbaşta kuduz saptanması için bkz. TVHB Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu'nun açıklamaları (İHA, 19 Ağustos 2026).
4. Sokak köpeklerinin yaban hayatına bulaşta rol oynadığı iddiası ve yaklaşık 1,25 milyon sokak köpeğinin toplanması gerekçesi için bkz. Tarım ve Orman Bakanlığı yetkililerinin TBMM Komisyonu sunumu (2026).
5. 2015'te WHO, WOAH, FAO ve GARC'ın kurduğu birleşik işbirliği, tek sağlık yaklaşımı ve 2030'a kadar köpek kaynaklı kuduzdan sıfır insan ölümü hedefi için bkz. Zero by 30 stratejik planı ve TVHB basın açıklaması, 2024.



